22 Aralık 2012 Cumartesi

Santa Claus Yardım Et!

Şehrin her yanını sarmış kırmızılı,kurdelalı,süslü püslü,kardan adamlı yeni yıl coşkusu.Binamıza bir şömine bile yapmayan müteahhitler bu yıl kıçınızda kıl dönmeleri olsun e mi? (not:müteahhit yazarken gugıldan yardım alındı)Ne olurdu bi şöminemiz olsa,çorapları çivelesek içine 5-10 göynümüzden ne koparsa dileklerimizi yazıp,gece uykuya dalsaydık.Ama yok ille de pazar günleri sabah verilen noel filmlerinde görelim biz o çorapları.Ton ton noel babaları,geyikleri,kapıda ''we wish you a merry christmas'' ezgileri atan şımarık çirkin köstebek tipli çocukları..Herneyse Amerikan özentiliğimi birazcık ucundan gösterebilmişsem mutluyum.Gel gelelim asıl konuya.Yılbaşında ne yapacağız,ne yapmalıyız?????sorusunun kara bir bulut gibi üstümüze çöktüğü günlerdeyiz hali hazırda.Gelin seçeneklere bakalım;
1.AİLECEK KUTLAMAK:
Şöyle ki; Kimse yeni yıla ailesiyle pek girmek istemez (tabi uzakta okuyan,evli veya asker bla bla… hariç) Ama genelde 20 gün önceden planladığınız ”Cenklerin evinde içkili seksli partyy wuhuuu” etkinliği son dakika ”Cenkin babası izin vermemiş yeaaa vb..” hayal kırıklıklarıyla sona erdiği için mecbur yılbaşını ailecek geçirmek zorunda kalırsınız.Genelde evde yapılan kutlamalarda evin annesi geçen sene girdiği mutfaktan öbür sene çıkar (seneye görüşürüz esprisini aldınız de mi orda) Anne yemek hazırladıkça hazırlar,baba içki stok yaptıkça yapar,çerezler,meyveler,tavuklar,çiğ köfteler….Sanırım ailelerimiz yeni yılı ‘‘Bol bol yiyip sıçalım” olarak algılamışlardır.Ama olsun en azından doyarsınız.Tabi tv’de Muazzez Abacı Konseri falan varsa direk odanıza gitmenizi öneririm.Kapıyı da sıkı sıkı kilitleyin anacım…
2.MEKANDA KUTLAMAK:
Herkes yılbaşını bi mekana gidip kutlamayı matah bi bok zanneder.Hatta haftalar öncesinde facebookta ”Kenks haftaya kopujaazz vallahaa yihuu” gibi gözümüze gözümüze sokma çabaları da ayakta alkışı hak eder.Fakat mekana girildiğinden itibaren o mutlu arkadaş grubu bir türlü sığışamama,tuvalete gidememe,içki alamama sorunsallarını peş peşe yaşayınca yeni yıla değil götüme girerler…Mekanlara gitmeyin,oralar sizi yer!Ayrıca gece 2'den sonra içkileri kesmeyen bi mekan daha görmedim ben.Suları keserler,içkileri keserler,beğendiğiniz çocuğu keserler götürürler vallaha da oturup ağlarsnız.GİTMEYİN!
3.ARKADAŞLARLA EVDE KUTLAMAK:
Migrostan yapılan toplam 100 liralık alışveriş ve paket paket sigaralar eşliğinde kafaca anlaşılan bi sürü arkadaşın olduğu ev en güzelidir.Tabu,scrabble vb.. oyunlar da varsa dadından yenmez bence.İnternet elinizin altındadır hem.Dertlendiğinizde şarkıyı bangır bangır açıp dostlarınızın koynunda ağlayabilirsiniz.Gecenin sonu herkes maymuna dönüp mutfakta banyoda uyuyakalarak bitebilir ama yine de güzeldir.Sakın evde ayakkabılarla gezelim..Yok işte ”Gossip Girl” tarzı olsun demeyin terliklen suratınıza çarparım..Terlik giyin,patik giyin…
Öyle yada böyle yeni yıl bi şekilde kutlanır da kutlanılan yıl bize ne getirir onu bilemiyoruz.Ve hemen geçen sene olduğu gibi.Şişman ve ton ton ihtiyardan isteklerim;
KEZBAN DİLEK VE İSTEK LİSTESİ;
  • Geçen sene istediğim yolda görünce gay olup olmadığını anlayabileceğimiz ayfon uygulaması bu sene yapıldı.Grindr adlı bir eplıkeyşın ile.Evet ilk defa bi isteğim kabul oldu ben de şaşkınım ehehehe:D Ama bu sene bu uygulamanın biraz daha gelişmiş versiyonunu istiyorum Noel babacım.Şöyle ki;Tanıştığımız adamın önceki sevgilileri kimler? Kaç sene çıkmışlar? Bu mu ayrılmış,karşı taraf mı tekmeyi vurmuş?Vurmuşsa niye vurmuş? vb.. sorularımın cevabını bana şak diye verecek mis gibi bir uygulama istiyorum.(bu belki olmayabilir ya seneye kadar bakalım ehehe)
  • Gözaltı torbaları için bi ''gözaltı torbacığı alıcısı'' icat edilsin mesela.Küçücük bi makine olsa ve şöyle gezdirsek torbacıklı bölgeye hoooop eser kalmasa eski halinden.
  • Spor yaptırtan yatak olsa mesela.Evlere alsak gece bi uykuya dalsak sabah kalkmışız kaslı maslıyız.Ama ağrı sızı olmasa sadece şekil verse yataklarımız.Ve de sınırlı sayıda olsa.Nefret ettiğimiz gıcık,gerizekalı mahlukatlara satılmasa.Sadece biz fit olsak?
  • Bu sene ayrı eve çıkmak istiyorum.(bu dilek kişiseldi)
  • Önleri uzun yanları 3 numara gay saçı modası bitse.Hayır gına geldi de o açıdan.Hem yavaş yavaş heterolar da yapmaya başladı modeli.Bu sefer gay zannedip yavşıyorum sonra olan bana oluyo anacım.Bi de 3 numara saç,kirli sakal,gözlük devam etsin o güzel oluyo ihihihih :P
  • Ocak ve Şubat ayları böyle soğuk devam etmese.Aniden iklim sıcak bi hava dalgasıyla kırılsa mayolarımızı giysek? Oha tamam o kadar da değil de ellerimi ısıtmak için götüme sokmasam? Haklısın Noel baba o işlere sen bakmıyosun bebişim ama belki kankandır Mikail falan bi rica ediversen?
  • Artık işten çıkarılmasam?Girdiğim her şirket kapanmasa? Acaba abdest mi alsam? Bunları sana sormasam?
Evet bakınca kutlamam da isteklerim de bu.Sağlık,aşk,para,şans,huzur ve daha nicelerini elbette istediğim için yazmadım.Sonunda bu boklu sayfalara ağlamayıp,ayaklarımızı uzattığımız bir yıla giriyoruz belki ehe.Herkese musmutlu seneler şimdiden.

