22 Aralık 2015 Salı

Hoşçakal Orospu

Vee yıllardan sonra okul zilini duyup saçımı taramadan,gömleğimi içeri sokmadan çapaklı çapaklı çıkıp okuluma gittiğim muhlis aile evimdeki minik çöplük odamda son gecemi yaşıyorum.Her son bir başlangıç mı yoksa başlangıçlar mı sonları son yapan bilmeden ve bilmek istemeden.

Duygu yüklüyüm kolonlara,duvarlara ve bilumum inşaat malzemeleri.Duvarların dilleri olsa da suratıma tükürseler ahh ahhh.Neyse ki duvar duvarken güzel bırakın şeker de yiyemesin bir zahmet. Ne zaman büyüdüm,ne zaman böyle bir karar aldım? diyor insan içinden.Kapısında acı acı davul zurna çalınan gelin evi misali gidişim buruklu bir sevinç.Kuşağı beline bağlanırken ağlayan gelinleri anlar oldum. Gitmiyorsun neticede sonsuzluğa ama artık o güvenli çatıda da değilsin gibi. Alın bütün çeyrek altınlarımı da ben annemi öpeyim bol bol diyorsun ilkokula yeni yazılmış çocuk gibi. Evet evet şu an resmen okulun ilk günü hüzünsülüğü var.Ama önlüğümü de çok sevdim kahretsin örtmenim

Biraz da İzmir'den dem vuralım bakalım.Sokaklarını karış karış bildiğim,tek bir noktasında bile yaşanmadık hatıra bırakmadığım nüfus cüzdanımda yazılı alın yazım. Ne tuhaftır senelerdir ''senden kurtulsam artık'' dedikten sonra yine romantik romantik bakıyorsun bana bu akşam. Resmen tam ayrılacakken buluşmaya yakışıklı gelen sevgili gibisin he. Ne aşklarım,ne kalp kırıklarım,ne arkadaşlarım kaldı sende değerini bil. BOYOZ GEVREK KORDONla sınırlı değilsin benim için.Daha içli daha östrojen duygulara gark olurum seni düşünce bundan da şüphen olmasın,hep gururlanasın.

Yeni aldığı defterde yazarken eski defterinin kıvrık uçlarını arayan gözlerle gidiyorum. Sana emanet etmiyorum ama çoğu şeyi göz kulak olsan yeter. ''Nasılsa bi ayağımız burda yahu'' samimiyetsizliğiyle de gitmiyorum. Kalbimin bi kısmı nasılsa sende.Hoşçakal aşkım
...

Kezbans 

12 Ekim 2015 Pazartesi

Nerede Kalmıştık?

Şaka maka bloggera geri dönüyorum sanki.Evde zilyon tane işimin olması ve bu işleri öllüğümün tersiyle iktirip ''hayır yeaaa sonra yaparım ki :)'' umarsızlığına eriştikten sonra yine ayakkapları burada çıkardım.Sahi neden blog yazmayı bırakmıştım?

Bir kere uzun yazılar okunmuyordu ve anlatmak istediğimi anlatmaya kalktığımda 95 paragrafta zor bitiriyordum.Ayrıca kitlesi az,sessiz,içine kapanık ve munis kişilerle dolu bir platformda ALLAAAAH TV8'İ AÇIN BE! diyemiyordum.Twitter yaşamıma giren yegane pislik aşklardan biri.Ortaokulda bana OHA SİKİN Mİ VAR diyen platononik aşkımdan bile beter acımasız davranıyor.Ama bir o kadar da hızlı,anlık,coşkulu ve sevecen.Zannediyorum ki bugünlerde olan bütün jeopolitik olayların anlık haberi ufak kalp krizleri,ağlama nöbetleri yarattığından mütevellit yok dedim.Ben eski çorak topraklarıma geri döneyim.Gideyim de emekliliğimi toplamda 5 adet kedisi bulunan bir sahil kasabasında kedilere ''şoppi,luppi,yatti,minci,yutki'' diye isim taka taka kafayı o şekilde yiyip de başlayayım serüvenime.

Kendim hakkında ne kadar az bilgi verdiğimi farkettim daha sonrasında.Çünkü insanlar benim hakkımdaki herşeyi o kadar merak ediyordu ki finansal krizler,dünya repoları ve global borsa buna bağlıydı.Ben! Benim işte ayol sidikli telli turna.Ne bir eksik ne bir fazla.Kiminizden daha gür saçlı kiminizden daha ufak popo.Attığım 20 bin küsür twit ve 4 senedir yazdığım blogta bile kendimden bahsedememişim.Resmen özgeçmişsiz resmen otobiyografiless bir şıllık

Tut ki sevdiğim şeyleri tuttuğum takımı aldığım eğitimleri döşediğim bir kağıt olsam.Ama olamamışım.Zamanla şuyum,buyum,öyleyim,azcuk da şöyle diye diye yapışkanlı notları oraya buraya yapıştırmışım.Hakkımda kısmım arapsaçı.Çivi çiviyi söker budur bunun ilacı...

HAKKIMDA
Devlet hastanesinde doğdum.Doğduğum gün göz kapaklarım yapışık doğmuşum.Bunu duyan halam koridora çıkıp babama ''Karın sakat doğurduuuuuuuuu'' diye bağırmış.Halam çok sever beni hep ölmemi isteyecek kadar çok.Ölüm konularında kafam çok karışıktır.Cennet varsa gitmek isterim cehennem varsa onu da bir görsek fena olmaz.Çok meraklıyımdır.Gördüğüm herşeyi kurcalarım.Kurcaladığım herşeyi bozmam.Fazla konuşurum.Hep bir fikrim vardır.Zikrim yoktur o pahalıdır alamamışızdır.Küçükken hiç ekşın menim olmadı bu sebeple.Zamanla barbielerin memesini kesip ekşın men yapmışımdır.Dedim ya hep bir fikrim vardır diye.

İlk sinema filmim herkül.İlk söylediğim şarkı muazzez ersoy.Muazzez Ersoy'u çok severdim.Nostalji 1-2-3-4-5-6-7-8-99'a kadar dinledim.Hep ünlü olmak isterdim.Ama ünlüleri dışarda gördüğümde tanımıyormuş gibi davranırdım.O zamana kadar hiç ünlü görmemiştim ama olsun görsem tanımazdım.Bir kere türkücü kubat yanağımı sıkmıştı.Yıllardır bunu anlatırım.Size de anlattım dinlediniz.Dinlemeyen varsa kubata sorabilir çünkü kubatı tanımıyorum.

Ailenin en küçüğüyüm.Benden sonra sperm tutmamış.Yapacakları varsa da yapmamışlar bunla idare edelim bari demişler.Okula yazdırmışlar.İlkokul öğretmenimi okuldan attırdım.Hiç futbol oynamadım.Oynayanlara hayran hayran baktım.Sarı kart neye verilir bilmem ama kırmızı karttan korkarım.Hiç kırmızı kart almadım kesin pahalıdır.Çok param olsun isterim ama hiçbişey yapmam.Birgün kayıp ailem beni bulacak diye senelerce bekledim.Ama asıl ailemi kaybettim.Babam kore gazisi adı Chen-Kojir.Evde hep pilav yeriz.Ve tokio hotel hiç dinlemedim.Oradaki adam mı kadın mı tartışmalarından ziyadesiyle sıkılırım.Sıkılırsam yalan söylerim.Söylediğim yalana inanırım.Mesela Chen-Kojir kim bilmem? Hatta hiç pilav da yemedim.Yersem ağlarım.Ağlarsam anam ağlar gerisi yalanlar inandıkça güzel.

Lise çok güzeldi ya kesin toplanıyoruz muhabbetlerinden kaçarım.Lisede rakçıydım,üniversiteye 1 kere gittim.Kayıt oldum çıktım.Bir daha uğramadım.Ara ara kaç almışım diye merak edip okulun sitesine girerim.Belki AA vermişlerdir diye inandım.Verirler mi vermezler.Olsun.Bütün ilkokul,lise karnelerimi biriktiririm.Hiçbirine bakmam.Takdir belgesi az aldım,teşekkür belgesine ne demek yahu indir o elini teessüf ederim derim.Belgelerle konuşurum.Geçen ay vergi dilekçesiyle yemeğe çıktım mesela.Çok hoştu fakat evliymiş.Boşatmak istemedim.On sene önce annem ve babamın boşanma belgesinde benim cinsiyetimi yanlışlıkla kız olarak yazmışlar.O günden beri ben kızınızım derim.Yaz kızım hanım bana torpil geçmiş.Yaz kızım hanıma burdan sevgiler inşallah terfi almıştır.

Çok sevgilim oldu.Hepsini sevmişimdir.Sevince severim,sevmezsem de severim.Düşününce anlarım anlayınca sevmem.Ama artık sevmiş olduğum için elimden de çare gelmez.En son sevgilime şişe attım.Yaparım böyle şeyler.Olimpiyat şampiyonuyum.Büyük büyük ödüllerim var.Gülle dalında ülkemizi hiç temsil etmedim.O sırada ülkemizde değildim.Olsam ederdim ama şişe atıyordum.Zaten ödüllerim de yok olimpiyatlarda üzgünüm.Aslında şampiyon değilim şampiyon kokoreç.Güzel yemekleri severim.Güzel yemekler yapamam.Elimden az şey gelir.Elimden gelmeyen de kendi kaybeder derim.Gitsin başkasının elinden gelsin derim.Başkasının elinden gelene şaşırırım.Hoşgeldin derim.Terlik uzatırım.Görgü kurallarına bayılırım.Şarabı koklar içerim.Koklamayanla görüşmem.Çok fazla dünya turu muhabbeti yapan insanlardan kaçarım.Hiç yurtdışına çıkmadım.Prag'da ne meşhur bilmem.Ama dinlerken kafa sallarım.Elbette osu meşhurdur aferin derim.Biliyormuş gibi yapma hastalığım var.Onun için tedavi gördüm.5 sene hastanede yattım.Ama doktor anlatırken hep biliyorum zaten diye kafa salladım.Çıkardılar.Antibiyotik sevmem.Her bokta ağrı kesici içen insanla eldivenle tokalaşırım.Dantelli eldivenlere bayılırım.Balolarda hep dantelli eldivenlerimi giyerim.Ama henüz bir baloya davet edilmedim.

Türkü bar sevmem.Ağır saç yağı kokan canlı müzik barları da sevmem.Genelde youtubedan müzik dinlerim.Hadi bize bir şarkı aç dediklerinde aklıma şarkı gelmez heyecanlanırım.Youtubeda yanda ne çıkarsa ona tıklarım.İnsanları zevklerimle mest ederim.Çok fazla arkadaşım vardır.Hepsiyle görüşürüm.Haftaya kesin yapıyoruz dediğim herşeyi ertelerim.Ertelediğim şeylerden de çok korkarım.İkiz kardeşim yok.Olsa onu bir mahsene kapatmak isterdim.Ertelediğim işleri istediğim zamanlarda benim için yapsın diye kapıyı açardım.Belki de mahsendeki ikiz kardeş ben olurdum.Yine korkardım.Allah korurdu.Tövbe tövbeydi de insan insan mıydı?

Yazları çok terlerim,kışları çok üşürüm,sonbaharda hep ıslanırım,ilkbaharda alerji olurum.Mevsimler benlik değildir.Uzaya gitmek isterim.Henüz Bergama'ya kadar gidebildim.Ama bu işler yavaş yavaş.
Hakkımda şeyler yazmaktan hoşlanırım.Sonunu getiremem.Burada bitiririm belki de
devam ederim?

KEZBANS ÖPER:)



11 Ekim 2015 Pazar

Şimdiki Aklım Olsa

Kaybettiğin kadar sevilirsin,düzdüğün kadar büzülürsün,ettiğin kadar ekilirsin,şoppala yaptığın kadar poppirik olur.

Hep bir nasihat hep bir hayat tecrübesi.Ben bütün bunları yaptım aman sen sakın yapma! Eğer yapmazsan da başkalarının kafasına vura vura anlat yapamama yapma döngüsü.

Ne kadar hoşnutuz o çektiğimiz acıları gün gelip üstünde pötikare desenli bezi olan kapaklı piknik sepetimizden çıkartmaya.Al bakalım bende de bu var:) Toplanın iftar yapıyoruz.Öğüt iftarı! Ben daha çok yaşadım ben daha fazla çektim koyayım mı biraz daha? Hayır teşekkürler kafii çünkü ben yanımda ŞİMDİKİ AKLIM OLSA getirmiştim.

Nedir bu şimdiki akıl? Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler diyor mesela Aksu? Bunu dediğinde henüz kariyerinin başlarındaki genç bir minik serçeydi.Şimdilerde kokoyin partilerinin prensesi müzik piyasasının escobarı.O zaman kaybolan yıllarını alsa bu zamana 3-5 çiziğe satar mıydı? Bilmiyorum.Sorularımın cevabı yok.Cevaplarım sorulanmalı.Kafam karışık ve artık büyümek istemiyorum.

Her gün uyandığım dünyada,o gün hayatta olmayan ama olacaklar adına farklı deneyimler edinmekten yoruldum.Ne için ilerde götüne avuç avuç ağrı kesici merhem sürerken ''ben ettim siz etmeyin'' demek için mi? Ne münasebet ben etmişsem iyidir.Hatta daha da edilecek varsa getirin edinilililinilinsin! Kafam dar bir koridor ve ben o koridorda günde 100 kere çığlık ata ata koşuyorum.Delirmenin ayıbı olmaz.Herkes yaşar gün gelir bamya ayıklarsın gün gelir barların tepesinde zıplarsın son ses müzikler eşliğinde.Ama yine de sensindir.İkisi delilik arasında fark yok işte ()
yine aksu'dan alıntı yabtım azına sıççam senin bekle serçe

Eskiden herkes çok temizdi,herşey çok güzeldi,saygı vardı,şoppili yoktu,buffulu geldi,hoppili oldu'lardan da bıktım.Gelin kardeşlerim elele tutuşup koskoca bir pencereden 500 bin kişi atlayalım o halde? Hatalarımız ve çektiğimiz dönemsel acılarla bu kadar övünüp geçmişi bu kadar ballı pudralı anlatmak da patolojik çünkü.Valla ben anı yaşıyorum.İstersem öleyim dedim geçenlerde.O an dedim tabi bunu anlık.Anı yaşadım ve bittim.Sonra kendi cenazemi düşündüm.Büyük bir tabut olacak Atatürk Kültür Merkezi Sahnesi'nde.Çıkıp konuşmayı Haluk Bilginer yapacak ve alkışlarla sonsuzluğa uğurlanacağım.O iğrenç fotoğraflarım ve sik sok twitlerim projektörle yayınlanacak dandik bir slayt eşliğinde.Çıkışta herkes bir değeri kaybettiğini bilecek.Bir değer! Yani haberlerde öyle söyleyecek ve haber bandımın ardından dönen hayvanat bahçesine yeni gelmiş sevimli panda yavrusu MOJİnin komik görüntüleriyle herkes tarafından sonsuza kadar unutulucam.

