13 Ocak 2012 Cuma

Ben Komşunun Zeki,Çevik Ve ''Seksi'' Olanını Severim

''Uzun süre ara verdiğim ''blogger'' hayatıma kaldığım yerden devam ediyorum.Öncelikle yazamadığım süre zarfında yok ''Kezban'ı köye kaçırmışlar'',yok ''eski sevgilisi bunu ondan önceki sevgilisiyle basmış da sonra Antonio gelmiş bahçıvan da olayı görmüş,Rosalinda intihar etmiş'' diye söylentiler çıkarının kıçında düğüm düğüm örgüler çıksın yareppim.HAYIR!Ben halen namısımlan yaşayıp ailemden aldığım süper ötesi terbiyemlen evimde yorgan dikip sobanın üstünde kestane kızartıyorum!''

Gün geçmiyor ki bizim osuruklu mahallede bi olay,bi ekşın,bi pembe dizi yaşanmasın.En son yapılan apartman yöneticisi seçimlerinden sonra sakinliğimiz bozuldu.Tam 5 senedir apartmanımızda kuş uçurtmayan ''Yeşil pamucak yelekli teyze'' kod adıyla mahalleye ün salmış ''Güner Abla'' açtı ağzını yumdu gözünü.Meğer ne çok tuvalet kağıdı atıyomuşuz biz tuvalete lan :( Alt komşunun çöplerini kapıya çıkarıp 2 gün atmaya üşendiğini öğrenince kriz masası oluşturuldu falan..Ahh ahhh vahh vahhh Güner Ablam benim FBA ajanı mübarek....Seçimleri bu sene kazanamayınca ''yeleği teslim töreni'' yapmak zorunda kaldı.Dile kolay 5 senedir giydiği yelekten ayrılmak kolay olmadı ki,çıkarırken hafiften bi hüzün sezdim.Ama elindeki evrakları masaya fırlatırken ''Amaaaan siz alın uğraşın gayrı zatı sinir sistemım çöktı kaç yıldır pef püf'' diye hırçınlaşması gözlerden kaçmadı..Yolun açık olsun Güner Abla...Seni Unutmayacağız :(

YENİ KİRACI BÖLÜMÜ:
Bu kadar olaydan sonra kapıya yanaşan nakliyat arabasını gören komşular çılgına döndü.Annem olayla yakından ilgilendi.Günlerdir tv başında oturmaktan kıçı düzleşen ben ise uzaktan seyirci kalıp reklam aralarında kıçımı eski haline getirmeye çalıştım.Aradan 1 gün gibi kısa bi süre geçtikten sonra annem aileyle ilgili tüm verileri elde etmiş şekilde salona geldi.''Kadın iyi gibi,adam biraz alkolik,memurmuş Kezban bu ikisi de,ama çocukları çok efendi'' cümlesini bitirdikten sonra ''Bi de senin yaşlarında'' dedi......

KOMŞU KOMŞU BAKSANA BÖLÜMÜ:
Bu ayrıntıyı duyduktan sonra gözlerim fal taşı gibi açıldı.Benim eskiden beri hayalimdir.Bi komşumuz sevgilim olsun mesela.Düşünsenize aynı apartmandasınız.Özlediğin dakikada şappadanak git zillerini çal içeri gir otur odasına gir falan.Mesajına cevap vermediği dakika al vileda sopasını tak tak tak vur duvarına kendine gelsin it sıpası.Haa mesela aç son ses müziğini şarkı yolla sevdiceğine desin ki ''Vay aşkım Kezban'ım benim için açtı''..Dakikasında cevap veren bi şarkı açsın.Geceleri eve kaçta geldiğini gör,sabahları kaçta çıktığını bil.Off nefis süper ötesi bi durum.Hatta ilerde bi kat boşalsın geç sen otur sevgilinle.Yukarda onun annesi babası,onun üstünde benim annem babam ohh misss.Al sana ASMALI KONAK al sana SEYMEN AGA!!AĞAAAAM!Neyse her durumun olduğu gibi bunun da kötü yanları olurdu tabi.Diyelim sabah o sıçamık tipinle açtın kapıyı bi baktın sevgilin.Evde hep şık,tatlı,sevimli olamazsın haliyle.Ha ayrıca arada annenle bağır çağır kavga ettin..Şak bi mesaj ''Niye annene öyle diyosun?'' tarzı karışmalar böyle Müge Anlı'lıklar hoş değil.Ama olsun yine de bu hayalime engel değildi.Direk kafamın üstündeki toz bulutlarını silkeledim ve ''Komşu Oğlu''nu görmeye gittim....

AZİM,HIRS,BOK BÖLÜMÜ:
Belediyenin dağıtmış olduğu ''yeşil adidas'' eşofmanımı altımdan çıkardım.Gittim bi duş aldım.Dişlerimi 25-30 kere fırçaladım.Hani belki ''Apartmanımıza hoş..gel..mmmm..muahh..mmmmkkssss'' diye kapının eşiğinde öpüşmeye başlarız neme lazım.TAMAM ABARTIYORUM!Herneyse tipime biraz çeki düzen verdikten sonra merdivenlerden aşağa inmeye başladım.Taşınılan dairenin kapısı açık içerde sesler var.Ama napıcam ki?Birden içeri girip ''Heyyy ahali hanginiz benimle aynı yaşta ve sevişgen bakalım'' diye bi çığlık mı atıcam?Tam düşünürken kapıya göz altı torbaları 20 kg ağırlığında bi amca çıktı.Ahanda işte annemin dediği ''alkolik memur''...Neyse içimden dedim''Kezban o senin kayınpederin olucak ayıp lan eheheh''.Adam beni gördü gülümsedi.Ben de ''Hayırlı olsun amcacığım inşallah maşallah'' gibisinden bi pamuk kalplilik yaptım.Teşekkür edip beni içeri davet etti.Hemen koşa koşa girdim.O sırada kadını da gördüm annemin tabiriyle ''iyi gibi'' biriydi.Sırada ''benim yaşlarda efendi evlat'' vardı.Alkolik olan nerden geldiklerini falan anlatırken ben odaları gezmeye başladım..Deli gibi ''komşu sevgilim''i arıyorum.Arada bi de ''Haa bu odayı ne güzel şeyetmişiniz ehehe'' diye gaz veriyorum.Baktım baktım oğlan yok.Mutfak raflarına bile baktım yok yok YOK!''Ulen madem doğurdun bu çocuğu nereye koydun be kadın?'' diye çemkirmemek için kendimi zor tuttum.Uzunca samimiyetsiz bi sohbetten sonra eve çıktım.....