KEZBAN SENEYE ÖPER:)) EHEHE VURMAYIN AMA :((

14 Aralık 2012 Cuma

Grup Seksin Sağlığa Faydaları

İnsan istediklerini elde edemeyince bir süre sonra ne istediğini de unutuyor-Kezbanichtze

Selam.Evet başlığın aslında yazıyla hiçbir alakası yok.Soğuktan kafayı sıyırıciiiim sadece.Tekrar kırbaçımsı soğukların sırtımıza,yüzümüze,kulaklarımıza,burunlarımıza,alınlarımıza,enselerimize ŞIRAAANK diye patlatıldığı günlerden gutuntag.Götüm donuyor,kuşlar uçamıyor,kelebekler öldü,hayvanlar sokakta,balıklar yumurtalarını bırakamıyor,zebralar yasta,hipopotamlar grevde!Böylesi iğrenç bi mevsimin içinde hala ayakta kalabildiğimiz için hepimizi şapur şupur öpmeleri gerek.İNATLA kat kat giyinip oraya buraya gidiyoruz hala.Bence kış geldi mi herkes işten çıkmalı,okulu bırakmalı,4-5 ay hükümet elini eteğini herşeyden çekmeli,tvler açılmamalı,elektrik üretilmemeli,sadece yorganlar ve yastıklar olmalı ve de KÖMÜR SOBALARI! Tağam tağam abartıyorum.Ama sevmiyorum işte napayım? 10 kilo mont,5 kilo botlar,cüzdan,anahtarlık,sigara paketi,telefon cart curt derken oluyorum caddede yürüyen Balık Ayhan!!

Durum böyleyken yalnız ve erkeği olmayan bir metropol gayi olan ben napıyorum? GABİLEYE giriyorum sıcak sıcak ehehehe :D:D Şaka maka 3 gündür falan sekmeksizin gabilede çok eğlenceli vakit geçirmekteyim.Başta ''Iyy kekooooooooooğ'' dediğim tiplerin yanında artık ben bi traktörden farkız 50 bin kat kekolaşmış durumdayım.Adaptasyon sanırım bu!! Günlerdir kafamda sadece dönüp duran diyaloglar ''Slm...nrdn...asl?...msn?...cam?...ya sen nrdndi...ha evet...eee yaş?...bi dk nrdndi?...evt evt hatrldm...ii ya nlsun...efndim?...bişey sorcam ya nrdndi?...'' vb. olmaya başladığından beri de artık girmeme kararı aldım.Çünkü öyle ya da böyle orada geçirdiğim vakti gidip bi çocuğun eğitimine,bir köpeğin eğitimine harcasaydım Yetenek Sizsiniz'de 3 basamaklı sayıları akıldan çarpan bir çocukla,pipisiyle cirit atabilen bir köpeği 1.yapar paraları da çatır çutur yerdim.Ah kafam.:(( Neyse neyse bloğa da fazla bişeyler yazamadığım için bundan teee seneler seneler evvel yaşadığım bir GABİLE ANIMI postlamak istedim.Başlıyorum...

PİRENSES KEZBAN VE ATİLLA TAŞ BÖLÜMÜ:

Bundan 5 sene evvel benim tam bir PİRENSES (kendimi o sıralarada dünyanın,marsın,jüpiterin,galaksinin en harikalar harikası gayi zannederdim.Herkese ters ters konuşur olur olmadık yerde ağlamaya başlardım ki üstümdeki ilgi dağılmasın sürekli SEN SEN SEN SEN desinler falan klasik teenage kafası)olduğum günlerde,gabilede önüme gelene tripler,tafralar atarken bi yandan da msnde aşağıda 15 tane yanıp sönen sohbet pencerelerine cevap vermediğim zamanlarda biriyle tanışmıştım.Kendisi İzmir'de yaşayan,sanatla ilgilenen,spor yapan,mantı açan ve daha bir sürü şunu bunu yapabilen biri olduğunu ve benim tüm bu egolarıma,şımarıklıklarıma aldırmaksızın benimle tanışmak istediğini söyledi.O kadar aşamadan geçtikten sonra o dönem meşhur olan ''kıreyzi_kezban_bu_aşk_fazla_sana_şeboşebo33535@gatmayil.com'' hesabımı buna bin naz yaparak vermiştim.Karşılıklı ekleşmeler kabul gördükten sonra tanışmaya başlamıştık.''-Selam :) Zor kabul ettin ama sonunda tanışacağım seninle :) Merhaba ben Atilla :) <Kezban>:+Hıı mrb cnm eft tmm ATilla bn de kzbn tmm mı ? Gdr msn şurdan ya ahaha şka gel tamam ayy git istmyrm xD'' tarzı beyinsiz beyinsiz konuşmuştuk hatırladığım kadarıyla.Ve bu kadar zeka seviyesinin yerlerde olduğu bi ortamda kalkıp kamera açmıştık....Kamerayı açtıktan sonra benim bu şımarık,huysuz,huzursuz,pislik tavrım yerini sevecen,alçak gönüllü ve mütevazi bi tavıra bırakmıştı.Çünkü çocuk çok yakışıklıydı ve ben yakışıklılara kibardım ehehehe:D Gel zaman git zaman biz bu Atilla Taş'la günlerce,haftalarca,aylarca konuşmaya başladık.Okuldan gelir gelmez formamı çıkarmadan msni açıp ''Allaaam nolur onlayn olsuuuun lütfen allam please allahım please noğloooooooooooor'' diye pc karşısında ömrümü çürütmeye başladım.Ve sonunda bi gün belirleyip buluşma kararı aldık...

