
Şu dünyada ''Hiç sorunum yok'' lafını duyabileceğimiz bir insanın olmaması çok kötü.Angelina Jolie de olsan memen alınıyor al sana bir sorun.Nagehan Alçı da olsan Rasim gibi bir kocan oluyor al sana meme aldırmaktan da büyük bir sorun.Kezban da olsan parasızsın,terkediliyorsun,çirkinleşiyorsun,kırışıyorsun,zayıfsın,işe geç kalıyorsun,dişlerin sararıyor falan da filan da filan da fistan..Demem o ki güzelim hayat denilen üvey baba dizisindeki lamianın ablası bi yerde.Öyle ya da böyle ha güzelleşti ha iyileşti dedikçe içindeki şeytanlığı salıveriyor sana hiç beklemediğin bir anda.
Mutlu olmak aniden gökyüzüne baktığında yıldız kayması gibi anlık,geçici ve heyecanlandırıcı.Mutsuzluklar olmasa mutluluğun anlamı kalmaz tarzı züğürt tesellisi de pilavın yanında gelen kuru cacık misali.Tamam sakin olalım! Ben demiyorum ki hepimiz mutluluk dozajımızı hırtlağımıza kadar alıp sevinç çığlıkları eşliğinde can verelim.Biliyorum olamaz,olmayacak.Mutluluk hakedilen bişey belli ki bu kadar pahası biçilemediğine göre de yüreğimiz ya çok fakir ya da maxi puan geçmiyor koduğum işletmesinde.
Ben de istemez miydim gidip yemyeşil kırlarda yalın ayak dolaşıp hamakta güneş yüzümü yalarken kulağımda müziğimle elma yiyip kitap okumayı?.Bu mutluluk mu? Bilmem şu an ölmüş dedelerimi görsem bile mutluluktan ağlarım ya da kaybolan ilkokul karnelerimi bulsam.Diyorum ya sana ne zaman nerede ne şekilde geleceği belli olmuyor bu şerefsiz eşref saatinin.
Çok mutlu bir çocukluk geçirdim sayılmaz.Doğduğumdan beri gergindim ''Sakin olun herşeyi yoluna sokucam'' umuduyla doğurtturuldum ebeler tarafından.Kısacası bitmeye yüz tutmuş bir evliliği kurtaracak diye düşünülen ikinci çocuktum.Hayat boyu bu misyonu hissettim sırtımda apağır dağcı çantaları gibi.Ben gelmiştim ya hani düzelmeliydi herkes gülümsemeli ve ''Problem yok şimdi mutluyuz'' demeliydi.Ne düzeltebildin mi? diye sorana rastladım bugüne kadar ne de düzelmeli miydi? diye sorana.Olan olmuştu,olması gerektiği gibi olmuştu üstelik.
Tuhaf bir ergenlik geçirdim.Yine herşeyin farkındaydım.Diyorum ya bu bilinç öldürdü beni.Sıktı bacağıma kurşunu süründürdü yerlerde Derya Tunamsı figürlerle .En sevdiğim öğretmenimin adı Günay'dı.Okul çıkışı gidip evinde saatlerce ders çalıştığım öğretmenim.İşte o zamanlar çok mutluydum çok.Farkındaydım da yine ama ufkum genişliyordu işte.Ya da anneaneme gittiğimde karıştırdığım gizli sandık odası.Ohooo ne düğmeler bulup da sevinçten cam çerçeve indirmişiliğim vardı mazide.Zaman geçtikçe yerinde yeller esen ruhu botokslu biri oldum ben.Hani ''Öleyim de kurtulayım'' arabeskinden uzak bir özlem var sanki içimde tam kalbisimin ortasındaki dibisinin köşesinde.
Keşke diyorum keşke anlatabileceğim kadar anlasam keşke.Bilmediğime bildiğim kadar şaşırsam ve kudurmuş köpekler gibi ordan oraya atmasam artık kendimi.Her hafta yeni kararlar almaya çalışmasam.Anlayabilsem nasıl anlayamadıklarını.Ne olurdu marsta yaşayan alkolik bir ayakkabı tamircisi olsam ne olurdu gezegenlikten çıkarılan bir gezegen olarak plüton olup sinirden dünyaya çarpsam?
KEZBAN'IN GALAKSİ REHBERİ ÖPER.