KARŞILAŞMA BÖLÜMÜ:
Ertesi gün hava yağmurluydu.Dışarda süprüntü gibi gezen ben şemsiye almadığım gibi kapşonumu da takmamışım (montlarda fermuarlı kapşonlar var ya hah o işte).Tam apartman kapısını açmaya çalışırken biri yanıma geldi.Apartman girişi loş olduğu için pek seçemedim.Ulan zaten biri dibime kadar gelip kafa atsa anca burnum kırılırken görücem kişinin yüzünü.Göz doktorları duyun beni!Apartmana girdikten sonra lambayı yakmamla bir ne göreyim.Bir çocuk!!!Evet bi oğlan çocuğu ama Lise 1 bilemedin Lise 2 öğrencisi..Üstünde okul forması var lan kravatı bile bordo!!!İçimden ''Yoksa? Yok yok len..Annem senin yaşıtın dedi olum saçmalama..Bu değildir'' diyodum.Dayanamayıp ''Siz yeni kiracı mısınız?'' diye sordum.O çatallı ergen sesiyle ''Eğiivöööeeeğğt'' tarzı iğrenç melodik bişey söyledi.Oracıkta kurduğum hayallere baktım.Lan benim aynı apartmanda bi sevgilim olacaktı.Kızımız olacaktııı!!KÜÇÜĞÜM!Evet bildiğin küçüğüm bu :( Çocuk mal mal baktığımı görünce kendime geldim.Dedim ''Bende çok Öss kitabı var hazırlanırken yardımcı olur gel bi ara al onları kazan biyerleri,sıkı giyin,yemeğini ye,derslerine çalış YAKŞAMLAR''...Koşa koşa merdivenleri çıktım.Eve girip kendimi yatağa attım ağla....ehehehehehe YOK ARTIK LAN ŞAKA!

Yani böyle hayallerimde için için arzuladığım ''komşu oğlu'' bi lise bebesi çıktı.Görmeyen gözlerimin genetik olarak anagil tarafından de-ne-am'da varolduğunu anlamış bulunmaktayım.Ah anne vah anne :( Geçen gün bi de utanmadan kitapları almaya gelmiş bu bebe.''Bunlaaeeeğğğğrrr eskiiğğğee sistaaaeeğm'' diye o iğrenç sesiyle beni göt etti..Puşt!

KEZBAN ÖPER:)

7 Ocak 2012 Cumartesi

Dürüstlük Bazen Öldürür!

Herkes gibi onun da hayalleri,umutları,acıları,korkuları vardı bu hayatta.Zaten şu kıç kadar kalbimize sığdıramadığımız şey yok...Kısacık zamanda tonlarca duygu,hatıra,bağlılık,fikir bırakıp gidiyoruz bilinmeyen bi yere...Ama o biraz erken gitti.Hem de onun dünyaya gelmesini sağlayan kişi tarafından....

KISACA:
Ahmet Yıldız 26 yaşında bir üniversite öğrencisiydi. 15 Temmuz 2008 gecesi kimliği belirsiz kişilerce öldürüldü.Gazete haberlerine göre ''eşcinsel'' olduğu için ailesinden ölüm tehditleri alan Yıldız savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu.Cinayetin ardından ailesine haber verildi.Ama Yıldız'ın ailesi cenazeyi kabul etmedi.Daha sonra olaylar değişik bir hal almaya başladı.Babasının bir tanıdığından aldığı araçla olay yerine gittiği ve dört veya beş el ateş ederek oğlunu öldürdüğü gerçeği ortaya çıktı.Babasının kullandığı araçta deliller bulundu.Fakat baba bulunamadı.Bir süre sonra Kuzey Irak'ta saklandığı belirlendi.Davalar açıldı,yurtdışında ''eşcinsel cinayeti'' başlıklarıyla çoğu medya kuruluşunda haber olarak yer aldı.Türkiye'de Milliyet gazetesi,Kaos Lgbtt,Medya Faresi,Bianet tarafından olay yakından incelendi.Diğer kanal ve kuruluşlar bu olaya pek yaklaşmadı.Ahmet Yıldız'ın sevgilisi davayı üstlendi.Almanya'da yaşamasına karşılık bütün oturumlarda yer aldı.Adalet istedi.Hala istiyor.Dava kapanmadı ama Ahmet Yıldız'ın babası bulunamadı.Belki de çok çaba harcanmadı bilemiyorum.4 senedir devam eden bu dava için Onur Yürüyüşlerinde Ahmet Yıldız'lı pankartlar açıldı.İlk eşcinsel töre cinayeti değildi...Ama ilk duyulan bu olmuştu..
                                                                                        

Gelgelim Ahmet Yıldız'a ithafen bi film yapıldı..Nefret cinayeteni anlatan ''töre'' temalı bir Türk filmi gibi gözükse de büyük bi adım Zenne.48.Antalya Altın Portakal Film Festivali'nden de ödülünü aldı.13 Ocak'ta da vizyona giriyor.Büyük bi gişe patlaması yaşayacağını düşünmüyorum.İzleyen herkeste garip bi aptallık yaratacak biçimde iyi çekilmiş.Fragmanını izlerken bile hüzünlenebiliyorsunuz.''Yaşanmış bir hikayedir'' tarzı filmlerinin hepsinde olduğu gibi olaylar izleyicide daha derin izler bırakıcak.Filmin fragmanında ''Dürüstlük bazen öldürür!'' repliğini okuduğumda bile kötü oldum.İzlerken nasıl bi triplere giricem hiç bilmiyorum.Ama filmden çıkanların ''demek böyleymiş vay anasını''diyeceklerine eminim.Oyunculuk açısından beklentim yüksek.Film ekibindeki çoğu kişi Ahmet Yıldız'ı gerçekten tanıyo.Bu bile insanı izlemeye teşfik etmeye yetiyo.Olayı bizzat yakından takip eden insanların yaptığı süper bi proje.Yani sonuç olarak herkesin izlemesi gereken bi film diye düşünüyorum.Hatta anne ve babayla gidilmesini şiddetle tavsiye ederim. 