Bak sen şu halime.Ben koskoca ben? Ne acı ne kadar gücenik? İnsan kendi ölümünü düşündüğünde acaba kimler ağlar arkamdan fikrinden çok ayyy yazık kız bana orda yatıyomuşum mesela off yazık ayol ayy bak nasıl kalmışım o taşta PUUU! diyip hayali kapatıveriyor en heyecanlı yerinde.Çünkü çok değerliyiz çünkü o pamukçuk o popocuğa giremeyejek ki:) Oyyy guju guju guju çeni :)

Bilin ya da bilmeyin tecrübe,edinim,kaybedim veya kazanım hiçbiri sizi siz yapmıyor.Belki birgün parkta torunun salıncakta 250 km hızla sallanırken sen diğer banktakilerin beynini sikmek için canla başla çalışıyorsun sırf bunlar için.Senin doğrun,senin olduğu müddetçe güzel çünkü.Sen yoksan hoşçakal doğrular...

KEZBANS ÖPER:)

25 Haziran 2015 Perşembe

Sessizlik

Hayatlarımız ne normalize edilebilecek kadar sakin ne de görmezden gelinebilecek kadar küçük.Bugün yaşadığımız her şey bizi biz yapmaktan çok bizi sizsizleştiriyor.Allahım ne kadar deniz sekilik cümleler.Alt tarafı flütçü bir şoparla takılıp uyuşturucu batığına saplanmaktan başka ne gördü? Çok şey gördü bence.Kimsenin göremeyeceği kadar çok şey.Konu deniz seki akalın kurt değil konu ben de değilim sen de değilsin.Bir kere de konunun içinde olmayalım objektif de bakmayalım.Konu geçsin bitsin gitsin üstümüzden.

Yaşamda edindiğim küçük şirin süs köpekliği rolüme bugün son vermek istiyorum.Hayır hayır gayblogger bloguna son kez yazıp veda etmedi.Ölüm hiçlik benim için.Hiç olmasını istemem bu kadar her şeyin de.İntihar edemeyecek kadar canı tatlı ve kollarını öpen biri son bi mektup yazıp gidemez zaten bu hayattan.Belki dev bir tepegözle gökyüzüne ''Amına koduklarım...'' yazıp veda edebilirdim ama henüz bilimin gelişmesini bekliyorum diyelim.

Bugün kendimle yüzleştim.Ne kadar sahte ne kadar kolay bir insan olduğumu küçük bir maratonun ardından öğrendim.Bu zamana kadar beni diğer insanlardan ayrı tutan tek özelliğimin lafını esirgemeyen ve karşısına geçenin alnına şaak diye yapıştıran bir ibne olmaktan geri kalmadığını biliyordum.Ben riyakar tahtların pamuk kraliçesiydim kırmızı başlıklı sindrellası.Anladın işte hepsinden az bişey koymuştum kendime.Sevilmenin verdiği yükü taşıyamayacak kadar kalbi cüce ve bir o kadar da 7 tane değil.

Sevilmek.Ahh sevilmek.Bir kedinin bile sadece küçük bir kafa okşanışı için ti teber yollardan yanına gelip sana ver bi beşlik diye kafa sallaması işte.Sevilmek en yanlış söylediğin cümleleri bile düzeltemeyecek kadar naif ve hassas düşünen birinin yanlışlarını hayatına bile isteye geçirmesi.Ben sevildim.Ama sevildiğim kadar sevmedim

Sevgi mi ağır geldi insanlık mı? Kendime sayıp döktükten sonra huzur dolan içimle gidip alışveriş mi yapıcam? Bunu kimin okumasını istiyorum? Aaa bak kendine bunu bunu demiş evet ben bu insanın canına okudum mu denecek? Canım okundu.Canımı okuyorum gerçekten.İçimden salisenin 7 virgül 5inde geçen her duyguyu karış karış cümlelerde kelimelerde arıyorum.Şarkı dinliyorum bol bol.Anla işte be damızlık inek acı çekiyorum ben.Her gün yaşadığın otobüs yolculuklarındaki ayakta duran kulaklıklı ve mutsuzum.Bitmeyecek belki üzüntülerim yarın da sana üzülücem sonraki gün de?

Ödeşmek istiyorum her konuyla tekme tokat ödeşmek.Sen bana 10 tane vur ben sana 1 tane demek istiyorum şehir barzosu dövmeli kaslı abi gibi.Yazmaktan başka birşey gelmiyor aklıma.Gidip sarsa sarsa ağlayamadıktan sonra kimseye.Yolda durudurup ''bakın hayat çok fena'' diyememek koyuyor en çok.

Aklıma tuhaf şeyler geliyor.Birinin hayallerini elinden almaktan çok korktuğum zamanlar.Bebek fıstık geliyor aklıma.Sen anladın onu.Bilin ki yüreğim ne kadar darlansa da kendimi iğrenç hissettiğim gerçeğini değiştirmek için tekrar inşa etmeyeceğim bişeyleri.Bu şantiye böyle kalsın benden mimar olamadı.

Kime ne kadar özür dilesem diye düşünüyorum.Tek tek özür dilemelik listeler oluşuyorum kafamda.Sabah niye bakkala öyle dedim? Ayıp oldu yarın sabah 1 değil 2 ekmek alınacak.Ağzımdan çıkamayacak o 2 değersiz sözcüğü putlaştırmıyorum kafamda.Sebebi ne olursa olsun telafisi yapılır herşeyin hallederiz be nefes alalım biz.

Nefes alamıyorum içimde çöp kutusu başında 5-6 tane öğrenci kalemtraşıyla kalem açıyor.Bır bır konuşuyorlar.Hepsi de ne kadar pasparlak zekiler önleri açık.Susun artık yerinize diyorum! Kendimi bildim bileli hep orada duran bi tanesi var hele ki hiç ayrılmıyor o kutunun başından.Belki çok tembel belki de hepsinden zeki.Bütün duymak istemediklerimi ondan öğreniyorum.Sen kötü bir öğretmensin diyor bana kalbim.Keşke bilsem de öğretsem bize bişeyleri.Ne olduğunu bilmediğim bir arazide rehberlik yapıyorum bana.Sonunda yeşil vadiye ulaşıyorum ve ayaklarımda serinlik...Hoş hayaller güzel seraplar bunlar.

Düzlüğe çıkamayacak kadar tümsekteyim boynum kıldan ince ve söylenecek her lafa kafa sallıyorum.Ben buyum diye göğsünü gere gere gezmekten acizim.Bittim ve tükendim sanki.

İyi günler düşlemiyorum.Düşengeç oldum belki.Belki hala her şeyi çok seviyorum.Belki beni ben olduğum için sevenleri sevdim.Yolum çok uzun ayaklarım nasırlı ve şişmiş.Yürü ya kulum diyor bana yukardan ince sesli ve utangaç allah.

Çare olamadığım herşeyi sırtıma alıp yürümek,yürümek nemli topraklarda...
Sonunda yeşil vadiye ulaşıyorum ve ayaklarımda serinlik...


29 Mart 2015 Pazar

Yirmüç

İşte koca bir yaşın daha son günü.Bak bakalım Cahit Sıtkı şiirine ne kadar yaklaşmışsın? Yaş 35 mi yo yo henüz hala izmir'in plaka kodu benim için.Tamam yaşlılık edebiyatı yapmayacağım hala dipdiri ve gencim çünkü.Akrep ve yelkovan 12de buluştuğunda yine genç kalıcam.Çok da iyi edicem pek de iyi.Balkonlara çıkıp alkışlayacağım ya da dışarda 2 sene sonra yüzünü bile görmeyeceğim arkadaşlarıma sarılarak ateş edeceğim yere göğe.Güzel işte mutlu olacağım ben.Her sene isteklerime istek eklense de istemeye devam edeceğim.Süper bişey bu insan olmak.Yolda gördüğüm her hayvana,bitkiye insan olmayı tavsiye ediyorum zaten.Sen de ol diyorum umarsızca köpekler gibi dağıta dağıta insan ol köpek kardeş.İNSAN OL!

Her anını kafama sicim gibi yazdığım o muhteşemkulade hayatımdan bak bu sene de neler geçmiş? Yaşamış,görmüş ve feleğin çemberine 40 kurşun sıkmış,siz yokken ben burdayım nidalarıyla dünyaya kamp kurmuş ölmemiş ölümlülerden bir adet olmuşum işte.

Neden varım? sorusuyla uyandığım sabahlardan bi haber ''iyi ki varsın'' diyerek beni tenzih edenlere inat mumları üfleye püfleye göt kıllarımı beyazlatmaksa amaç,evet yapıyorum bunu.''Sen olmasan borçlarımızı kim öderdi'' düşünceleri gölgesinde.Şaka maka artık büyüdüğümü elimdeki faturalardan çok banyoda 3 aydır üstünden toz bezi geçmeyen sikindirik aynalar söylüyor işte.Eskiden baktığım o meraklı ve iri iri gözler zamanla yerini ''amaaaaaan nolacaksa olsun yahu'' ya devretmiş.Saçların içinden geçerken güçleşen tarak yerini çarşamba pazarı ucuzluğunda satılan pırasaların içinden geçmeye bırakmışsa demek ki.OVV AL ORADAN BİR KİLO KELLİK

Zaman ne önemli şey.''Bir dakika bekle'' dediğimiz anda bile oturup 60'a kadar saymayan insanlar kalkmışız 365 günün her münasip gününde kendimizi kutsallaştırıp cicileştirmişiz.Heyyy heyy götüne avuç avuç hemoroid kremi sürerken de bu coşkuyla ol yiğidim aslanım.

Velhasılı kelam olmuşsun işte galakside sus artık,vızıklamadan al oksijenini ver karbondioksitini git diyenleregelsin.Teşekkürler.Yaşamamda ve yaşatılmamda sebebi olan ve olmayan herşey için.

KEZBANS ÖPER:)

4 Ocak 2015 Pazar

Gerdek Rüyası:Gelinlikle Girdin Kefenle Çıkacaksın (2)

Her zaman en heyecanlı yerinde reklama giren ve reklam bitiminde BÖLÜM SONU yazan Türk dizilerinden nefret etmişimdir.Bir önceki yazımın bitişine bakıyorum da insan bir zaman sonra nefret ettiği şeylerin kölesi oluyormuş.Annesine benzemekten korkan bir kadının ilerde çocuğuna annesinden daha despot davranması ve delirmesi gibi.Tabi bunlar ufak örnekler.Yoksa sana her nefret ettiğinin bağımlısı olacaksın demiyorum.Belki de diyorum.Al bu da kafanı karıştırsın okursun...

17 yaşlarımın sonunda nefret ettiğim şeylerden biri de kesinlikle cinsel ilişkiye girmekti.Nedeni çok açıktı.O enfes kurgulu ilk sevişme hayalim tamamen hüsran ve acıyla son bulmuştu.Diyordum ya buluştuğum kişiyle harika bir gün geçirip ardından öpüşmeye başladık diye.Heh işte her şey oraya kadar güzelmiş.Sonrası tamamen mezar başına bırakılan çiçek,hiç bitmeyecek bir türkü gibiydi.

Bulunduğumuz yatak odasının aydınlığı bir anda kapkalın perdelerle kapatılmıştı.İçerde ağır bir günah seremon

isi işlenecekti adeta.Bu biraz korkutucu gelmişti.Sevişmek,,, karanlıkta sevişmek,yüzüne bakmadan dokunduğun yerleri görmeden gizli gizli sevişmek.Belki bu yüzdendir şu anda bile sevişirken bütün evdeki ışıkları açmama vesile mağlum travma.Ama ne olursa olsun ben o karanlık odaya yine kalbimde çiçeklerle girmiş yatağa öylesine uzanmıştım.Soyunmayı henüz istemiyordum.Soyunacaksak bunu adım adım karşılıklı yapmalıydık.Bi nevi oyun olacaktı işte .Sonunda ikimiz de kazanacaktık.Yatakta uzanmış halde beklerken,buluştuğum kişi aniden soyunmaya başlayıp donu altında kalana kadar bu eylemini de gerçekleştirmişti.Yine hayallerimin yıkılması umrumda olmamıştı.Sonuçta diğer aşamalarda da mutlu olabilirdim.Hem bu karşılıklı mutluluk değil miydi? O şu an soyunmaktan mutlu olmuşsa ben de mutlu olmuş gibi davranabilirdim.Şimdi onu hafifçe dudaklarıma doğru çekmeliydim.Derken aniden kafamın üstünde bir elin beni aşağıya iktirdiğini hatırlıyorum.Bu çoğu erkeği yatakta gerçekten itici kılan bişey benim için.Sabret amın oğlu vakti gelince kendi isteğimizle oraya da ineceğiz ama şu an üst tarafınla bağ kuruyorum ben kerroo seni.Neyse ne işte o an aylarca elimle çalıştığım oral seksi deneyimlemek için bir fırsatım olmuştu.Ama bu deneyim biraz farklı gelişiyordu.