KEZBAN DÜŞTÜ YOLLARA BÖLÜMÜ:
Her ilk buluşmada olduğu gibi yine her yerlerimi heyecan basmıştı.Ama o zaman tabi böyle tanışmaları falan yeni yeni yaşadığımdan kalp krizlerine 5 kalaydım.Evde bi o yana bi bu yana koşup zırıl zırıl bağırıp gerginlikten salonda kasırgalar estiriyodum.Saçımı bir o yana tarıyıp bi bu yana tarayıp sivilcelerimi saklamak için mezdeke peçesi aramaya çalışıyodum.Kendime güvenim pirensesliğim,harikalığım sanki o gün gitmiş gibi hissediyodum.Çünkü çocuk çok yakışıklıydı:( Herneyse üstüme en iğrendiğim zamane modasından ''FAKYU'' yazılı iğrenç bi tişört geçirip koşa koşa buluşmaya gitmiştim.Daha toy bir bebe olduğumdan buluşma saatinden yarım saat önce orada olup beklemeye başlamıştım.Bekle allah bekle bekle allah bekle...Sürekli mesaj atıyorum ''Nerdesin Ati? Hadi Ati? Kamon Ati?'' gibisinden tacizliyorum.Bi süre sonra ''Tamam Kezban vapurdayım geliyorum'' diye mesaj alınca yüreğime sular sebiller serpilmişti...Az biraz daha bekledikten sonra vapur yanaştı ve ben iskelenin önünde heyecanla bekliyordum.Ayakta mı karşılasam,oturarak mı beklesem karar veremezken beklediğim şey göründü.....

BEN BİR İNTİHAR EDİP GELİYORUM BÖLÜMÜ:
Gördüğüm şey arada görünüyo,arada kayboluyodu.O sırada yüzlerce vapurdan inen insan bana omuz ata ata  geçerken ben ekranda görüp yazıştığım kişiyi gündüz gözüyle seçmeye çalışıyodum.Heh evet o yüzü görüyodum ama arada baktığım yerde de bulamıyodum.Allah allah bakıyorum bakıyorum yok... derken karşıdan bana doğru yüzünü gözünü kolunu gövdesini tanıdığım kişi topallayarak geliyo!!!! Ama öyle hafif bi topallama değil bu, bir bacağı gerçekten çok kısa ve küçük olan bacağının üstüne basarken kalabalığın arasında kayboluyo eğiliyo bükülüyodu.Karşımda belirip ''Merhaba Kezban ben Atilla :)'' dediği anı hiç unutmam.Nerdeyse yanımda duran denize atlayıp bütün yaşamsal deliklerimi tıkayıp boğularak ölmek istedim.Sakın yanlış anlamayın.Engelli insanlara yukardan bakmak adına yazmıyorum bunları.Haddime de değil.Kimsenin değil! Sadece 2-3 ay boyunca konuştuğun kişinin sana bunu söylememesi ve buluşmaya çağırıp yanına topallayarak gelmesi...Bu bence bi insanı sırtından vurmak gibi bişey.Ha bana akşam yediğin yemeğe kadar anlatıyosun ama bir bacağının diğerinden kısa olduğunu söylemeyi unuttun :))) TATLİŞKOSUN:))