KEZBAN ÖPER:)


4 Ocak 2012 Çarşamba

Milletin Ağzı ''Cinsel Hastalık'' Değil Ki Büzesin

Sınırsız sayısız hicivler doluyum.Giydirmek istediğim o kadar olay,durum,şahıs,tipitip olmasına karşın....Öncelikle ''yılbaşı tantanası''nı geride bırakmanın verdiği huzurla selamlıyorum sizleri.Herkes nerde ne bok yemiş hepsini tek tek okuyup,buruşturulmuş selpak mendil koleksiyonuma yenilerini ekledim.Kısaca söylemek gerekirse ben 3 kilo mandalinamı alıp bilgisayar başında ''ver allah CEĞ vitamini'' diye diye karşıladım yeni yılı.Hayatımın turunçgiliyle bu sene tanışırsam sizin gittiğiniz eğlentilere osurarak güleceğim (dipnot:turunçgil yarim olursa çekirdeksiz olsun yüce rabbim)

Yeni yıla benim gibi evinde,yuvasında,kömür sobasının dibi dibisinde girmeyenler de vardı.Bi arkadaşım kimseye nasip olmayacak şekilde şevhetli ve coşkulu bi heyecanlara hikaye olmuş o gece.Ertesi gün beni arayıp durumu anlattı.Eğlence için gidilen yerde birini görüp geceye erosun oklarıyla devam eden bi çift insan.Yani şu ağlak zamanımda telefonu nereme sokacağımı bilemedim dinlerken.Kıskançlıktan öte imrenmeme imrendim hatta.Ama durumlar sonra biraz karıştı....

DOKTOR DOKTOR KALKSANA BÖLÜMÜ:
Sevgili arkadaşım,canım imrengeçim 1 ocak sabahı huzursuz bi şekilde kalkıp beni aradıktan sonra yetinmeyip kapılarımı kırarcasına çalmaya başladı.Ben her zaman ki gibi karşı komşunun küçük oğlu (''katil olcak bu büyünce pis terörist''diyorum ben ona kısaca) Bölücü örgüt başıdır diye yataktan kalkıp tırnağımı oynatmadım.Kapı daha fazla çaldıkça içimden ''Ulaan cünyır usema bin ladin iyice zıvanadan çıktın ha,en kısa zamanda bunlara gidip oyun kartlarını tekrar alıp saklamak farz oldu'' diye diye kendimle konuşurken,telefonda ''Açsana amcık!'' diye bi mesaj okudum.Yani arkadaşlarım bile o kadar kibar ve sevgi dolular ki...Sevgililerimden hala ne tür bi jelibonluk bekliyosam ben? Herneyse kapıyı açtım,yatağa geri döndüm.Bi anda başıma gelip ''KEZBAN KALK KALK ÇOK KÖTÜYÜM BEN,GALİBA YATTIĞIM KIZ HASTALIKLIYDI'' diye veryansınlara başladı bu.Şahsen bu zaman kadar vajinayla ilgili bi tecrübem olmadığı için bi anda ben de panikledim.Yani olayı elde tutmak için ''Kaç kere verdi sana?Şey peki rengi soluk muydu?Kanadı mı kızın şey?'' gibisinden çok mantıklı sorular sormaya başladım.Bilmiyorum anacım ben öyle pipisiz ficutları napalım?Ben bu sefer olayı ana kahramına sormalıyız diye düşündüm.Dedim ''Ara lan kızı otur konuş sor soruştur''....

GİZLİ GİZLİ AJAN KEZBAN BÖLÜMÜ:
Arkadaşım kızla telefonda konuşurken,ben de o sırada onunla ilgili bütün sosyal ağlara ulaşıp bilgilerini bilgisayarıma davnluuudladım haliyle.Hani belki hastalıklıyımlanben.com'da sorular sormuştur,belki kukusuyla ilgili ani bi değişim görmüştür de doktor sitesinde adıyla soyadıyla bilgi almıştır (çünkü maldı kız çünkü salaktı di mi kezban ehehe) Herneyse elimde kayda değer bi delil olmayınca arkadaşın konuşmasını bitirmesini bekledim.Telefonu kapattı yanıma geldi ''Yani kontrollerini yaptırıyomuş ama bilmiyorum dedi abi,ben yine de bi hastaneye gidicem böyle şeyler şakaya gelmez''.Ve biz ertesi güne randevu aldık en yakın hospitıldan.Ertesi gün kırlangıçın bile ağaçtan götünü kaldıramadığı saatte bu dangaloz gitmiş randevu almış.İşim gücüm yok diye seviniyorum ben de bol bol uyumak hak getire peheeyyy...Herneyse gittik,bu içeri girdi kontrole.Ben kapıda otururken Allahın bile dönüp bakmadığı o iğrenç hastane afişlerini inceliyorum.''Hmmm anne sütü önemli de niye 10 yaşında çocuk koymuşlar postere?Yani acaba bu yaşa süt sayesinde geldi mesajı mı veriliyo orda?Hmmm yok yeaa anne memeli poster olsaymış.... bla bla...'' vb şizofrenik lokasyonlar gösterirken (ayh tıp dili konuşuyorum allahım şükür amin)arkadaş içerden çıktı.Tabii ki de hiçbişeyi yokmuş.Gayet sağlıklıymış....