Penis denen organ vücudumuzda çamaşır veya pantolon içinde hapsolan günde çiş yapma sayısına göre de dışarı çıkan ve çok fazla hava almayan bir organdır.Bu organın cinsel ilişki öncesi partnerine hoş ve temiz gözükmesi için gerçekten güzel temizleme jelleri ve parfümleri mevcuttur.Bunu bilin diye söylüyorum.Bir cinsel ilişkide penis ne kadar temiz ve göze hoş gelirse o cinsel ilişkinin performansı daha yüksek olacaktır.Tabii o zamanlar bunlardan bir haber olan ben aşağı iktirilmemle birlikte bir donla yüzyüze kalmıştım.Bu benim için hem çok heyecan verici bir detaydı hem de iğrençti.Çünkü burnuma birinin apış arası kokusu semsert şekilde çarpıyordu.Bakın bunları gerçekten zevk olsun diye yazmıyorum hatta yazarken arada bir gaz çıkarıyorum ki midemin ekşimesi geçsin diye.Fakat sevişmeyi,bakireliği,ilk eşcinsel ilişkiyi yaşayacak arkadaşların konuyu yakından görmeleri için bişeyler paylaşıyorum.Yadırganmadan okunsun,yadırganacaksa da sayfa sağ üstten kapatılsın (yazar burada demet akalınlık yapıyor)

İşte ilk oral seksimi yapma anım geldiğinde aslında ben orada olmak istemiyormuşum bunu şimdi daha iyi anlıyorum.Ve sadece görevi yerine getirme amaçlı tiksinerek ağzıma giren bir cinsel organın kokusu gelmesin diye burnumu tıkamaya çalışmak.Oral seksin en zor yanlarından biri de budur.Hem ağzından nefes alamazken hem de burnunla kokuyu engellemek isterken nefessiz kaldığın ve aynı zamanda kusmamaya çalışıp bir de karşı tarafa gülümsemeye devam ettiğin an.Eğer bunu yaşamaya hala devam ediyorsanız şu an sevgiliniz olan o kişiden derhal ayrılmanızı da öneririm.Çünkü zamanla oral seks konusunda tecrübe ettiklerim ve bana oral seksin nasıl birşey olduğunu yavaş yavaş anlatan birini anlatacağım sonra size.Neticede oral seks doğru bir ten uyumu ve arzuladığın kişinin organını gerçekten sevmekten geçtiğini 2-3 sene sonra anladım.(bu konu için ayrı yazı yazacağım)

Yaptığım iğrenç oral seksin ve ''DİŞLERİN BATIYO'' cümlelerin ardından,gözlerim yaşlı halde tekrar atmıştım yatağa kendimi.Bi nevi içimden artık ''malum şey neyse o olsun artık eve gitmek istiyorum çok kötüyüm'' diyordum.Ama beni ben bile duymuyordum.Çünkü günahımı henüz sonlandırmamıştım.Her oral seksin ardından gelen parmaklar tükürüklendikten sonra erkeksi bir tavırla gireceği yuvayı deşeleyen adam görüntüsü beni hep benden alır.Eğer bana genel olarak cinsellikte nereyi resmetmek isterdin? diye sorsalar kesinlikle hiç düşünmeden bu anı söyleyebilirdim.Başkalarına sorsan orgazm anı falan der tabi ama ben bitişlerin hayranı biri değilim.Benim için en güzel şey başlangıçlardaki o haz ve şehvet.Neyse ne bu bölümü uygularken az çok hoşuma gitmişti elbette yalan söyleyemem.Biri bütün işini gücünü bırakmış kan ter içinde benimle ilgileniyordu yahu.Boru mu bu? Tam o anlarda seks yapmanın ve yatakta hissettiğin o sahiplenme ve sahiplenilme hissinin ne kadar ulu ve yüce bir his olduğunu düşünüyordum.İki insanın senkronizasyonu işte şimdi benim için güzel bir ilk sevişme oluşturuyordu.Tabii bu hayran olduğum 3-4 dklık an çok çabuk geçmişti ki diğer ana sıra gelmişti.Artık bedenlerimiz bir şekilde buluşacak ve bir bütün halinde oradan oraya yol alacaktık.İçimde bir cinsel organ hissetiğimde henüz 17 yaşındaydım.Karanlık bir oda,berbat bir sevişme ve oral seks akabinde aniden gelen anal seks.

Anal sekste anüs kaslarının gevşeyip kasılması çok önemlidir.Eğer bir penis de bu işe yardımcıysa prostatınız sıkışır ve tahmin edemeyeceğiniz farklı bir dünyaya kapı açmış gibi hissedersiniz kendinizi.Adeta bambaşka bir his,bambaşka bir canlı gibi.Penis prostatınıza her değdiğinde bulutlar üzerinden düşecekken havada yakalanmış kadar heyecanlanır ve tekrar düşmek istersiniz işte.Tabi bu benim şimdi yapabildiğim özenli tarif.Bunu ilk sevişmem için söyleyemem.O gün buluştuğum kişiye ne kadar da ''Çok güzeldi'' diye palavra sıkıp eve gidip tüm pornoları silsem de bugün öyle değil.Ama insan kötüyü yaşayarak iyinin kıymetini de bilmeye başlıyor işte belki de doğa kanunu belki de benim 17 yaşındaki meraklı tazeliğim.Cevap ne hiçbir zaman bilemeyeceğim.Açıkçası çok da umrumda değil...

Anal seksin bitiminde yatakta öylece yatmış yanımda yatan kişiye bakıyordum.Aniden kalkıp kararttığı odayı aydınlatmak istemesini de hiç unutmuyorum.Bir nevi yaptığı eylemin son bulduğuna ve bir daha yapmayacağına dair bir mesajdı bana .Yani kısaca ''Evine git bebek'' diyordu.Bilemem.Sadece giyinirken odadaki boy aynasına bakamadığımı hatırlıyorum.Ah tanrım ne utanç vericiydi! Artık ben de onlardan olmuştum işte.Onlar onlar! Bilirsiniz o şeyi yapanlar! Tüü yazıklar olsunculardan olmuştum! Ve çoraplarımı bulamıyordum...

Eve ilk girdiğim görüntümü oluşturduktan sonra salona gittiğimde az önceki seks partnerimin bir elinde kumanda bir elinde elma olduğunu gördüm.Onun için görev bitmişti.Hazır ben de giyinmiştim işte bari otursaydım biraz koltuğa.Oturdum.Ağzında elmayı şapır şupur çiğnerken ben daha demin o kan ter içinde oramı buramı öpen,gireceği yuvaları parmaklayan adama bakıyordum.Nasıl yani ya? İlk sevişmemin ardından evde Edith Piaf çalmayacak mıydı? Hani mutfakta yemekler hazırlayıp ağzımıza burnumuza şokellalar süre süre şakalaşacaktık falan? Ohoooooo çok film izlemiştim hem de o filmlerden sonra bu pornoları seyredip 2 farklı muhteşem hayal dünyasını 1 güne sıkıştırmaya çalışmıştım.Kaybeden bendim,hata da bendeydi.Çünkü bütün bunların kurgulayarak gerçekleşmeyeceğini biliyordum.Bu hayattı.

Oturduğum koltuktan 15 dk sonra dikelip gitmem gerektiğini söylemiştim.Eve gidip tüm olanları düşünmem gerekiyordu ve artık kirliydim.Dinen de kirli toplum açısından da kirli en çok da bedenen...

İlk yazının başında da söylediğim gibi:
İlk seviştiğiniz insanın kokusunu vücudunuzdan temizlemeye çalışmak nasıl bir his bilir misiniz?
Eve geldim ve banyomu yaptım.Duşta duvara tutunup acıtasyon sahneleri çekmedim elbette.Fakat artık cinsel ilişkiye girmemeye ölene dek söz vermiştim kendime.Sonsuza kadar bir daha o şeyi asla yapmayacaktım.Ta ki başka biriyle tanışana kadar...

DEVAM EDECEK...


3 Ocak 2015 Cumartesi

Gerdek Rüyası:O Kan O Çarşafa Değecek (1)

İlk seviştiğiniz insanın kokusunu vücudunuzdan temizlemeye çalışmak nasıl bir his bilir misiniz?

Hayır meyhane orospusu tadında bir zeki demirkubuz film girişi düşlemeyin.Bu sadece bizim için ilklerin önemini ve gereksizliğini anlatan müstehcen ve tecrübeli bir yazı...

İlk sevişmemi hatırlamaya çalışıyorum.İlk sevişme...Naftalin kokulu sandıkların açıldığı,edebi yazılara,şarkılara,filmlere konu olan ve ''özel'' olması gereken aslında bir o kadar özensiz ve her şeyden bi haber ilk sevişme.Bakirlik ve bekaret kelimesinin gururla taşındığı yılların ardından gurursuz hissetmeniz için bin kamçıyla bastırılan ne idüğü belirsiz ilk sevişme.Hangimiz ilk sevişmelerimizi hala mastürbasyon malzemesi olarak kullanırız ki? Cevap:Hiçbirimiz! (Tabi hayatımızda 1 kez sevişmemişsek) Bunu bu denli özel kılan yaşadığımız duygulardan çok ''hassiktir ne yaşacağım acaba'' sanrısıdır belki de.Biliyorum ''bu da seks profesörü kesilmiş beeee kalkmış sevişmekli,bakirelikli yazı yazmış ayh kapaat abla'' diyenleriniz de olacaktır.Olsun varsın ben yıllarca ilk ''özel''imi yaşayacağım gün için internette araştırmalar yaptım ufakcık yaşımda bile.Hergün geçmiş aramalarımı silip ertesi gün bir daha bir daha yazdım PEKİ NASIL SEVİŞİCEZ! diye.Bilgi yoktu,düşman çoktu.Okuduğum herşeyin sonunda yine tanımadığım 2 kişinin yatak odasını seyrederken buldum kendimi.BİNGO! Porno! 

Pornolarda izlendiği kadar muhteşem veya berbat mı diye düşler oldum senelerce.Elbet birgün ben de yaşayacaktım.Ama önce şu abinin bu abiyi düdüklemesini izlemeliydim.Emin olun hayatımda yaptığım sekslerden çok porno izlemişliğim vardır.Hepsine kafamda notlar verip kapıştırdığım umrumda olmayan insanların halvetleri.Biliyordum ama birgün benim de başıma gelecekti.Bunu kamera çekmese de ahan da şu gören gözler kaydedecekti saniye saniye benim mükemmel pornomu.Nasıl olması gerektiğini bile kafamda tam anlamıyla oturtmuştum.Bulunduğumuz oda 300 tane mumla dolu olacaktı belki 500 ve bütün bir oda bembeyaz duvar saatine kadar.Aman allahım bakirliğim elden giderken bu beyaz odanın kirlenmiş kapkarası bir ben mi kalacaktım? Evet! Kirlenmek tabirini o yıllarda kafama çok takıyordum.Ben ben bu zamana kadar pıttığını bıttık girmemiş harikulade ben? Öyle şey olur muydu yahu? Evet olacaktı ama pornolardaki gibi temiz temiz hiç terlemeden süper bir görüntüyle.Diyorum ya sevişmeyi ve bekareti pornolardan öğrenmesi gereken nesillerdendim ben de.Al işte sen öyle olmayacaksın bak eşşek kadar yazı yazıyoruz sana babanın hayrına.Öyle ağız burun kıvırmadan oku! Oku da gör o hollywood düşleri ilk sevişmen bir divanda son bulmasın.Ben yandım kızlar yanmasın...

Zamanla bu tatlı ve masum ilk sevişme hayallerim işleri daha da abarttı.Öncesinde bir yemek yiyecektik sonrasında güzel bir sohbet şampanya eşliğinde.Allahım diyordum evet böyle olmalı her şey tamamen kusursuz giydiğimiz kıyafetlerin bile renk uyumu tadında,çamaşırlarımız birbirine değdiğinde odada Calvin Klein kokusuyla dolacaktı.Böyle muhteşem ve böylesine harika bir gece yatakta ufak öpüşmelerle başlayacak ve daha sonra yerini o pornolarda gördüğümüz AY AĞZA ALMA MI O ? neyse işte ondan:(

AĞZA ALMA VEYA BİR ERKEK DEYİŞİYLE SAKSO! (BEN ORAL SEKS DİYORUM)
İşin bu kısmına nasıl geleceğimi bilmiyordum.Çocukluğumdan beri kendi tükürüğümden bile tiksinen biri olarak kendi tükürük kokularım eşliğinde bir başka organı nasıl yalayacaktım? Hem yalamak benim için bir anlam bile ifade etmiyordu.Sanki kakao mu bulaşmıştı ki yalayacaktım? Ay bu olamazdı! Gerçekten bana tersti ama o muhteşem hayalimde bu kısım da olmak zorundaydı.Çünkü bu kusursuz kurgulanmış bir porno olmalıydı.

Oral seksle ilk tanıştığımda hakkında sadece deli gibi salyan aka aka karşı cinsin orasını burasını dillemek vardı.Ne kadar iğrenç diye düşünyordum.Ama bunu başarmalıydım.İşe ilk kendi ellerimden başlamak zorunda kalmıştım.Her porno izleyişimde iş oral seks noktasına geldiğinde elimi ağzıma götürüyordum.Gülme işte amın evladı kendi kendime seksin o mantık dışı güdülerini tecrübeliyordum küçük tuvalette.Ama sonuç her zaman hüsrandı.Ellerim güzeldi fakat ellerimi yalarken ben zaten ellerimi hissedebiliyordum.Ve ne zaman biraz daha gırtlağa doğru gitmeye kalksa o orta parmak bir öğürtü bir göz doluş.Allahım ben napıyordum? Önümde deliler gibi haz alan bir çiftin pornosu elim ağzımda kusmaya ramak varken küçük tuvalette maşrabaya tekme atıyordum! Bir süre sonra ilk sevişmemden bu kısmı kesip atabileceğimi karar verdim.Zorla değildi ya? Bembeyaz odaya kusmak isteyeceğim son şeydi hayalimde. (Oral seksin gelişimini daha sonra anlatacağım)

Bu aşamayı kesip attığıma göre geriye diğer aşamalar geliyordu...