KAFEDE IZDIRAPLI LATTE KEYFİ BÖLÜMÜ:
İskeleye en yakın kafeye oturduk.Ben hala şoku atlatamıyodum.Kafamda  ''Woiiiiii woiiiiiiiiii woiiiiiii'' ses dalgaları artarak çoğalıyodu.Konuşmalarımızı düşünmüştüm.Hiç söylemeye çalışmış mıydı? Yooo!!.Sadece bi kere ''Kalksana bi ayağaa vaaay uzunmuşsun Kezban sen'' falan demişti.Aklıma hemen o geldi.Ahh o gün ben niye ''Sen de bi kalkıp kaka kakali kakali kalika yapsana ''demedim diye içlenip durdum.Ve kinlenmeye başladım.''Vayy amın oğluna bak benim engelim var mı yok mu diye beni kaldırtıyo kamera karşısında ama kendini saklıyo puşt.Demek ki engelim olsa buluşmucaktı benle...ohh ya kezban sana ohh olsun amk hadi şimdi git o kısa bacağı götüne sok ceza olarak'' falan diye de kendime ayar çekiyodum içerden.Bu sırada Atilla Taş durdu durdu ''İnsanlar çok sığ Kezban''dedi. Ve konuşmasına ''Biliyo musun aşk kafada başlar,anlaşmak bi ilişkiye başlamak,bağlanmak ve sevmek...bunlar engel tanımaz ve çoğu kişi ben topalım diye bu sığlıkta yaklaşır bana'' diye devam etti.Konuyu böyle direkt açmasına da ayrıca şok olmuşken sözünü bölüp ''Evet insanların çoğu sana böyle yaklaşmış olabilir ve bu onların ayıbı bence.Ama sen de onlar öyle yaklaştı diye keşke yeni tanıştığın insanlara da kartlarını açık oynasaydın be Aticim'' gibisinden göndermeler yaptım.Ama yine salağa yattı.Çocuğa gitgide sinir olmaya başlamıştım.Özürü kabahatinden büyüktü.Açıklamasını yaparken bile bana ''Eğer benle görüşmezsen bundan sonra sen de SIĞSIN'' göndermeleri yapıyodu.Ne münasebetti? Kendine gelmeliydi! Kalkıp şaaaaağkkk şuuuuğk diye tokat sallamalımıydım? Elbette hayır!Hiçbişey olmadı.Sadece samimiyetsiz bi sohbet ve benim akabinde gelen şımarıklıklarım baş göstermeye başlamıştı.Hem kızgındım hem de bana sinir olmasını istediğim için bi sürü konuda muhalefet olup delirtmiştim çocuğu.Bi ara Saddam Hüseyin'i bile savunduğumu hatırlıyorum ehehee.Günün sonunda bana bi de ''Biraz yürüyelim mi?:)))))'' demesiyle sinirden iç organlarımın sıkıştığını hissetmiştim.Ve direk ''Annem bekliyo,ödevim var'' tarzı bi yalan sallayıp eve topuklamıştım.

Evet engeller ne aşka,ne sevgiye ne de arkadaşlığa engel olur ama yalan bence hepsini kökten siker gibime geliyo....

Bu olayın üstünden yıllar da geçse hala arada tanıştığım kişilerinde bi zaman sonra beyinden engelli olduklarını görüyorum işte en acısı da bu...İyi ya da kötü internet üstünden artık kimseyle de tanışmayı sevmiyorum ve tanışamıyorum da.Sanki herkes vapurdan indiğinde karakteri,kişiliği,tavrı ve düşünceleri engelli olacakmış gibi.Geçen gün ''Anlatsam Bir Bok Olmaz'' bu konuyla ilgili duygularımı çok güzel bir 5 cümleyle anlatmış hatta.Bilmiyorum yazının en başında da dediğim gibi insan istediklerini elde edemeyince bir süre sonra ne istediğini de unutuyor...HADİ GİTTİM BEN!