HMMM ANLADIM O ZAMAN BY BÖLÜMÜ:
Arkadaşla gittik bi çay bahçesine.Sabah saatlerinin tek sevdiğim yanı da sıcak poğaçalar,başka bi sike faydası yok o saatin.Ben poğaçalara çay eşliğinde yumulurken dönüp arkadaşa ''Lan ne puştsun ha korkuttun,neyse kaşarlarla takılma oğlum boşver bak sonra böyle sorunlar çıkıyo ;)'' dedim.Ama bi anda arkadaşım dönüp ''Yani Kezban böyle kaşar falan demen hoş değil abi sonuçta ben o kızla özel bişeyler yaşadım ve sanırım hoşlanıyorum da'' diye namuslu pozlara bürünmesiyle poğaçalar bile sıcaklığını kaybetti...AHEY AHEY AHEY!!Benim ne kadar doğruyu şaaaak diye söylediği tanıyanlar az çok bilir.Bana herkes güvenerek derdini tasasını gönül rahatlığıyla anlatır...Ama bu bu bu bu..tuhaf bu...Bende dönüp ''Eee yani 2 gündür sikinde hastalık taşıdığını düşünen sensin şimdi ne bu tavrın'' dedim.''Ne demek istiyosun abi?'' diye sorunca da ''Eee yani az pezevenk değilsin''cümlemle birlikte oturumu kapatıp evlere dağıldık.İnsanlar yaşadıkları utanç verici olayları kapadıktan sonra tekrar o ''rahibe'' tavırlarına nasıl da dönebiliyolar...Bilmiyorum sanırım rezillikleriyle övünen 2-3 kişi tanıdım bu zamana kadar.Onun haricinde hemen bi yetkili kişi çıkıp ''Aile ve toplum açısından....vıdı vıdı'' diye konuşup yaşanmışlıkların üstüne bi battaniye atabiliyo.Halının altına süpürmeye çalıştığımız tozlar gün olur tümsek yapar ayağına takılır,düşersin.Kafan gözün kırılır sevgili yetkili...Amaan bilmiyorum işte herkesin çok doğru düzgün olduğu bi memleketten bu satırları yazıyorum.Hey sen!Çabuk o memelerini kapa!Biraz edep edep! ehehehe


KEZBAN ÖPER:)

27 Aralık 2011 Salı

Merry Christmas Bitch!

Hüptürük toprakların,düttürü vatandaşları!Yurdumun hacı şakir kokan,pedükürlü,elitist,marjinal kezbanları yeni yıl geliyoo anacımEvet içkileri havaya kaldırıp,10'dan geriye Var Mısın Yok Musun? yarışmacıları gerizekalılığıyla saymaya çok az kaldı.(kutum küçük merkez!tamam)Ve sokakta tezgahında noel baba kostümü giymiş kısa samsun içen milli piyangocular sizi seviyorum...

''Güle güle 2011,Hoşgeldin 2012'' posteriyle dolu çarşı,pazar,tükkan gezintisi yapan kalabalık kalabık insanlar ''kırismıs'' alışverişine başladılar.Hayatımda sadece ailem ve birkaç sağlam dostum dışında kimsenin olmayışı beni ''Aıyy hediye almam lazıaaaam!'' paniğinden kurtarmış olsa da hafiften buruğum sanki.Hani önemli biri olsaydı gider 5 lirama kıyar bi bulüz neyin alırdım belki.Ehehe şaka anacım şaka.Herneyse klasikleşen ev içi hediye törenine gelirsek...Bu sene de canım anam yine gidip en işime yaramayan örneğin: mikroskop,tükenmez kalem silgisi,turnosol kağıdı,patik tiftici tarzında bi hediye alıcak.Yuppiii çok mutluyum.Düşünmesi yeter mucuk.En azından ''elimle yaptım'' hediyeleri kadar berbat olamaz.Zamanında kim çıkarmışsa şu ''Manevi değeri olur git kağıda ağaç çiz zarfa koy....bla blaa'' klişesini.Yok öyle şey lan.Hediye dediğin afedersin sike sike parayla alınan bişey.Paran yoksa A4 kağıdına ağaç falan çizme.En kocamanından BEN FAKİRİM yaz.Sonra bana getir,ben seni anlarım zaten,hak veririm sana!!Herneyse konuyu böyle dağıttıkça ekrana Perihan Savaş gibi bakmaya başlıyorum.Yeni yıldan hem sizin için,hem kendim için isteklerim var!Buraya gel tonton yaşlı adam....

KEZBAN DİLEK VE İSTEK LİSTESİ:
  • Bu sene iphone uygulamalarında bi yenilik yapılsın.Artık karşılaşıp kesiştiğimiz adamların gay olup olmadığını anlamaya çalışmayalım.Şöyle baktığımız anda telefon direk ötsün.Ekranda ''GİT YAPIŞ'' veya ''O SENİN EMMİN'' yazan değişik teknolojili şeyler olsun.Yapılsın bunlar,rica ediyorum....
  • Herkesin en az 1 kere sevgilinin eski sevgilisini sınır dışı etme hakkı olsun...Sınır dışı edilen kişi 20-30 sene ülkeye geri gelemesin.Pipisi kopsun bi de (sonuncusu biraz bana kalmış)
  • Sabah kalktığımızdaki o çirkin şişik suratımız için sabun üretilsin.Yüzümüzü yıkayıp kuruladığımız andan sonra en yahuşuklu olalım...(sevgili Dove yapabiliyosan yap anacım)
  • Sohbeti süper ama tipi berbat adamlarla,yakışıklı ama sohbeti olmayan adamın özellikleri değiştirilsin.Hayat bayram olsun...
  • Ferhat Göçer ve Ömür Gedik bi iş teklifi alsın.Zimbambo'ya taşınsınlar 15-20 çocukları olsun.Ömür Gedik hayvanları rahat bıraksın..
  • Sabah uyandığımda kapımda 1 range rover,1 adet villa tapusu,1 adet biscolata erkeği (ispanyol olanı olursa daha iyi olur) ve 1 adet 2 milyon dolar servetli banka cüzdanı bulayım..(bu dilek kişiseldi)
  • Hergün birisi gelip ''bugün bunları giyeceksin'' desin.Gece gelip verdiklerini geri alsın.Hiç yıkama,ütü,dolap derdimiz olmasın....Hergün şık olalım.
  • Zayıflar kilo alsın,şişmanlar kilo versin...Herkes fit olsun,vücutlarımız bebek poposu gibi pürüzsüz olsun...
  • Havuç pantolon modası bitsin.Bu konuda ciddiyim.Önüne gelen mavi,kırmızı,sarı havuç pantolonları kıçına geçirmesin.Gay üniformasına bi DUR! densin.
  • Prezervatif ve kayganlaştırıcı kullanımı artsın (sosyal mesacımı da verdim ohh)
2012 bize şans versin,değer versin,umduğumuz şeyin güzeli,istediğimiz şeyin en harikası olsun.Yapmak zorunda olduklarımız bitsin,asıl yapmak istediklerimizin zamanı gelsin...Ne bileyim ya mutlu olalım işte. 