ANAL SEKS

''Eşcinsellik zor valla adamlar götünü veriyor usta saygı duyarım'' vb bir cümleyle karşılaştım geçen gün twitterda.Hayatında hiç prostat orgazmı yaşamamış bir heteroseksüel erkek için ''göt verme'' düşüncesi gerçekten zordur.Nerden mi biliyorum? Heh işte o muhteşem ilk sevişme hayalimin gelip kapıyı çaldığı bölüm anal seksti.Nasıl yapacaktım? Ben ki büyük tuvaletimi yaptıktan sonra bile yetinmeyip duşa giren biri oradan nasıl keyif alacaktım? Yoksa eşcinsel değil miydim? Oral seks sevmiyordum,anal seksten tiksiniyordum ama seksüel anlamda erkekler ilgi çekici geliyordu.Bu uzun bir müddet kafamı kurcaladı.Penisimin her daim erkek bedenine erekte olmaması için günlerce ve aylarca dua ettim.Ya da küçükken olduğu gibi bir sabah uyandığımda bari bir vajinam olsun dedim.Tamamiyle araftaydım.Hem erkeklerden hoşlanıyordum hem de popoma hiçbirşeyin girmesini istemiyordum.Ayrıca o lanet olası zenci pipini de yalamak istemiyordum seni lanet olasıca serseri! (burdan sonrası amerikan filmi dublajı mı dersin şaka şaka)

Gel zaman git zaman anal seks konusunda da fazla bilgiye sahip oldum.Ulan meğer o kucaktan bu kucağa atlayan o harika porno abiler anal seks öncesi bir temizlik yapıyormuş.İşte burası bana bir anahtar veriyordu.Olley demiştim binlerce kez olley.Demek ki beni o muhteşem ilk sevişmeme bir bok parçası engel olamayacak. Anal seks öncesi temizlenmek de ikiye ayrılıyordu.1-eczanelerde satılan anal temizlik ilacı (lavman diye geçiyor ameliyat öncesi kullanılıyor) 2-malum internette herkesin dilinde olan o muhteşem star deniz adlı ablamızın anlattığı duş başlığıyla yapılan uzun süren bir temizlik.Bunu yaptıktan sonra yürü ya kulum diyordu My Gosh.Fakat temizlikten sonra yine anlayamadığım bir nokta vardı.O da nasıl zevk alacaktım? Evet temizsin misk-i amber kokuları eşliğinde o küçük popon fakat seni orada ne mutlu edecek? Bu sefer de evde kendi kendime yaptığım ufak temizliklerin ardından popomu parmaklarken buldum kendimi? Yine napıyordum? Hem hoşuma da gitmiyordu! Tırnağım arada batıyor canımı acıtıyordu.Ne kadar zorlamaya çalışsam da anal sekse odaklandığımda erekte halimi kaybediyordum.Yok yok böyle olmamalıydı bunu gerçekten bilen biriyle yapmalıydım...

İLK SEVİŞME (PİREMSESLER GİBİ BİR GECE O KADAR PİREMSES Kİ CAM AYAKKABISI KIRILIYOR)

Eşcinseller genelde seks yapmak istedikleri vakit çeşitli sosyal platformlarda buluşur. (Neden sürekli bunu belirtiyorum heteroseksüel okuyucum adamı nerden buldun ayol? demesin diye siz zaten bilirsiniz mucuk) Bu platformlarda eğitim,sosyal statü ve hayatta varolunan kişilik hiç önemli değildir.Öyle bir yer düşünün ki sizin bilet aldığınız milli piyangocuyla büyük bir holdingin sahibi kalkmış aynı amaç uğruna buluşmuş.Bunu bilemezsiniz ve açıkçası çok da umrunuzda değildir.Fakat dikkatli de olmak gerekir.Bu gibi platformlarda eşcinselliğini keşfetmeye çalışan insanları dolandıracak,şantaj yapacak veyahut öldürecek insanlar da barınmaktadır.Ne tuhaf değil mi? Bunları bile bile içinizdeki o güdüyü yaşamak için herşeye göğüs gerip yine de BEN BUYUM ULAN demek.Evet twitterdaki arkadaş ''göt vermek zordur'' bize saygı duyduğun için sana saygı duydum.

Herneyse işte bu gibi platformlarda arz ve talep konuşur siz susarsınız.Ben sadece ilk sevişmemi bana yaşatacak hiç ama hiç tanımadığım birini arama yoluna koyulmuştum.Ayrıca dediğim gibi yemekli memekli süper bir romantizm de olacağı için tanışacağım ilk insanla nerden baksan 3-4 ay da muhabbet etmem gerekliydi.Ama bu kadar zamanım yoktu.Belki yarın ölecektim? Belki hiçbir zaman o düşler prensesi olamayacaktım? Elimi çabuk tutmalıydım.O adam bulunacaktı!

Günlerce,haftalarca ve aylarca internette bu platformlarda takıldığımı hatırlıyorum.Buluşma saati verip gitmemeler mi aramazsınız,benim gidip mal gibi 2 saat bekleyip ekilmelerimi mi aramazsınız ohoooooo hepsi gani gani.Bütün manyaklar bende nasılsa yolla abla yollaaa onu da bana yolla.
Böyle böyle umudumu inancımı yitirmeye yüz tutmuşken birgün adeta bu karanlık dünyama güneş doğmuştu.Tanıştığım kişi benden 3-4 yaş büyük görünüşü tam anlamıyla ilk sevişmeyi hak eden cinsten efendi ve kibar biriydi.Onunla yaklaşık 1-2 ay cameralı sohbetler edip her halimizi görmüşüğümüz oldu.(çıplak,ev hali,takım elbise vb..) Bu da benim için artı bir yöndü.Ben taa ki 17 yaşıma beden eğitimi derslerinde bile gizli saklı giyinen insan kalkıp bu adama anadan üryan halimle camera açıyordum.Harikaydı süper bir gelişmeydi benim için.

İyi bir diyalog ve muhabbetin ardından kesin olarak ''hadi buluşalım'' dediğimiz günü de hiç unutamam.O kadar heyecanlı ve paniktim ki banyoda hazırlanırken herşeyi yerlere düşürüp klozete oturup saatlerce kalp çarpıntımı dindirmeye çalışmıştım.Gençlik işte peeeeh.Şimdi bakıyorum da herif kapıya geliyor kornalar çalıyo,telefonlar çalıyor ben hala ya pc başında ya da uyurken falan buluyorum kendimi.Neyse konu bugün değil kes Kezban!

Baştan aşağı kremlenip parfümlendikten sonra buluşmaya doğru adımlar atmaya başlamıştım.Bu sefer kaçmak yoktu,o da kaçmazsa harika bir ilk sevişme olacaktı.İnşallah kaçmazdı.Belki de içimden bunu istiyordum :D Yalan söyleyemem buluşmaya giderken aslında gelmemiş olması benim üzerimden bir baskı kaldıracaktı.Neyse kızlar böyledir işte bilirsiniz kızlar zaaaa xDDD Bir vapur iskelesinin çaprazında kalan parkta buluşmuştuk (allahım ne kadar gerzekçe bir yer git bankamatikte buluş bari amk jhgsjs) Beni gördüğünde gözlerinin içi gülmüştü aynı şekilde benim de gözlerimin içi gülüyor ve bu anları beynime beynime yazıyordum.Evine gittiğimizdeyse hayalimdeki o kusursuz porno dakka bir gol bir iptal olmuş gibi gelmişti.Ev bildiğin evdi.Evdi ya evdi! ULAN BEN BEMBEYAZ BEKLİYORDUM BU NE NAZAR BONCUKLU PERDE! diyip gidemedim elbette.Çünkü artık bu detaylara takılmamaya başlamıştım.Ne kadar romantik bir yemek yemesek de televizyonda zamane yarışma programını izleyip gülüp sıcak bir ortam yaratmıştık.Ama ben tuhaf bir şekilde terliyordum.İlk kez bir erkekle bu kadar yakın temas kuruyordum.Ensesi gözümün önündeydi ve istersem o enseyi öpebilirdim.Gerçekten olağanüstü geliyordu düşününce.Aradan biraz zaman geçtikten sonra bütün düşüncelerimi bir bir uygulamaya karar vermeye başladım.Önce ensesini öptüm sonra dudaklarını sonra sonra köprücük kemiklerini ve boynunu.Olay doğaçlama gelişiyordu.İzlediğim pornolarla alakası yoktu ama bi o kadar da keyifliydi.Mekanik değildik içimizden geldiği gibi davranıyorduk.

DEVAM EDECEK...




23 Aralık 2014 Salı

Güle Güle 2014 Hoşgeldin Kocacım

Merhaba sevgili blogdaşlarım.Her ne kadar artık bu mecrayı sikime takmasam da yeni yıl yaklaşırken yazmak zorunda hissettiğim kişisel ritüelim olan dilek,istek,şikayet ve sızlanma yazılarıma bu sene de bir yenisini eklemek istedim.Adet bu ya,öncelikle bu senenin ufak bir kritiği sonrasında da ''ALLAH SEN BİZE VER PARA'' temalı kısa bir yalvarmayla kapatacağım inşallah.Başlıyorum...

ÇOK ŞÜKÜR BİN ŞÜKÜR SENİ BİZE VERENE OROSPU EVLADI 2014!

Biliyorum bu sene herkes için kötü geçti.Belli bir rasyonel nedeni yoktu belki de ''yooo benim bayaa güzeldi ki:D'' diyenleriniz de olabilir (o halde götünü sikeyim kıraç!) ama 2014 hepimizin içinde ay bitse de kurtulsak hissini yaşatan garip bir yıldı.Ülkenin durumu malum.Siyaset yapıp ''BU SENE ÇİFTÇİMİZE ŞÖYLE DENDİİİ UYAN EYY HALK'' diye yazılar yazamayacak kadar da yorgun ve balık hafızalıyım.Yine de bu sene olan olayları kısa kısa hatırlamak maksadıyla bir kronoloji çıkardım.

1-Tuğba Ekinci'nin Bülent Ersoy'un Programında Delikanlım Söylemesi (OCAK)
2-Benim yeni bir işe başlayışım (ŞUBAT)
3-Ablamın nişanlanması (MART)
4-İrem Derici adlı karının o korkunç ÇOK ŞÜKÜR BİN ŞÜKÜRlü şarkıyı çıkarması (NİSAN)
5-Soma Maden Faciası (MAYIS)
6-Kredi kartı borcumdan dolayı avukatlık olmam (HAZİRAN)
7-Yıllık izne çıkmam ve tatilde barın tepesine çıkıp dans edip pandikler yemem (TEMMUZ)
8-İce bucket challenge yayılması (AĞUSTOS)
9-Twitterda SENİ UNUTACAYIM akımı (EYLÜL)
10-Ablamın evlenmesi (EKİM)
11-Bu Tarz Benim çılgınlığı (KASIM)
12-Gerizeka Tuğçe Kazaz (ARALIK)

İşte kısa kısa her ay aklıma gelen ve internetten de tasdiklediyim olaylara bakarsak gerçekten ne idüğü belirsiz bir yılı daha geride bırakmışız.Çok da bok varmış bunları yaşamışız.Bak yine sinir oluyom!!!! Neyse noyel baba şimdi aşağıda yazacağım dilek ve isteklerime kulak ver yeter.


KEZBANS 2015 DİLEK VE İSTEK LİSTESİ

  • Bu sene en büyük isteğimden biri artık şu heriflerin sakal bıyık modasını sonlandırması.Tamam çirkin adamı güzel yapıyor olabilir ama anlayalım artık kim çirkin kim değil? Ak göt kara göt çıksın ortaya rica ediyorum!!!
  • Rica ediyorum töre dizileri olmasın artık bak şaka maka seneyi 2015 ettik hala berdel yok silahlar atlar ve pislik pislik konaklarda dizi görmek istemiyorum ben tvde noel baba şuna da bir el at allahını seversen:(
  • Bu yıl obez olmak istiyorum.Özellikle böyle aniden 30-40 alayım ki gören tanıyamasın burun kıvırsın istiyorum.Çok sıkıldım slimlikten götüme kot bile olmuyor allaaaaaaaam (bu dilek kişiseldi)
  • Bütün sene bize gavatlık yapan tüm er kişiler bu sene tek tek toplatılsın büyük bir mavi çöp poşetine konulsun ve yanardağa atılsın (küüçük bir istek)
  • Yiğit Karaahmet ve Oray Eğin evlensin.Twitterlarını kapasınlar kadın kadına yaşasınlar noyel baba lütfen! 
  • Twitterda olur olmadık şeye menşın atan takipçilerin elleri kaskatı kesilsin.Yaptığım her espriden sonra ''ahahaha bu iyiydi'' diye tasdikleyen herkeşler taş olsun allah taş
  • Alt kat komşumuz taşınsın ya da bizim kat aniden tepelerine insin dayanamıyorum onalara
  • Sevdiğim bütün arkadaşlarım yanımda olsun koskoca bir apartmanda oturalım hiç olmadı güzel bir adaya taşınalım.Düşünsene noel baba harika olmaz mıydı:(
  • 1.90 boyunda bir sevgili istiyorum (bu kesin olsun)
  • Zengin ama çirkinlerle fakir ama yakışıklılar takas edilsin çevremiz güzel olsun VE BİZE BAKSINLAR
  • Hayvan istiyorum daha çok hayvan bebek koalalaaaarım olsun
  • (Gitgide cıvıtmaya başladım sghsjhgs)
  • Amım da olsun xD
  • İstediğim zaman kullanabileceğim amım olsun ama sikim de dursun?
  • Neyse gidiyom
  • Bitti bitti
  • Bu yazı bitti yani yoksa hiçbirşey BİTMESİN :(

Acı,tatlı bir sene daha böyle gitsin.2014'ü bize aratmayan ah kötünün iyisiydik be dedirtmeyen bir yıl olsun.Musmutlu olalım pasparlaaaaaaaaaaaak.