KEZBAN ÖPER:)

EDİT:Beni teee geçen haftalarda Mim'leyip böyrüne basan sevgili Bi'Gay in yazısını şimdi gördüm.Kafama terliği yedim orası ayrı :( Bu yazı ona ithaf edilmiştir.Kulaklarından öperink onu :)

16 Aralık 2011 Cuma

Ayrılalım Ama ''Medeni'' Olsun!


Nedendir bilinmez doğrusunu,akıllısını gidip seçmez şu kalp denilen kancık.Gider de en kıranını,en dökenini yapıştırıverir orta yerine.Dupduygusal bir yazı gibi mi gözüküyo?Hiç sanmıyorum...Aslında gülünecek halime ağlıyorum demeliyim.Terslik bu olmalı.Senelerdir kullanılan terimi bile eğirip büküp kıçıma çeviriyorum...Evet her biten şey gibi en son yaşadığım (karşılıklı duygusal filört ehehe) şey de finish çizgisini görmüş bulunmakta.Penis şeklinde bir kupa bile getirmeyen eller kırılsın!Kutu kutu nutella yiyip,yatağa picamalarıyla kendini atmış bir bebe efekti kullandığımı düşünelim mesela...O artık gitti ve gelmeyecek tam da şuramda bir....öfff olmuyo işte bende bu efektler..

BU GECE SON BİRAZ SONRAĞĞ BÖLÜMÜ:
İnsanlara verdiğim değerlere göre kafamda raflar var benim.Mesela birine az değer vermişsem hoop alıyorum onu en alt rafa koyuyorum.Diyelim 3.2 şiddetinde değerliyse orta rafların dibicik kıyısına sıkıştırıyorum.Çok değer vermişsem en tepelerin tepesine yerleştiriyorum,ona ulaşamıyorum sanki.Kafam bir kütüphane gibi.Ama kitapları yerinde sabit tutabilene aşk olsun.İnsanlar durmuyo,insanlar beklemiyo...En son ilişkimi gözden geçirip analiz ettim.Beni sevdiğini söyleyip,bana saygı duymuyodu.Karşılıklı güven duygularımız doktorlar tarafından alınmış gibiydi ve sağlıksızdık.İlişkinin başında zirvelerde olan seks hayatımız şimdilerde rögar kapaklarının altına kadar düşmüştü.Kısacası aşk ölmüş,sevgi bende kalmıştı..Onun da kısası bu sefer daha çok seven ben,hevesini almış ama ayıp olmasın diye gidemeyen oydu!Durumu tek başıma yargılayıp kendimi celallendirmekten vazgeçip sevgilime mesaj attım (eski sevgilime işte)’’Yarın buluşalım konuşmamız gerek’’ diye..

AYRILIK BÖLÜMÜ:
Hiç ‘’medeni’’ ayrıldığım bi insan olmadı hayatımda şu zamana kadar.Ya boğazım patlayana kadar kavga gürültü,ya laf sokup silinen telefon numaraları...Ayrılığın medenisi olmaz bence.Sevgilisinden ayrılıp ‘’dost’’ kalabilen herkese şok olmuşcasına bakıyorum.Bi zamanlar sevdiğin,gözünün içine baktığın,yatağından eksik etmediğin insanı al karşına ‘’Ehihi nası gidiyo yeni ilişkin?’’ de..Olucak iş değil..Kesinlikle kabul etmiyorum.AY EM NAT!!!Ambulans çağırın!!ÇABUKKK!!.Biliyorum işte böyle konulara geldiğim andan itibaren adeta gözüme tiyatro perdeleri iniyo ve başlıyo bi trajikomedi...Gözlerimde perdelerim,gözaltlarımda torbalarım şehrin tam merkezinde buluştuk onunla.Ayrılık konuşması yapmayı da cidden bilmiyodum.Yani masaya oturur oturmaz ‘’Şey ayrılıyorum senden?Tamam mı ?Sorun yok di mi?Oldu o zaman neyseee görüşürüz bayyy’’ diyip kalksam kendimi hiç yadırgamazdım.Neyse ki öyle bişey yapmadım.Ama onu ona şikayet etmek te gereksizdi.Yok ‘’Sen şöyle birisin,makarnayı yiyemiyosun,sakalların batıyo,öküzsün,bi de bana geçen şunu söylemiştin’’diyerek sadece içimi dökerdim.Ve karşı taraftan da aynı tepkili bişeyler gelirdi,konu uzardı.Birbirimizi kırmaya başlardık,ve ben kırılırsam masayı alıp kafasına atardım.Hoş olmazdı..Buluştuğumuz mekanda kahve içip,medeni bir şekilde konuşmaya başladık.’’SEN DEĞİŞTİN’’ dedi.’’SEN DEĞİŞTİRDİN’’ dedim bende.Uzun uzun sessizlikler yaşadık.Öteden bakan ‘’Sağır Ve Dilsizler Derneği Toplantısı’’ yapıyoruz zannedebilirdi.’’OLMUYO’’ dedim.’’OLMUYOSA BİTSİN’’ dedi.Ayrılık isteğini şimşek hızıyla kabul edebilen başka bi Allahın kulu daha olamazdı zaten.Şaşırmadım..Onun söyleyemediğini ben söylemiş oldum.O sadece gelen dublaja onay verdi.Ama altyazı olarak ‘’Göt’’ dediğimi okuyamadı....