KEZBANS ÖPER ;)

8 Kasım 2014 Cumartesi

Kader Yahut Silistre

Ne bir amaca araç olmak için varsın hayatta ne de bir gruba hizmet etmek için.Yaşıyorsun işte fiyyyyuuuuyt hemi de cillop gibi.Bir şeye faydalı olmak için mi varsın yoksun o bile belli değil zaten bu bok çukurunda.Bir gün yardım ediyorsun, kendince iyilikler yapıp didiniyorsun işte bi şekilde,belki kasıklarında ağrılar oluşuyor hayatı tokmaklarken belki de kuduz köpekler gibi kaldırımdan kaldırıma atıyorsun kendini.Ama ne için kim? Kime? Nasıl? Neden?

İsmi lazım değillerle geçiyorsa yaşamın ve adını duymak istemediğin kişiler senin isminin harflerinden fazlaysa bu dünyada başlamış oluyorsun işte içinde biriktirdiğin nefret emeklilik sigortasına. At at at kenara at bu insanları.Doldur listeni doldur markete gitmeden önce mutfakta sigara içerken yazdığın SALÇA,PEYNİR sırasıyla.

Niye bu kadar çokuz? sorusu bir zaman sonra bünyede ''niye bu kadar şokum''u getiriyor ya sırasıyla heh heh işte sen de doğru yoldasın demektir it sıpası.Gel gel buraya ense kökünle omuzunun arasına tam bir şaplak atımlık dingosun sen de.Değer veriyorum veriyorum alamıyorumculardansın.Ben çok iyi niyetliyimcilerden. Kes sesini ve oku bakayımcılardan ol

İlk ayet ''Oku'' olmamalıydı aslında.''Tanı'' veya ''Haddini bil'' falan olsaydı belki de en müminlerden mümin ben olurdum Muhammed'e kaptırmadan koltuğu bir İslam kraliçesi markası yaratırdım gönüllerde.Ama yok işte ben inanamadığım herşeye hala el açarak bir umut medet bekliyorum yorganlar altında.

Gel bakayım buraya daha konu bitmedi.Şu şöyle olmaz bu böyle olurculardan ve bizim zamanımızda üpü üpüler lüpü lüpüdüydücülerden de bahsedicem.Herkes herşeyin nasıl olması gerektiği hakkında ne kadar fazla fikre sahip ve bi o kadar da hiçbirşeye sahipler.Bak mesela en yakın örneğim babaannemin çocuğunun kardeşi.Kim bu babaannemin çocuğu elbette babam.Kardeşi de ismi lazım değillerden biri işte.Hooooop at oradan ismimin bir harfine çentik.(nefret)

Durup durup ''sen hep yanlıştın yanlış olacaksın kezban'' diyip bir çöp bidonu indirip kaldırarak emekliliğe erdi.Haa mesleğiyle mi dalga geçiyorum haşaaa.Elimde olsa herkes çöpçü olsun isterim çünkü düğümün son halkası sen oluyorsun artık.Evrene doğaya bir katkı,ayaklı bir greenpeace'sin sen işte hem de yolda durdurmayanından. Ama hayat amcam,çöp,çöp bidonu ve kamyon arasında gelip giderken bana da çok cici davranmadı. Saklama kabında büyümedim ben de.Kızgın yağda çevirttirilmiş bir omlet de değildim ama neyse işte benmar usülü pişen lahana diyelim.

Zengin olmak veya fakir doğmak.Senin için herşey kader ve yukardaki kemalletin tuğcu ayarladı bunu.Doğ,yaşa,çek ve git diyorsun ya içinden yok yok bekle gitme açıklayacağım. Kader işte kader ben olmayı ben seçmedim demek kadar saçma ama bi o kadar da doğru.Belki sensizken sen daha iyisindir! Anladın mı bunu? Yaz bi köşeye güzel şarkı olur. Fakir ama çalışmıyor,zengin ama yüzü güzellerle avuntulu bu eti puf hayatında bir iki düşünce parlasın zihninde.

Sen veya senin gibi değil kimse! Kimse senin gibi de olmamalı zaten.Farklısın,harikasın,ışığını hisset reklam kampanyası yapmıyoruz burda düdük! Biraz düşün sorgula biraz da içlenirken silkelen kendine gel diye yazıyoruz bunları!

Pazartesiden itibaren başlayıp salı son bulan diyetler gibi olmalıyız yine yeni yeniden toparlanıp kalkıcaz ayağa yihuuuuu diye. Bu gaz yazın olsun işte.Kendi yapabileceklerini ekranın şu köşesini okurken bile hayal et ve sonra derin uykuna dal.Kalktığında akşamüstü olmuş olacak ve bütün hevesin yıkılacak.OLSUN! YIKILSIN! Ertesi gün bir daha yap! Her sigara paketini açışında BIRAKMALIYIM derken bul kendini seni ne rahatlatıyorsa onu söyle işte.

Yaşam ödül ve ceza değil seni yaratan unuttu ve gitti kabullenip kin tutmayı bırak artık.Sen sen olduğun için değil sen sen olamadığın için mutlu ol artık!

KEZBANS ÖPER

24 Ekim 2014 Cuma

Az Sus

Bir namlunun ucuna bakan hayatlar beşiğinde sen kimsin ki kırıyorsun beşiğini çekiçle vura vura? Yapmamalıydı! Yapmıştı! Saygı duyulmalıydı! Saygı duyulmamış mıydı? Saygıya ihtiyaç yoktu ki zaten hüzünlenmiştim.

Geçen hafta hayatını kendi arzusuyla sonlandıran Mehmet Pişkin için yazıyorum bunu. Olayın üstünden çok geçmese de köpürüp patlayan gündemlerden akıllarda yer yoksa hatırlatayım.Ölmeden önce videosunu paylaşan adam işte kısaca. Ölmeden video paylaşıp habersizce ölen onca insan varken onu bu insanlardan ayrı kılan ise haberli oluşuydu. Haberli ölüm vedalı gidimdi aslında. Nedense ölümlerde geriye kalana hep son kez konuşamayıp vedalaşamamak koyar ya hani... Mehmet vedalaştığı halde ayrı bir kedere sokuyor insanı.

Öldüğü günün sabahından beri günde 1 kere bu videoyu izledim bazı kelimeler artık beynime kazınmış halde.Ha şimdi şurada bunu diyecek burada gülümseyecek derken sonunda bir müzikle veriyor küsküyü beynime.Düşünüyorum da düşünüyorum durmadan didikliyorum.Tanımadığım,tanıyamayacağım,yaşa da tanışamayacağım biri için neden bu kadar melodramik bi sancı?

Mehmet gibi uyandığım sabahlar geliyor sonra aklıma.Hep o zorundalıklı nefes alıp vermeler,miladı doldurmalık kalp atımları. Yaşamak çok güzeldir,zevk almaya bakmalı,para olsa yaşanır,sevgilim olsa yaşanır,sağlık olsun boklu olsun avuntuları ve bir sürü tırı vırıdan geriye kalan gece uykusuzluğu. Yaşam nedenini sorgulamaktan vazgeçiş ve beynin içinde hiç bitmeyen bir mali müşavirlik bürosu. Tırt tırt fatura tırt tırt günahlar tırt tırt kaçmalıyım tırt tırt sabah olmasa. Gelir gider tabloluları dağları aşmış duygusal hisseler, bölünmüş 55 ortaklı büyük şirketim ben, tapuda vergi borcu çıkmış gönül kırıklıkları değerini düşürmüş arsa.Bitmiyor hesaplar böyle geliyor fiş fiş fiş! Öde şunları gidelim kapatıp bakkal açalım diyor en sıkıştığı yerde şarlatan şey.

Korkuyorum umarım bir aksilik çıkmaz derken de umarım yanlışlıkla bu yaşamımdan daha kötü bir koşulda yaşamaya devam etmek zorunda kalmam diyor işte.Felç kalırsam,kör olursa,bitkisel hayatta makineye bağlı bile nefes alırsam bu videoyu kafama kafama çakın diyor bi nevi.Ölememekten korkmak bu olmalı.Ya gidemezsem diye içi pır pır ederken acaba belki de gitmem dur bakalım fikri içini ferahlatıyor muydu? Bilmiyorum bilemiyoruz bilememeliyiz!

Yakılmak istiyorum,balıklara verilmek istiyorum ya da kadavra olayım derken bile geride kalan vücudu için geriden direktif verecek kadar da dominant.Vasiyet her zaman korkutucu gelmiştir zaten benim için o yüzden cümle kurmuyorum ya ölüm konusu açılınca.Rahmetli şöyle isterdi lafının gizli öznesi olmak bile rahatsız eder beni.

Yazıyı neden yazdım? Yukarda nelerden bahsettim? İntihar mı edicektim? Etmeye cesaret edememek
klavyede tuşlara vurup cümle kurmamı mı sağlıyor? Son şarabım olacak mı? En son dinlediğim müzik önemli olmamalı.Bugün kafayı vurup yatıcam.İçimdeki Mehmetler şimdilik hazır değil.

Uykuuuu

KEZBAN ÖPER




4 Mart 2014 Salı

Neden Delirdim?

Keşke diyorum keşke anlatabileceğim kadar anlasam keşke içinde yaşadığımız yüce kainatı.Ne menem bir sızılı sik ki bu uçsuz bucaksız sonu görülmeyen galakside gele gele dünyada bir mikroorganizma olarak filizlenmem.Ne vardı bir jüpiter köylüsü olsaydım uranüste bir parlemonto başkanının gelini olarak samanyolunda can bulsaydım.Oksijenden,yer çekiminden,iklimlerden,zelzelelerden velvelelerden makili bozkırlardan,hacılardan hocalardan bir merhamet istemeseydim.(Ebru'cum burda senden aldım umarım çocuğun etkilenme....ayyy gündem şakas..DIŞINK!)

Çok değil tam 10 sene önce herşeyin farkına varmaya başladım.İnsanlar her yeni bir günde karşılacağı bir olayı tecrübeliyorken benim fazla otokontrollü,öngörülü ve aşırı farkında bir salak olmam hayattan keyif almamı engelliyordu.Olmayacaktı hayır olmuyordu.Çoğu şeyin nedenini öğrendiğim an sonucunu da nereye varacağını biliyordum.Ben herşeyi bilirim,bildim,bileceğim demiyorum.Ben herşeyi bileceğimi de BİLİRİM diyorum sana.Şaka şaka össye 3 senedir giren birinin edemeyeceği büyük laflar bunlar.Bilgisel yönden yetersiz kaynaklarda yüzsem de BULDUMM BULDUMM DÜNYANIN SIRRINI BULDUM diye geçinip kredi kartı faizlerini hesaplayamayan biriyim zaten.Her konuda yorum ve düşüncem olduğu kadar yaşadığım yaşamadığım ne varsa bu zamana kadar tecrübeyle sabitleyip çoğu konuda master yapmışlığım da yok tabi.''Bizim zamanımızda şopişopiler mopimopiydi'' diyemeyecek kadar da gencim.Ama bir şekilde bu değirmenin nasıl döndüğünü,yaşama amacımızın ne olduğunu,neden nefes aldığımızı ve neye yaradığımızı erken yaşta düşünüp çözümünü astım tavana.Bakıyorum öyle her gece 1 milyoncuda satılan fosforlu plastik yıldızlara bakar gibi

Şu dünyada ''Hiç sorunum yok'' lafını duyabileceğimiz bir insanın olmaması çok kötü.Angelina Jolie de olsan memen alınıyor al sana bir sorun.Nagehan Alçı da olsan Rasim gibi bir kocan oluyor al sana meme aldırmaktan da büyük bir sorun.Kezban da olsan parasızsın,terkediliyorsun,çirkinleşiyorsun,kırışıyorsun,zayıfsın,işe geç kalıyorsun,dişlerin sararıyor falan da filan da filan da fistan..Demem o ki güzelim hayat denilen üvey baba dizisindeki lamianın ablası bi yerde.Öyle ya da böyle ha güzelleşti ha iyileşti dedikçe içindeki şeytanlığı salıveriyor sana hiç beklemediğin bir anda.

Mutlu olmak aniden gökyüzüne baktığında yıldız kayması gibi anlık,geçici ve heyecanlandırıcı.Mutsuzluklar olmasa mutluluğun anlamı kalmaz tarzı züğürt tesellisi de pilavın yanında gelen kuru cacık misali.Tamam sakin olalım! Ben demiyorum ki hepimiz mutluluk dozajımızı hırtlağımıza kadar alıp sevinç çığlıkları eşliğinde can verelim.Biliyorum olamaz,olmayacak.Mutluluk hakedilen bişey belli ki bu kadar pahası biçilemediğine göre de yüreğimiz ya çok fakir ya da maxi puan geçmiyor koduğum işletmesinde.

Ben de istemez miydim gidip yemyeşil kırlarda yalın ayak dolaşıp hamakta güneş yüzümü yalarken kulağımda müziğimle elma yiyip kitap okumayı?.Bu mutluluk mu? Bilmem şu an ölmüş dedelerimi görsem bile mutluluktan ağlarım ya da kaybolan ilkokul karnelerimi bulsam.Diyorum ya sana ne zaman nerede ne şekilde geleceği belli olmuyor bu şerefsiz eşref saatinin.

Çok mutlu bir çocukluk geçirdim sayılmaz.Doğduğumdan beri gergindim ''Sakin olun herşeyi yoluna sokucam'' umuduyla doğurtturuldum ebeler tarafından.Kısacası bitmeye yüz tutmuş bir evliliği kurtaracak diye düşünülen ikinci çocuktum.Hayat boyu bu misyonu hissettim sırtımda apağır dağcı çantaları gibi.Ben gelmiştim ya hani düzelmeliydi herkes gülümsemeli ve ''Problem yok şimdi mutluyuz'' demeliydi.Ne düzeltebildin mi? diye sorana rastladım bugüne kadar ne de düzelmeli miydi? diye sorana.Olan olmuştu,olması gerektiği gibi olmuştu üstelik.

Tuhaf bir ergenlik geçirdim.Yine herşeyin farkındaydım.Diyorum ya bu bilinç öldürdü beni.Sıktı bacağıma kurşunu süründürdü yerlerde Derya Tunamsı figürlerle .En sevdiğim öğretmenimin adı Günay'dı.Okul çıkışı gidip evinde saatlerce ders çalıştığım öğretmenim.İşte o zamanlar çok mutluydum çok.Farkındaydım da yine ama ufkum genişliyordu işte.Ya da anneaneme gittiğimde karıştırdığım gizli sandık odası.Ohooo ne düğmeler bulup da sevinçten cam çerçeve indirmişiliğim vardı mazide.Zaman geçtikçe yerinde yeller esen ruhu botokslu biri oldum ben.Hani ''Öleyim de kurtulayım'' arabeskinden uzak bir özlem var sanki içimde tam kalbisimin ortasındaki dibisinin köşesinde.

Keşke diyorum keşke anlatabileceğim kadar anlasam keşke.Bilmediğime bildiğim kadar şaşırsam ve kudurmuş köpekler gibi ordan oraya atmasam artık kendimi.Her hafta yeni kararlar almaya çalışmasam.Anlayabilsem nasıl anlayamadıklarını.Ne olurdu marsta yaşayan alkolik bir ayakkabı tamircisi olsam ne olurdu gezegenlikten çıkarılan bir gezegen olarak plüton olup sinirden dünyaya çarpsam?

KEZBAN'IN GALAKSİ REHBERİ ÖPER.




20 Ocak 2014 Pazartesi

Ünlü Olmak Başa Bir Bela İse Sen De Yollu Ol

Merhaba sevgili bilok

Seni eskisi kadar sık kullanamasam da göynümde hep yerin farklı öncelikle bunu bilmeni isterim.Hani derler ya geçmişe baktığında iyisiyle de kötüsüyle hatırlayıp mutlu oluyorsun diye.Gerçekten de öyle.Dün ilk yazdığım yazıdan son yazdığım yazıya kadar didik didik okudum kendimi.Aslında 1-2 yıl önce yazdığım yazılara bakınca kendimden utandım.Hani ergenlik fotoğraflarımıza bakarken ''ayyy ben böyle mi yapıyomuşum saçımı'' deriz ya.Aslında o günlerde özgüvenimizi tavana vurduran şeyler bugünün utancıdır.İşte bu tarz hisleri yaşattın bana.Hatta ''oha evet böyle olmuştu ya ahaha şu olay ne komikti'' diye bugün sorsan hatırlamayacağım şeyleri de tekrar zihnimde canlandırdın alacağın olsun.


Neyse kendimi okumayı sevmem ben hatta liseden mezun olduğum gün bütün defterlerimi çöpe ihraç ettim anısıyla tatlısıyla.Günlüklerimi bi zaman sonra ''ben napıcam ki bunları ya atayım bari'' diyip yine hayırlı bir işe vesile oldum zamanında.Yaşadığımız şeyler çok mu önemli? Hiç sanmıyorum.Bakarsan sefillik,acılar,ağlaklı bir topan ekmekle geçen günleri okusam ne olur okumasam kanser olmam.Yok benim için içine sıkıştırdığım notlar,resimler,cartlar curtlar değerli olmadı hiçbir zaman.Neticede olayın içinde kendim geçiyor ve ben kendime hiç katlanamıyorum.İçsel boksun ardı arkası kesilmezken ve şöyle bir nostaljik şölen yapmışken haydi dedim.Hatırlamaktan gurur duyduğum televizyon deneyimli bir anımı anlatayım dedim...

SENİ KÜÇÜK ÜN DÜŞKÜNÜ FAHİŞE BÖLÜMÜ:
Hangi ünlüye sorsan”Soktuğum hiçbir borudan pişman değilim”ler ”Yaptığım herşeyi alnım ak yaptım”lar.Bir delikanlılık,bir ne taşşaklı kadın laaanlık durumlara sahne olmuştur bu televizyon senelerdir.Bir gece önce Pazar Kuşunda gördüğümüz XX’le YY’nin balgam şapanak öpüşmüşlü görüntülerini,ertesi hafta ”biğğ sağğniyee arkadaşlar çok seviyeliydik bittııığğğ yakşağğğmlarr” sevimsizliğinde kaşık kaşık yedik çocukluğumuzca.
Mahallede o dönem ”haydii kızlar siz pinar altuk olun bizde sizi aldatak” gibi türlü şebekliklere hiç girmiyorum bile.Gel zaman git zaman benim televizyona çıkma aşkım doğmuş bulundu küçükken.Her kumandaya basışım da ”ahh anasını satayım ben niye ibo show’a çıkmadım bu hafta laağğn gözünün übrüğünü satayım,çemende ezilip mındar edilene kadar kaşıklanayım eyy zalımlar ey hayınlarrrrr” mavraları çekip durdum 1-2 sene.Bu içe gömülmüşlük,bu hayattan zevk alamamaca durumlarımı annem fark etmiş olmalı ki,beni öğretmenim aracılığıyla TRT 1 de yayınlanan ”şeker misin Popo mu?” adlı bir programa o günün konuğu atadılar…(Programın ismini hatırlamamakla beraber annemin de hatırlayamamasıyla evde bifiil münazalar çıktı onun içün ben böyle uygun gördüm..)
Ertesi hafta evde bir koşuşturmacadır gidiyor tabiii…Ben yeşil gömleğin altına morcivert kotumu giyip salonda ağlak ağlak koşturuyorum.E heyecan var tabi. Annem ocağı siliyor,ne bileyim efendim işte balkonu yıkıyor falan(aslında onun ki heyecan değil zerre sikinde değilim desem yeridir)Programın çekileceği stüdyoya giderken yolda bana afakanlar basıyor.Sızlanıyorum ”istemeeeeem yeeeeaa gitmeyek,bi saniye eve dönelim oyumcağım kaldı şaka şaka gidelim ama ben gelmeden gidelim ehehe”gibisinden sanatçı afrası tafrası yapıp şöföre devr-i teslim ediyorum afakanları.Şöfer bey bir ara bunalım geçirip araba hareket halindeyken kendini arabadan atıyor falan.Öyle sızılı sancılı bir şekilde varıyoruz stüdyoya
Stüdyo da küçük mü küçük çirkin dekorlarla kaplı ve havasız.Arkada şirin babaya hiç benzemeyen bir şirin baba,önümde hiç kadına benzemeyen bir kadın ve hiç adama benzemeyen bir adam beni bekliyolar.”Merhaba ben Tayyar” diyo erkek olanı..”Bende Nur ihihihi” diyo kadın olanı…(Ordaki ihihi’yi ben ekledim çünkü ikiside gereksiz bir sevin, bir neşe pınarı silsilesi,bir tipitiplik halindeler)
Herneyse programı yapmaya başlıyoruz.Bant yayın olacak.Ara ara durdurup mola veriyoruz.Ben gidip şirin babayı sökmeye çalışıyorum falan.Şuan pek hatırlayamasamda gerizekalı konular hakkında konuşuyoruz programda da…”Diğ miğğ Kezbaan trafik kurallarına uymalıyııııııızz??”gibi sorulara ”Evet!” gibisinden muhteşem yaratıcı cevaplar veriyorum ben de.Sonra bana basket attırmaya çalışıyorlar işte atınca kitap hediye ediyorlar salak salak ''sırada mıstık ile kıstık var'' diyorum kameraya.Bilirsiniz TRT'nin böyle sıkıcı çocuk programları vardı.Şimdikiler şanslı en azından Peppe falan filan derken öyle bilgiç abilere ablalara lüzum kalmıyor.Ama ben diyorum şimdi TRT'den başlayayım kariyere haftaya Kanal D arar sonra ver elini MTV kirıstina egulera leydi marmelat klibi huh süper!!!!! Neyse program iğrenç bir neşeyle devam ettikçe ediyor ediyor da allah ediyor.Tabii bana para ödememişler falan ay yüzlü çocuk bulmuşlar habire bişeyler yaptırıp yüzümü kullanıyor pislik televizya patronları :(:( 
Herneysem sonunda program bitiyo ve ben çok mutlu olmuşum haliyle.”Pardon” diyorum ”Tayyar abiyle Nur abla nerde bi öpüp kokliyim onları teşekkür edeyim onlar benim kankam zaten program yaptık görmediniz mi lan düdükler”gibisinden çıkışlar yapıyorum stüdyo çalışanlarına.Bana kulisi gösteriyolar.Kulisin kapısını açıyorum Tayyar’ın elinde bir telefon var,diğer elinde de sigara.”Yahu yavşak yavşak konuşma ahahaha ne diyosun olum ense traşını siktirtme orospu çocuğu hahaha oraya gelirsem seni mıhlarım amına korum…”falan filan tarzı daha hatırlayamadığım bi düzine küfürlü şakalaşmaları arkadaşıyla diyolog halinde gerçekleştiriyo Tayyar.Ben yıkılıyoruum!!!!Korkuyorum Tayyar abiden ve beni görmeden hemen ordan uzaklaşıyorum koşa koşa.
Resmen yıkılıyorum düşündükçe!!”Tayyar abiğğ??” diyorum içimden.Allahım ben nasıl bir yere düşmüşüm lağn olum kimse insan değil mi lan bu dünyada'' falan diye iç sesimle kendimi destekliyorum.Çocuk aklı işte eve gidince anneme ”iyiydi ya bi daha çıkmak istemiyorum ama” falan diyorum konuyu kapatıyorum.Bir hafta boyunca gece yatmadan evvel hep aklıma gelip duruyo…”Yavşak dedi bi de bişi bişi çocuğu dedi Tayyar:((:(:(   
O saatten sonra hep kumanda elimde ne izlersem izliiim.”Ulan bunlar arkada ne işler pişiriyolar peeeh yermiyim ben bunları kanal görmüş insanım” diyip zapping yapıyorum….Tayyar mı???Onu bi daha hiç görmedim:(

ÜNLÜ KEZBAN ÖPER:)))


8 Aralık 2013 Pazar

Bana Arkadaşını Söyle Sana Nasıl Bir Gay Olduğunu Söyleyeyim

Yine elele dergisi aralık sayısı sikkoluğunda bomboş ve tespitler yığını bir yazıyla karşınızdayım.Ne yapayım anacım kendimi bir plaza seksisi olarak ancak böyle görebiliyorum.

Gelin bu ay canımız ciğerimiz,içimiz göt siğilimiz arkadaşlarımızı inceleyim.Dertlerimizi paylaştığımız,çorabını donunu çaldığımız,iyi günde ve kötü günde (yersen) aynı tastan su içip ayrı düşmediğimiz,kimimize göre ailemizden bile üstün tuttuğumuz arkadaşlarımız bakalım bizi nasıl yansıtıyor?

1.KIZ KANKASI KELEBEK GAYLER:
Bu tip gayler genelde ortaokul ve lisede bu arkadaşlık biçimine doğru yönelir.Okul hayatı zalımdır.Hetero ergenler tarafından acımasızca dalga geçilen ve sosyal fobi yaratılan küçük gay arkadaşlıklarını kızlardan yana seçer.Okul bahçesi gezmeleri,beden eğitimi saatleri,sınıf içi oturma düzeninde falan kızlarla birlikte olmayı tercih eder.Kızlar bi nevi onun sığınağıdır.Onunla dalga geçmezler,onu severler,onu aralarına alırlar ve çoğu konuda ondan akıl isterler.Başta bu kelebeğimiz için hayat çok güzeldir.Onunla dalga geçen heterolar kızlarla arası müsmükemmel olduğu için bu kelebeğin götünü yalamaya başlarlar,işte efenimeee söyleyeyim çevresindeki herkes ona kıyafetin yakışıp yakışmadığını sorar hep bir düşüncesine önem gösterilir derken bu kelebek de insandır haliyle ve günün birinde kendinin de sorun ve sıkıntıları olduğunu anlar.Ama kız arkadaşlar konuya kendilerini öyle bir kaptırmışlardır ki bu kelebeğin ne derdini görürler ne de dinlerler yalnızca ''Offff Berk mesajjjj atmadı yhaaaa ne diyosun yorum yapsana kızımmm'' diye sürekli kendi hayatıyla alakalı yarrak kürrek sorunlarına tavsiyeler isterler.Genelleme yapmak istemem ama çoğu kız ''Ayyy olley gay kankam var bütün sıkıntımı ona anlatabilicem akıntılarımın günlerini bile söyleyebilicem'' diye havalara uçar.Neden??? Niye? Yazı benim yazım olduğum için bu konuda pek objektif bakamadan yazabilirim.Elbette her kız öyledir de demek istemem ama ben kız kankası kelebeklerden olmayı hiçbir zaman istemedim.Çünkü bir zaman sonra seni o homofobik tavırdan kurtarmaya çalışan kız gidiyor yerine tamamen ben merkezci bir arkadaşlık geliyor.Sürekli kızın duygusallığı,sürekli kızın ilgi alanları devamlı nasıl olduğunu bile bilmediğin vajina kanamalarını dinlemek bence intihar sebebidir.Ama yine de güzel yanları vardır tabii damsız almayan gece klübüne yanında 8 kızla gitmek,çevrende olup bitenlerle ilgili oturup dedikodu yapmak...Bunlar da işin pozitif yanıdır.Kız kankası kelebek gaylere benden öpcük...