VEDALAŞMA BÖLÜMÜ: 
Filmlerde gördüğüm veda sahneleri ne kadar karizmatik,ne kadar hüzünlü oluyodu.Mesela caddenin sonuna geldiğimde elimi kaldırıp ‘’Taksiiiiiiiii’’ diye seslenip,taksiye binmeden önce son bir öpücükle ‘’Kendine iyi bak adios vela quetema sapronita veluez’’ demeye kalksaydım oracıkta Altın Ayı ödülümü alırdım.Gerçi ne söylediğimi bende bilmezdim,cidden ne demek acaba lan bu cümle?(şak diye soru sana) Herneyse ben fakirgillerden gelme bir yaban çiçeği olduğum için yaklaştım gelen körüklü otobüse.Hani belki otobüse binerken ‘’Elveda yiğidim ben artık senin için bir yabancıyım böhühü’’ dediğimde böğrü yanarda kendini körüklü otobüsün önüne neyin atar.Pehh nerde?Otobüse binmeye çalışırken döndüm ve sarılmak istedim son kez.Bi baktım yaşlı bi amca bana bakıyo ‘’Hadi hadi binmiceksen sıradan çık evladım’’ dedi.''Iyy Allah seni kahretsin bastonlu zebellak'' dedim içimden o sinirle.Döndüm,baktım son kez.Benim ki elinde telefona baka baka duraktan uzaklaşmaya başlamış bile.Bastonlu zebellağa sarılıp‘’Beni götürrr buradan noğloooorrr amcaağğ’’ diye diye ağlayabilirdim.Hiçbişe olmamış gibi otobüse bindim.Cam kenarına oturdum.Yüzümü sola çevirip bakmama kararı aldım.Ama dayanamadım.Otobüs hareket ederken son bi göz ucuyla baktım.Onun el salladığını gördüm.Aylar önce her buluştuğumuzda durakta bekleyip karşılayan insan şimdi ‘’hadi canım yol al’’ dermiş gibi beni uğurluyodu lan.İçim ‘’cızz’’ etti.Bu sefer içim ‘’cızz’’ edince aklıma mangal yaptığımız gün geldi.O günü hatırlayınca gecesinde konuştuklarımız,kahkahalarımız bla bla...Hayır hayır hayır! Hemen rotamı başka düşüncelere çevirdim.Otobüs yol aldı evime doğru gelmeye başladım...Artık tamamen yol benim,rota benim.. Hoşgeldin Single Kezban..ADİOS GENÇ ADAM VELA QUETEMA SAPRONİTA VELUEZ!!

KEZBAN ÖPER:)

7 Aralık 2011 Çarşamba

Kestirmezsen Erkek Değilsin

''Yeri geldi sizi jöle kutusuna yatırdım,yeri geldi fön makinesiyle ruhunuzu elinizden aldım.Özür dilerim yavrularım...''

Bu hayatta beni bi türlü bulamayan 2 şey var.Biri Tacikistan’da yaşayan ruh eşim,diğeri de şeklini şemalini bir türlü tutturamadığım saç modelim.Sokakta gezerken bakıyorum ki öyle böyle insanlar kafalarından çıkan telleri sayılarına bile bakmadan düzgün kullanmayı öğrenebilmiş.Hayır ilkokul,ortaokul ve lise yıllarında mecburen ''öğrenci traşı'' olduğumdan kelli, o yılların biteceğini düşünürken ‘’ınısını ıvrıdını sikicem ilerde bah bah gör nası şekil yapacam bu kafayı’’derdim içimden.Yıllar geçti, kavga bitti haliyle.Her kampüs gören masum köylü gibi saçlarını hemen uzatan,Kenan Doğulu’nun 90lar zamanı stayla saçı uzatıp sırma gibi dolaştım.Iyk..Saçlar kabarıyor,kabarmasa yağlanıyor,yağlanmasa keçiliği tutuyor.Ve hergün sabah 5’te kalkıp nerdeyse kafaya deve kuşu taşağı sürmediğim kalıyo...Ama nafile..Daha sonra 1-2 sene içinde dellenip üç numerö yaptım.Kabak gibi burnum ortaya çıktı,kulaklarımı saklamak için kumaşçıdan 2 metre saten kestirmek zorunda kaldım...Ama yine nafile...Önleri kaldırıp yanları yatırdım,yanları kaldırıp önleri görümce modeli yaptırdım...Uhuuuu dıdısının dıdısı..Say say bitmez.Rihanna gibi her ay yeni bir saçla halkın arasına karıştım, ama hemen bir kıç deliği çıkıp ‘’senin şu favoriler çok şey olmuş yeeaa ehehehe’’ diyip oracıkta sokuverdi hevesimin içine..