2.HETERO ERKEK KANKASI GAYLER:
Bu tip gayler de okul yaşamında hetero erkeklerle vakit geçirmeye kendini zorlamıştır ilk başta.Ama daha sonra bu zorlama yerini keyifli arkadaşlığa bırakmıştır.Hetero erkeklere genel olarak baktığınızda birçok alıklık görebilirsiniz.Sanırım bunu genelleyebilirim.Sonunun ne olacağını düşünmeden pat diye yapılan dangalaklıklar,yalan söyleyememeler,stratejik olmayan bir akıl ve oldukça net kararları vardır.Mesela ben senelerdir hetero erkek arkadaşlarımın bir tane doğru dürüst sinsilik yapabildiklerini görmedim.Çünkü kafada bir plan program yapma,çeşitli kumpaslar kurma becerileri yok.İçlerindeki neyse çat diye onu söylerler.Ha bu bazen kırıcı olabilir çoğu zaman ''Oha ne öküzsün ya'' dediğim zamanlarda da herkesten çok kızıyorum ben onlara ama bu tip arkadaşları olan gayler genelde aşağılık kompleksine girmezler.Toplumdan uzak da yaşamazlar hatta toplumun bilinçlenmesinde bu tip gaylerimizin daha fazla rolü olduğunu düşünüyorum.Çünkü hetero biriyle aynı ortamda dahi bulunmak istemeyenler kalkıp ''Homofobiyi yenmeliyiz ağbieee ya'' dediğinde ortada bir imkansızlık söz konusu oluyor.Seni anlamasını istediğin insanlarla bir kelime bile konuşmamak homofobiyi engelleyemiyor.Neyse ne dediğim gibi hetero erkek kankası gayler çok yönlüdür.Yeri gelir bir kızın da bir erkeğin de nasıl düşündüğünü gözlemleyip kendine ona göre bir düşünce yapısı belleyebilir hayatta.Hetero erkek kankası gaylere benden bir kucak..

3.SADECE GAYLERLE ARKADAŞ OLURUM TARZI GAYLER
Bu tip az önce bahsettiğim olayla alakalı aslında.Homofobiye aşırı derecede maruz kalmış ve hetero kız ya da erkekle aynı odada bile bulunmak istemeyen heterofobik gaylerimizdir.Nedense kendi dünyasında ve izole yaşamanın çok sağlıklı olduğunu düşünüp bu izole hayattan da yine şikayet duymaktadırlar.Kim ne derse desin nerde çokluk orda bokluk sözü boşuna söylenmemiş zamanında.Özellikle bir topluluğun içinde giz olarak yaşamak ve kalabalık kalabalık koloniler halinde gezmek bi zaman sonra gay life dediğimiz olayda dejenerasyona uğruyor.Bakın bakalım ''sadece gaylerle arkadaş olurum'' diyen gaylerimizin 10 kişilik arkadaş grubunda kaçı kaçının eski sevgilisi? Ben ahlakçı biri değilim yanlış anlaşılmasın.İsterlerse 10'u grup yapsınlar ne hoş bir manzara olur hatta.Fakat arkadaşlık ve dostluk kelimelerini ele alırsak aralarında cinsellik,aşk ve ihtiras olamayan,genelde hayatındaki çoğu iyi ya da kötü şeyi paylaşan ve birbirine sevgi besleyen 2 insan olarak tabir edebilirim.Ama bu sadece gaylerle arkadaş olurum düşüncesini yaşayanların çoğu arkadaşı eski sevgilisidir veya biri hala sevgili olmak isterken diğeri buna yanaşmayıp arkadaş olarak takılmaya devam eden tiptir.Yine genellemenin dibine dibine vurmayayım tabi.Şimdi bana ''Ulan mal kezban 2 gay hiç mi arkadaş dost olamaz allahın beyin fakiri?'' vb.. yorumlarda bulunmayın.Elbette bu istisnaları da yok sayamam.Seni en iyi anlayacak olan insan senin gibi hisseden insandır sonuçta.Nitekim çoğu ilişki mevzularımda genelde gay arkadaşlarımdan akıl alırım ki heteroların bu konuya beyni basmaz.Yani kendi yolundan örneklerle sana yol gösterirler ki bu da sağlıklı değildir.Ama bu başlığın altında bahsettiğim sadece gaylerle arkadaş olurum tarzı gayler gettolaşmanın başlangıcıdır.Onlara burdan selam mucuk

4.BEN KİMSEYLE ANLAŞAMIYORUM YAA TARZI GAYLER
Bu tip canımcımlar çoğu zaman karşımıza çıkıyor.Zaman zaman değişen psikolojilerimizle bizim de bu tipe büründüğümüzü söyleyebilirim.İnsan her zaman aynı değil.Duygular erekte olmaya benziyor.Bi zaman bakmışsın havalardasın herkesle canım cicim anlaşırken bir zaman da bakıyorsun sönük balon gibi herkesten nefret etmişsin resmen.Kimseyle anlaşamadığını düşünen gayler genelde kendini spora,kitaba,filme,diziye,sosyal ağa verir.Yapılan bütün eylemlerin tek başına olması onları mutlu kılar ama çoğu zaman da mutsuz.Kronik bir depresyon başlangıcı olan ''ben kimseyle anlaşamıyorum ya'' tarzı gayler mesleklerinde çok başarılı olabilir,bol bol para kazanabilir fakat yine de tatmin olamazlar.Burdan onları da öpüyorum benimle anlaşsınlar ben onları anlıyorum

Şimdilik bu kadarını kategorize edebildim.Hangisi daha iyi? Neye göre daha iyi? Hangisi sağlıklı? Bunlar kişiye göre değişir.Ama genel olarak bakarsak ne olursa olsun sosyal olmak gay veya hetero kız veya erkek önemli bir hadise.Mesela ben tiftiklenmekten helak olmuş yeleğimle 1 haftadır kıçımı kaldırmayıp soğuklara isyan ediyorsam ve bloğa bu kadar kipkişisel görüşlerimi sayfa sayfa taşıyorsam son zamanlarda asosyalim demektir.BANA MANDALİNA VERİN!!! EHEHE

ASOSYAL KEZBAN ÖPER:)

9 Kasım 2013 Cumartesi

Meraklıdır Meraklı,Ne De Olsa İnsan Aklı

''Bir şeye inanmak için kuşkulanmak yeter'' -Kezban

Merhaba eyy ahali.Gün geçmiyor ki madiliğimden ve gerzekliğimden kalkıp bir olayın peşine düşmeyeyim.Yine yaptım.Ne mi yaptım? Dedektiflik.Pişman mıyım? NASLAAAAAAAA

Geçenlerde yakın bi arkadaşımın anasıylan babası kalktı gitti 2 aylığına başka şehire.Evi de buna bıraktılar.Yesin,içsin,sıçsın,dağıtsın amaaaaan sabahlar olmasın diye.Mesela aynı şey bana yapılsa yemin ediyorum ki o ev 2 ayda kerhane tatlısına döner.İzmir asayişinden plaket alır mapuslara atılırım.Ama benim arkadaş saf salak biraz da çekingen.Kalktı dedi ''Oof ben nasıl yalnız kalırım geceleri de uyuyamam bu ev bana büyük geliyo'' diye.(arkadaşım hetero bir herif)He dedim tamam ben gelip kalayım ara sıra.Diğer günlerde de başka arkadaşlarını çağır devr-i daim seni pişpişleriz tosunum.Bu sevindi tabi havalara uçtu.Ooo yemekler yaparız içeriz,filmler izleriz,danslar ederiz diye de planlar yaptı.Herneyse ilk kalışımda o kafamızda kurduğumuz harika gece yatısı gece 12de sona erdi,kömüş gibi uyudu itoğlusu.Ehh dedim misafir umduğunu değil bulduğunu uyur ben de yattım bir odada kıvrılıp.

SABAH SEKS SESLERİ BÖLÜMÜ:
Sabahleyin yattığım odanın yan duvarından.DAN DAN DAN DUN DUN DAN DUN sesler geliyo.Uyandığımda aşırı aksi olan insanlardanım ben de.Bir kere gülerek gözümü açtığım görülmemiş.Çocukken sabahleyin babama tekme atmışlığım bile vardır uyandırdı diye.Yapım böyle,kendim uyanmalıyım.Gerçi ona bile kızıyorum ama neyse işte....Amma velakin bu sefer kendi evimde olmadığım için sinirlenmeden önce olayın ne olduğunu çözmek istedim.Ay dinliyorum dinliyorum bu ses ne sesi anlam veremiyorum.Daha sonra bu DAN DANların yanına ''ahhh ohh'' lar da eklenince dedim ''Heh tamam bir yerlerde seks yapılıyor''.Ama ben ne zaman yataktan kalkıp koridora çıksam ses kesiliyo.Hani kapımın açılış sesi olayı durduruyo sanki.Arkadaşıma seslenmek istiyorum ama vazgeçip odama dönüyorum falan.Tam kafamı yastığa koyuyorum yine DAN DAN DAN DAN sesleri!!Ayy çükün düşesice ayyy yumurtalıkların düğümlenesice diye kendi kendime söylenip duvara kulağımı dayadım.Başta acaba osbir mi çekiyo acaba? diye düşündüm.Ama hangimiz çavuşu tokatlarken kendimizi duvarlara vuruyoruz ki? Ayrıca o ''ahhh lar ohhh lar'' nedir?Bu kadar mı yüksek kendinle performansın? Göt kadar odada kafayı yedim allam bu çocuk napıyo içerde? diye.Kalktım mesaj attım.''NAPIYON LAN'' şeklinde.Mesajımın iletildiği sesi duyduktan bir 6 saniye sonra DAN DAN da kesildi ah oh da..

DEDEKTİF KEZBAN İŞ BAŞINDA BÖLÜMÜ:
Neyse baktım bizimkinin ayak sesleri yaklaşıyo benim odaya doğru hemen böyle saçı başı dağıttım tamamen uykulu bir aptalmışım triplerine girdim.Kapımı açtı ''Aaa Kezban uyandın mı? Günaydın'' diye.''Heee uyandım  bu ne lan dürrük dan dan bam bam sabah sabah kafa bırakmadın be hayy sıçayım seksine yeterr yaa yeteeer ben gidiyorum'' cümleleri aklımdan geçerken ben yine ''NAPIYOSUN İÇERDE?''  dedim.Arkadaşım da ''Kitaplığım çökmüş onun raflarını takıyodum uyandırdım mı yaa kusura bakma Kezban'' dedi.Fakat bu sırada içerde 2-3 tıkırtı oldu falan sanki sokak kapısı kapandı.Ben hemen fırladım yataktan ''Ayyy kim var evde baak parçalarım seni yalan söyleme bana,seks yapıyosan seks yapıyosun olum ne var?'' falan diye odasına falan gittim ama baktım yerde kitaplar var,yatağında sperm yok ve oda seks kokmuyo.Ama eminim yani o bi 10 dk önce ahhhhlarr ohhhlaar duydum.Deli olacam.Elli kere ağzını arasam da bişey söylemedi.''Sana öyle gelmiş,seks yapsam söylerim yahu'' falan diye de güven verdi bi de..

ARAŞTIRMA GİDEREK TUHAFLAŞTI BÖLÜMÜ:
Bir hışımla kalktığım yatağa bi daha yatamadım.Sonra başladık kahvaltı hazırlamaya falan derken kapı çaldı.Baktım bizimki böyle hafif sarımtırak koştum açtım kapıyı.Bunun okuldan arkadaşının sevgilisi Sinem diye bi karı (adı sinem değil ama tam sinem tipi var) çattadanak girdi.''Seeeelaaaaaam günayyydııııın'' diye.Arkadaşım da ''Aaa hoşgeldin naber''falan diye karşıladı.Ben de samimiyetsiz bi gülümseme attım sonra gittim domatesleri bıçaklamaya başladım.O sırada düşünüyorum ''Alla alla bu Sinem karısı niye tek geldi? Sevgilisi nerde ve bu saatte kızın burda ne işi var? Hatta bu saatte uyandığımızı nerden biliyo? Belki evde yoktuk? Bunla mı yattı acaba? Hiiiiiiiii çocuk duysa arkadaşımı da keser kızı da doğrar sonra ben de mezarlarına gidip kitaplık rafı bırakırım :(('' tarzında eksterem tenakuzlar içerisindeyim.Herneyse kahvaltımızı ettik falan ama ben habire ikisine bakıyorum acaba bişey yakalayabilecek miyim diye? Kız ara sıra ''İhihihih verin size çay katiiim,ekmek getireyim'' diye hamaratlıklar yapıyo.Ben de kaş göz ediyorum arkadaşıma ''NEAYAK BU'' şeklinde.Arkadaşım da bana ''NE NE AYAK KEZBAN NE DİYOSUN ALLAŞKINA MAL MISIN'' şeklinde bakışlar atıyo.Kıza bakıyorum o bakış makış atamıyo.Çünkü salak!

Herneysem günün gecesinde kendi evime gittim baktım kızın sosyal ağlarına gayet de check-in falan atmış gündüz öyle gizli saklı gelmemiş sevgilisinden.Ara sıra göt göt aşk twitleri atıyo falan.''Hee yanlış düşünüyorum ya ben'' diyip olayın üstüne kocaman bir battaniye serdim.