BERBERBER BÖLÜMÜ:
Ve geçen gün işyerinde sıçamık tipli biri ‘’Ayh Kezbancığım şu önlerini biraz aldırsan Riçırd Gir’in gençliği çarpı üstüne Tom Kuruzuu olursun anacım’’ dedi.İçime bi kurt düştü.Hemen tuvalete koşup aynaya baktım.Zaten bu benim genel huyumdur,biri karşımda konuşurken mesela devamlı burnunu ellerse bana ‘’sümüğün var Kezban git temizle’’ iletisi gönderiyomuş gibi geliyo ve ben konuyu yarıda kesip deliklerime bakmaya gidiyorum...(burun deliklerime haaa)Hiç te bilemmm..Çok temiz...Herneyse saça baktım baktım.Cidden önleri biraz aldırsam,arkalara biraz ekletsem,yanları kazıtsam süper olucaktım bence...İş çıkışı aptal aptal gezerken bi berberin önünden geçiyordum ki kafamda aniden bir ampul yandı..İçeri girmek ve girmemek arasında düşünürken ayaklarım tükkanın kapısına kadar gitti....Bütün cesaretimi toplayıp hayatımda ilk kez başka bir berberde saçımı kestirmek için ölüm vuruşumu yapıyordum,boru değildi.Hem düşününce bunca yıl gittiğim berber herifi saçımı ne hallerden ne hallere sokmuştu..Pislikti bile bile beni ucubeğğ yapmıştı.Bi nevi onu bu yeni berberle aldatacaktım.Hatta ve hatta saçımı kestirdikten sonra ilk önce ona gidip nanik nanik yapıp kaçacaktım.Hıh hıh evet evet bunu yapmalıydım...

TAKIM ELBİSELİ ADAMLARA KESTİRMEK BÖLÜMÜ:
İçeri girdiğimde adeta şok oldum.Nerde benim o sidikli berber,nerde bu eşek kadar salon.Koskaca siyah deri koltukların bulunduğu,televizyonunda fashion tv açık olan takım elbiseli 3 adam deli gibi saç kesiyolar.Kasada duran kadın ‘’Buyrun’’ dedi hemen.Kadın lan KADIN!!Benim eski berber tvde kadın gördüğü zaman kulağını bile keser,hatta yetinmez saatlerce sürtüp durduğu sikini aniden gözüne sokar oracıkta.Bunlar gidip  kadın eleman almışlar...Breh breh...Hemen oturdum deri koltuğa dergileri karıştırmaya başladım.Orta şekerli türk kahvem bile geldi.Ağlamak istedim.Allam alam çok mutluydum.Saçı kesilen adam koltuktan kalkarken ‘’Çok teşekkürler Erdal tam istediğim gibi oldu’’diyordu.Ben bunlara alışık değildim.Benim bildiğim ‘’Saolasın amına gayayım elim ensem açıldı golanya ver gayri parlasın zırtım zıvan’’vb.. sözlerdi..Tam bunları düşünürken,aniden başka şeyler de düşünmeye başladım.’’Kezban burası çok güzel evet ama sor bi bakalım neden güzel?Adam nerdeyse taşaklarını yalayacak senden 15 tl mi alacak? Senin cüzdanında kaç para var?Babam böyle pasta yamayı nerden öğrenm....bla bla Ayyyyhhh’’ O an huzursuzluk kapladı içimi,içtiğim kahveyi kusup salondan çıkmayı düşündüm.Ama sıra bana gelmişti.Koltuğa ister istemez oturdum.Adam nazikçe havluyu koydu enseme üstüme de o tülümsü şeyi örttü.Ne zaman gözgöze gelsek gülümsüyo bi de yapmacık yapmacık.’’Ehi ehi nasıl yapacağız’’ falan diyerek benden cevap bekliyo.Bende anlattım işte Safiye Soyman modelimi hemencicik.Bu başladı kesmeye.Kestikçe kesiyor,kırptıkça kırpıyor...Arada makineyle ensemde gidip geliyo ben uyuşuyorum,uyumaya kalkıyorum.Ama salyam akar da rezil olurum diye panikleyip hemen gözlerimi açıyorum.Herneyse saç kesimim bitti.Bu takım elbise diğer takım elbiseye ‘’bir yıkama alalım’’ dedi.Geçtik küçük lavabolu yere.Saçımı yıkayan takım elbise hafif kilolu ve gözlüklü,biraz da sivilcesi vardı.Başladı saçlarımı yıkamaya..Yıkıyo mu,sevişiyo mu belli değil lan!O dokunuşlar,o nazik davranışlar...Ömrü hayatımda hiçbir adamdan görmediğim o şevkat ve güven duygusu...Oha Oha kendine gel Kezban!!!Nerdeyse gözümü açıp ‘’Takım elbiseeeee evimin direğğeee ol anam’’ demek geldi içimden ama kendimi tuttum....Yıkama bittikten sonra,tekrar koltuğa oturdum.Başımda havluylan otururken ezik ezik etrafıma bakmaya devam ettim.Havluyu kafamdan söküp alan bıdık başladı saçlarımı kurutmaya..Kurutma makinesiyle kanto yaptı desem yeridir.Hayır amk anladık tamam,iyi kestin,dükkan güzel de o kurutma makinesini eline alınca bi eğilmeler gözlerini kısmalar!!Ne ayak yanii alala...En sonunda kurutma işlemi de bitince bana ‘’Vaks mı daks mı süreyim?’’ diye sordu.O sıra benim cahilliğim tavan yaptı öküz öküz suratına baktım adamın.Herneyse sürdü bişeyler işte hızlı hızlı şekil de verdi..Kasaya doğru ilerlerken kalbim götümden çıkıcak sandım.Hayır o kadar saat uğraştır,dur sonra kasada paran yetmesin.Olmazdı..Bildiğim bütün süphanekeleri okudum (amin).Kadınceğiz ‘’40 lira efendim’’ dedi.Neyse ki cüzdanımda turuncu bir 50’lik yatıyodu zor zamanlar için sakladıydım.Paramı ödedim şıraaaaaaank diyeee.Eşantiyon olarak şampuan,erkek duş jeli falan hediye etti bide ay cınım.Oradan çıktığımda dünyanın en büyük özgüvenine sahiptim.Ciddi ciddi saçımı beğendim.Tabii ertesi gün yıkanıp,saçımı yapamayınca sorunun ne olduğunu anladım..Sorun sende değil sevgili saç BENDE!!!Neyse ki duş celleriylen yıkanıp yıkanıp buram buram irkek kokucam nihahaha....

KEZBAN ÖPER:)

6 Aralık 2011 Salı

Geçenlerde Yine Sevişiyorum...

‘’Büyüyünce çok canlar yakçek bu valla ablaağğğ’’ denilen her çoluk çombalak koşa koşa büyüyüp ok işaretlerini takip ederek beni buldu.Görev başarıyla tamamlandı,canlar yandı ağabeyler ablalar şom ağzınıza pide götünüze sağlık...Immm nefis bir cünüplük ve sıfır mantık hatalı bir beddua...

Şöyle bir Fayt Kılap açılmaz ki dinine yandığım şehrinde.Gideyim gece gündüz hem dayak yiyim,hem dayak atayım Biretlii Pittlere...Ha benim fayt fantezim mi var?HAYIR! Sadece öfkenin ve mutsuzluğun akıtılması için şiddete bir fincancık ihtiyacım var ihi? Annem eğer sizde de yoksa önemli değil dedi...Yarın marketten alıcakmış zaten..Fazla koydunuz sadece bir fincan birrr 1!1!1... (küçükken her komşuya gönderilişimde yaptığım uzun soluklu biz fakir değiliz açıklamaları)Rüzgarına,titretmesine kurban olduğum şehir bir kışı daha bana zulümlü kederli,düşünceli adam heykelli geçirtiyo ya işte ona çok kırgınım.Akşam otobüse bindiğimde kafamı cama yaslayıp saç yağlarıyla dertleşiyorum çoğu zaman.Sevmediğim bi iş yerinde çalışırken,kendisi tarafından sevilmediğim bi adamla aşk yaşadığımı zannedip,akşam sevilip sevilmediğim meçhul eve dönüyorum..Biri bana acil yer vermeli.Baksana lise defterlerini elinde tutan minik bi bebe bile uyuyomuş gibi yapıp yer vermiyo...taktiğim bile elimden çalınmış gitmiş.Taktiksiz,parasız ve sevgisizim kısacası.Bu kadar bergenleştikten sonra silkinip kırmızı düğmeyi kökledim bilmediğim ilk durakta inip çaktım bir sigara...Malzemelerim yanımdaydı :1 boş bank,1 sigara,1 hastalıklı beyin...

MANİK ATAKLAR BÖLÜMÜ:
Bankta otururken kısa filmlerin sessiz ve 35 dk aynı noktaya bakan adamı olmamak için soktum elimi cebime...Telefonu çıkarır çıkarmaz mesaj bölümüne cümleler yazmaya çalıştım.Bakmayın sayfa sayfa yazıyorum buraya ama kısa mesaj alanında özürlü esemes portakalı ödülleri dağıtılsa ağlaya zırlaya her sene ben olurdum o kürsüde.Öncelikle mesaja başlarken hep S harfi kullanmaya çalıştım.SEN ÇOK ADİSİN yada SEN VAR YA..... NEYSE CANIM ÖPTÜM KİB BY...Mesajla olmayacak bu iş dedim ve rehberde numarasını görür görmez arama tuşuna sarıldım..Ama telefon çalarken ‘’Allam ben ne diycem şimdi?Ha şey derim napıyosun derim,o da sorar iyi misin? diye.Bende iyi değilim derim.Noldu?der..Der mi acaba?Ya demezse..aman demezse de ben derim neden iyi olmadığımı sormucak mısın?...Peki sormucam derse? Ayy ne biçim adam bu yaaa yeterrrr artık..Ebenin öllüğü der kapatırım suratına sonra telefonu da denize atarım’’ diye kısa süreli manik ataklar geçirirken karşı taraftan ‘’Alo’’ sesi geldi.Hallaç pamuğu olmuş beynimle ağzımdan ‘’Haaa?’’gibi mantıklı bir ses çıktı cevap olarak .Oysa hayalimde böyle bi sahne yoktu Haaa ne demek haa ne demek? Konuşmak istemediğimi fark edip telefonu bi anda kapattım,ama ekranda devamını kabızlıktan getiremediğim S harfini de ona yollamış oldum..Negzel elde bir ‘’Haaaa’’ ve akabinde gelen bir S...var!Hassss!! Nerde bana alkışşş?..Eve gidip kilolarca ağlamak....Kova kova...Dünyanın en pesimist insanı oldum sanki.Her yediğim yemek pırasa,her gördüğüm insan İzzet Altınmeşe ‘’ben’’ine sahip ve acımasız...

BEN DE BURALARDAN GÖÇERİM BÖLÜMÜ:
İnto the wild filmindeki (bkz:şurdan) Christopher gibi dağlara bayırlara,yeşillikli kırlara açılmak istedim.Hadi Christopher’a fazla para battı kaçtı,göçtü.Benim öyle bi durumum da yok şahsen.Dünya’yı gezmeye kalksam oturduğum yerden anca Bergama’ya gidicek bir birikimim ve sermayem var.Ama Bergama’yı bi geçtim miydi ver elini Peru...Buna deli gibi inandım.İşyerinden aldığım 100 lira avanstan sonra 5 günlük rapor aldım.Annem’e ‘’Allah için anne beni 4-5 gün arayıp sormayın bi arkadaşımdayım ve iyiyim’’ diye mesaj attım.’’Sen kimsin?’’ diye cevap atar diye bekledim ama cevap bile gelmedi.Neyse önemli değil, canım aylem çok ilgili huğ huğ....Sevgilime en son attığım ‘’S’’ harfi haricinde başka bir şey yollamadım telefonumu kapattım.Beş günlüğüne de olsa şehrin dışında 1+1 evde oturan  arkadaşıma 1 kazak ve 1 pantolonla geldim.Soğuk ve iğrenç bir ev..Ama huzurluyum.Ketılla duş alıp,menemen yiyoruz.Benim yüzümden kız arkadaşıyla 2 gündür seks yapamasa da mutlu gibi gözüküyo arkadaşım..’’Enter’’ tuşu çıkmış bir laptopta bunları yazdım..3 gün sonra yine her şeyin aynı olacağı ihtimalini düşünmek istemiyorum..Sadece uyumak,uyumak,uyumak....rutubet kokan yastıklarda.....

KEZBAN ÖPER:)