İÇİM DURMADI BÖLÜMÜ:
Aradan 2-3 gün geçti ben yine bu arkadaşta kalıcam.Dedim olum Kezban gözlerini dört açıyosun bu sefer de DAN DAN DAN duyarsan kaçarı yok odaya dalacaksın.Herneyse o akşam oturduk arkadaşımla biralar,şaraplar içtik.Öyle komikli videolar izledik falan derken baktım facebooku açık bunun.Off bu yaptığım çok iğrenç bişey siz yapmayın sakın ama ben biraz özel mesaj kurcalamayı severim ehehe.Neyse kızla konuşmalarını okudum.Amaaan hep ''Nbr +İyi -Ben de iyi +İyi bakalım -Sen napıyosun'' tarzında mesajlar öfff o kadar sıkıcı ki!!!Mesela benim facebook mesajlarımı kurcalasanız yemin ederim aşiretli maşiretli kavgalar çıkar deli destanlar yazılır,ülke bölünür,çok sayıda kan dökülür.Amaan dedim mesajlarda da bişey yok.Neyse gece oldu ben yine bunun yan odasına geçtim kıvrıldım ama tam dalıcam bi ses duyuyorum hemen dikeliyorum yatakta.Duvarı dinliyorum yok efenimee söyleyeyim kapı deliğinden bakıyorum falan.Resmen hetero arkadaşımın sik bekçisi kesildim.Ama olay şu ki merak ettiğim o gün seks mi yapıldı? Yapıldıysa da bu Sinem'le mi yapıldı? YOK YOK YOK ses mes yok.Ayy valla sevgililerimi bu kadar didiklemedim ben.Ama gel gör ki bu olay kafamdan çıkmadı bi türlü:(( Ha bi de bi ara tam ses geliyomuş gibi olucak dışarda çöp arabası DARDARDARDARVIRVIRVIR gitmek bilmedi bi türlü.En sonunda pencereden sarkıp ''Ayyyy bi saniye ama ben burda seks sesiiiiii bekliyorum sizin yüzünüzden kaçırıyorum!!Toplamayıver 1 gün çöp yarın alırsınız hepsini hadiiiiiiiiiiii oyalama beni'' diye bağırasım geldi yani.Ama yok o da gitti ev sessizliğe büründü.Çişim falan geldi ama odadan çıkmadım muhakkak Sinem'le benim arkadaş seks yapacaklar diye kurdum da kurdum.Hayır maddi imkanım olsa odaya kamera sistemi falan kurdurtacaktım o kadar taktım mevzuyu kafama.Ama sonunda eski yöntemi denemeye karar verdim.BLÖF ATMAK ehehe


Ertesi sabah yine arkadaşımla kahvaltı ediyoruz ben hemen lafa girdim ''Ya geçen geldiğimde ben Sinemle sizi duydum aslında saklamana gerek yok'' falan dedim.Bu bi kızardı bozardı.''Yaa abi ne bileyim işte kız kimseye söylemeyeyim diye ağladı resmen zaten sevgilisi de var ama yaptık artık napalım?'' falan diye döküldü bizimkisi.HAA ŞÖYLEEEEEEE!! O esnada kafamda ''BİLİYODUUUM BİLİYOOODUM SEKS SESİYDİ O BİLİYODUUM OLLEEEEY BEN KAZANDIM'' sesleri eşliğinde konfetili şenlikli bir düğün oluştu.Sonra hemen normale dönüp ''Ayy yani ne diyim 2nizin bileceği iş ama dikkat et yani hem sevgilisi olan kızla niye yatıyosun aptal?'' falan diye azarladım.Gerçi bazen bana da evli erkekler çok çekici geliyo (itiraf) ama ben arkadaşım zarar görmesin diye ona kızdım yoksa ahlakçılığımdan değil.Hem banane Sinem'in biciklerinden de kukuşundan da öğyk..

İşte bir sır perdesini de böyle araladım.Zaten arkadaşımın ailesi de döndü.Hep birlikte sonsuza kadaar musmutlu yaşadılaaar.Gökten üç elmaa düş........tamam tamam sustum.

DEDEKTİF KEZBAN ÖPER :)
MUAH

21 Ekim 2013 Pazartesi

Böyle

Olmamazlık halinin tatmin olunuşu mutsuzluk.Olamayışlılık.Olmamışsınız.Olmuyorlar.Nerde? Ne zaman? Nasıl? olduğunun önemi olmadan eksi sonsuzdan artı sonsuza kadar mutsuz.İliklerine kadar mutsuz.Topuğundan başlayıp kaşlarının ortasında birleşen mutsuzluk..

Ne bir özlem var öyle,ne bir sevgi?Bilinmeyen kişiler var içimizde.Ne bir suçluluk duygusu ne bir vicdan sancısı.Bilinmeyen kişiler var.Bilinmediler.Bilinmiyorlar.Bilmiyorlar.Bilmem..Çok mu edebi? Çok mu şairsel? Bence tamamen aşırı sefil.Afilli kelimeler kullanmadan da mutsuz olunur yoksa.Düz ve yalın mutsuzluk.Sade ve sıradan.Gelene öylesine tekme atar gibi mutsuz.Boş teneke kutuyla gol atar gibi.

Kalbin ritmleri azami,düşünceler asgari.Minik minik insan yüzleri gelip gelip gidiyorlar.Geldiler.Gelmişler.Durmadan gidiyorlar.Gitmek azami, beklemek asgari.Beklemek çok nötr.Beklemek faydalı faydasız.Biraz zamana ihtiyacım var derken,zamanı biraz geri alsak keşke diyeceğin kadar seri ve küstah.Beklemek neyi beklediğini unuttuğunda beklemek oluyor.O zaman beklediğini tekrar beklemek için bekliyorsun.Beklemek sabit ve ağır.Ağır eşyalar kadar ağır.Salon büfeleri kadar kullanışsız, bir o kadar zevksiz ve dantelli.

Farkındalık en kötüsü.Bile bile lades.Fark ede ede farkedilemeyiş.Fark ettin mi?Çok mu edebi oldu bu? Çok mu şairsel? Bence tamamen aşırı beyhude.Boşa sarmadan da fark edilir yoksa.Düz ve yalın.Sade ve sıradan.Anlamadan yaşayanlara özenecek kadar farkında.Anlamamışları kıskanmak kadar farklı.Anlamışları anlayamayacak..Anlamıyorlar.Anlaşamıyor.Anlaşılmamış ki hiç

Seni duymuyorlar.Seni dinlemiyorlar.Kimse önemli değil.Onlara göre ya sen konuşmuyorsundur ya da onların kulaklarına gitmeyecek kadar güzeldir sesin.Sessizliği duyamayacak kadar kirlidir kulakları.Sarı sarı iltihaplı ve sesliliğin büyüsüne kapılmışlardır.Pili bitmiş kumandalar kadar işlevsiz.Arkasına vura vura kanal değiştirilenlerden..Seni yargılamıyorlar,eleştirmek sadece zevk için.Kendi doğrularında kaybolup gidiyorsun kıyas yaparken yüksek yargı merciilerinde.

Haklı olmak veya olmamak umrunda değil.Sen mutsuzsun.Nerde? Ne zaman? Nasıl? olduğunun önemi olmadan meridyenler arasında sonsuz mutsuz.İliklerine kadar mutsuz.Kasığından başlayıp parmaklarının ucunda atan tarzda mutsuzluk..




13 Eylül 2013 Cuma

Fikirsi Fakirliğin Hayalsi Zenginliği

Usssssuzun bir zaman sonra merhaba.
Neredeydin?
Naptın?
Niye yazmıyorsun?
Öldün sandık
Kocaya mı kaçtın?
Orospu yaz artık yeter!!

Tarzında çok cici mesajlarınızı aldım.Okudum ama cevap vermedim.Ekrana göz ucuyla baktım şöyle iki satır döşedim ama kaydetmedim.Taslaklara yazdım ama yayınlamadım.Gösterdim ama elletmedim.Seviştim ama sevmedim.Sevdim sevilmedim.Seveni sevemedim.Canımdan öyle bezdim amaaaaaaaaaaaaaaan.(Kezban
Erçetin)

Gezi Parkı olaylarından beri keyifsizim şahsen.Ve bu keyifsizliğimi de burda ''LÖNÖT ÖLSÖN BÖN ÇÖK DOYORLOYOM'' tadında yaşamak istemedim.Hepimiz keyifsizdik hepimiz uykusuz.Ülkenin ağzına sıçılıyordu ve biz evlerimize giderken suçluluk duyuyorduk.Her sabah kalkıp twittera bakmak,işe gitmek,iş çıkışı direnişe katılmak ve sabaha kadar gaz bombası yemek.Uzaktan bakınca ''nasıl bir bokun içindeyiz lan biz?'' diyorduk.Bütün arkadaşlarımızı tek tek arayıp ''iyi misin?'' diye sorduğumuz nadir günlerdendi sanırım.Toplum psikolojisi pert oldu.Çöktük.Her konuda çöktük.Maddi anlamda bakarsak maaşımı hergün düdüğe,vuvuzelaya,berelere,sargılara,limonlara yatırmaktan helak oldum.Manevi anlamda ise tamamiyle kimseye güvenemeyen kıçından uyuz üstüme doğru koşarak gelen birine bile ''SİVİL SANIRIM'' diyip topukladığım yoğun anksiyete nöbetleri geçirdiğim günlerdi işte.Neyse konuyu özetlemeye çalışıyorum sadece yoksa ''Aıyy şöyle dayak yedik böyle direndik...Bakın bu da fotolarım yha bhen çok kıreyzi ve isyanqar bi karıyım'' şeklinde kendimi anlatmak için yazmadım.Aslında çoğunuz direniş fotoğraflarına baktığında beni görebilir ehehe.Ünlü oldum birazcık.Hani bir kırmızılı kadın değilim ama ben de o direniş sembollerinden biri oldum.Fotoğrafı çekenden allah razı olsun bütün eski oynaştıklarım patır patır döküldü yani mesajlar attılar falan.Ün böyle bişi.LANED OLSUN ŞÖYRET



Neyse işte bunlar haricinde türlü türlü sıkıntılar da son gaz gelmeye devam ediyor.İşten çıktım yine YEEEEEYYY ne zamandır yapmıyodum bunu? Ama bu seferki daha uzun sürdü ha farkındayım ben de kehkehkeh.Sonrasında ablamı verdik ayol.Şaka maka siz beni kocaya kaçtı zannederken,ablamı 2 bileziğe 3 baklavaya verdik.İstemeye geldikleri gece evde bulunamamam ve eve gece 1'de gelip ''Noldu naptınız şimdi kesin verdik mi?'' tarzında yüzsüz sorular sormamla birlikte canım AYLEMin tepkilerini de çektim.Neyse sonra aramız düzeldi düzelmesine ama ben düğünde giyeceğim abiyeleri düşünmekten uyuyamaz oldum.Ehehehe ay düşünüyorum da şöyle derin yırtmaçlı bir elbise ve bol simli bir topuz yaptırıp ablamınkilerle tanışsam naparlar acaba? Diğer oğullarına da beni mi isterler yoksa ablamı bize geri verip üstüne 5 bilezik daha mı verirler? Ay zor valla ya zor anacım heteroseksist düzende yaşayıp düğünlere derneklere katılmak çok zor.Şimdi benden kayınçoluk falan da bekleyecek damat kişisi ya gerçekten rezillik.Ben pazar günleri onlarla birlikte pikniğe gidip mangal başına kurulup ''Enişteğğğğ ehehehe aplamı üzme sakın haa sikerim seni ehehehe'' tavırlarına bürünemem ki!! Ben resmen baldız olmak için yaratılmışım.Etiketimde bile ''BALDIZ OLARAK KULLANINIZ''yazıyor.Pamukluyum ben ve 40 derecede yıkanmalıyım.Siyahlarla karıştırılmamalıyım!

Tüm bunların haricinde çevremdeki herkes deli gibi sevgili yapıp,nişanlanıp,sözlenip,evlenip,beşik kerttirip,sevişirken ben hala ama hala hala hala ve hala YALNIZIM.Çok kırılıyorum böyle olunca gerçekten.Ben ilişki yaşarken cümle alem bekar gezip,gözümün içine soka soka eğleniyor ve ben bekar olduğumda gelsin kınalar gitsin halaylar,aşklar meşkler.Yemin ederim tam dayaklıksınız.Neyse bişey demiyorum yine de(küfür etti).


Şu sıralar rüyamda sürekli eski sevgililerimi görüyorum bir de.Ay aynı rüyada 4 farklı eski sevgili olur mu amk? Hadi birinin başına bişey mi geldi düşünmeye kalksam ve 4üne birden ''Sini riyimdi gırdım yii:) İyi misin?'' diye sorsam direkt horrozzpooo pişman geri dönmek için ayak yapan pislik durumuna düşücem.Ayrıca 4'üyle birlikte yeniden başlasam falan ehehe acayip entrikalı ve kanlı biterdi mesela.Neyse ya gerçekten 4'ü de sikimde değil ama niye rüyamdalar onu çözemedim? Geçen işte yine gördüm artık ne kadar gelmişse gelenler,bi tanesini durdurup ''Ya ne işiniz var burda hem nerden tanışıyosunuz ki siz? Gitsenize burdan ben ata bincem'' diyip yürüdüm.Amaaaaaa sonuç.CIK! Gitmediler 5'imiz ata binip dağda bayırda dolaştık.Ayh rezillik ya gerçekten insan rüyasında o kadar adam görüyo bari grup seks yapar de mi? Ben hala at,avrat,silah kafalarındayım.Bilinçaltıma sokayım afedersiniz..

Geçen çocukken harcadığım paraları düşündüm.Nerelere ne kadar para verip neler aldığımı falan? Acaba bu zamana kadar toplasak hayatta kaç sakız çiğnemişimdir bunu merak ettim.Gerçekten abartmıyorum ve oturdum hesaplama yaptım.İlkokulun sonuna kadar hergün 1 sakız yazdım belki bazı günler 2 sakız ama orta okul ve lisede ayda 10 sakızı geçmedim.Bugünlerde hele hiç sakız çiğnemiyorum.Neyse işte yaptığım hesaba göre ben çok sakız çiğnemişim.Şaka lan şaka oturup hesaplamadım elbette o kadar da kaybetmedik aklımızı.Ama bu konuyu enine boyuna düşündüm ciddi ciddi.Ve en uzun hangi ayakkabımı giydim şu zamana kadar onu hatırlamaya çalıştım.Siyah nayklar tam 8 seneyle 1.oldu.Niye böyle şeyleri düşünme gereği duyuyorum bilmiyorum ama bunlar beni rahatlatıyo işte.Kendimle ilgili herşeyi bilmek kesinlikle büyük huzur.

Mesela yolda tanımadığım insanlar gördüğümde benim gördüğümün gecesinde kaçı öldü.İşte istatistik olarak istiyorum bunları.Kaç tane ölecek yüze boş boş bakıp yanından geçtim hep merak bunlar.

Gereksiz bir not: Geçen yaşlı bir teyze beni arkadan kız zannetmiş.Ve bana ''Alınma evladım ama seni görünce öyle sandım ne kadar güzelmiş bahtı da güzel olsun dedim'' dedi. Demek ki arkadan bakılınca kız önden bakılınca erkek,yandan Perran Kutman tepeden bir topa benziyorum.Negzel..

Öyle işte iyi oldu yaa yine yazdığım.Çok harika bir post olmadı farkındayım ama aylardır birikmişleri kısaca özetleyeyim dedim.ARTIK BURLARDAYIM.ONA GÖRE AYAĞINIZI DENK ALIN!

KEZBAN ÖPER :):) (ÖNDEN)