SIĞ KEZBAN ÖPER :))))

2 Aralık 2012 Pazar

Nasıl Geçti Habersiz O Güzelim Yıllarım?

Hani o saçlarıma taç yaptığın çiçekler? Hani kuşlar ağaçlar binbir renkli çiçekler? HANİİİİİİİİİ? Sırf yalansınız yemin ediyorum....

Geçtiğimiz hafta o kadar bunalımımdan o kadar ağlaklığımdan sonra kader yasa tasarısı yine beni boşlamayıp ''ACI ÜSTÜNE ACI ÇEKECEEEEEEN'' kanununa göre bir ekşın daha yolladı hayatıma.İŞTEN ÇIKTIM ANACIM!(Aaaaaaa diye şaşıran insan sesi efekti gelecek buraya)

Aman zaten bu zamana kadar çalıştığıma bile şükür ediyorum ya neyse.Hafta başından sonuna kadar hergün yarımşar saat geç kala kala en son Cumartesi günü işe öğlen 2'de gidecektim.Kendimi tebrikliyorum valla.Böyle de yüzsüz arsız uyuşuk bir elemana nasıl da aylarca katlandılar? Onları da ayrıca tebrikliyorum.Gelgelim kovulmadım ha yanlış anlaşılma olmasın.Evet çirkinim,geç kalıyorum,işe Müzeyyen Senar gibi gidiyorum ama severlerdi yine de beni.Sadece ofisimizi başka bir firmaya sattık,sonra da evlere dağıldık mecburen....

BEN OLDUM YİNE BİR EV KIZI BÖLÜMÜ:
Valla bok atsam da burun kıvırsam da sabahları evden kaçmak için güzel bi sebebim varmış aslında.Ne bileyim akşam eve gelip ceketi,botu koridora fırlatıp direk tuvalete sıçmaya gitmeyi özledim gibi.(Ben işyerimde sıçamıyodum da...Hayır yasak değildi sadece kokar mokar kıç kadar ofis sonra utancımdan kendimi zipleyip e-mail atarım diye korkuyodum) Hem bakarsan maaşımı aldığımda kendime paket paket don alabiliyodum :( En sevdiğim şeylerden biri don alışverişi ya ne yalan söyleyeyim.Renk renk şekilli şekilli tipitip slip boxerları üç kuruşumla satın alıp orgazm doruklarına ulaşıyodum.Ama artık seher yıldızına geçiş yapacağım aşikar.Neyse konumuz don değil.Hemen konuya DON Kezban (ehehe espriyi kaptınız mı orda;);)afferim)

EVDE BİR O KOLTUK BİR BU KOLTUK BÖLÜMÜ:
Business hayatım sona erdikten sonra kendimi eve kapatıp sanatla uğraşmak istedim ama nayn.Benim evde uğraşabileceğim bir sanatım bile yok lan!! Bakıyorum da herkesin kenarda köşede yine klasik gitarı olsun,üç beş yağlı boya tablosu olsun evinde kullanıp hobisini tatmin ettiği eşyası oluyo yani.Ben mesela ortaokulda vitray yapmıştım ama not aldıktan sonra eve getirdiğimde annem temizlik yaparken çöpe atmıştı.Oooo ye sanat bizim evde böyle değer buluyor.Çöpsün çöp!! Sanatın bile Pehlivanoğlu poşetine gelin ediliyor!! Hal böyleyken ben de kalktım canımın sıkıntısı biraz dinsin kafam dağılsın diye çifter çifter dışarı çıkan arkadaşlarımla planlara dahil olmaya...AMA....

HEMEEEN AYRILIYOSUNUZ BÖLÜMÜ:
Hayatta en nefret ettiğim şeyden bile bu kadar nefret edemezdim inan.Eskiden ben de çiftsem yanımda trip tafra yapan sevgilisi olmayan bi arkadaşım olursa içimden''Banane yaa o da bulsun bi tane eheheh bize ne yaa de mi aşkısııı oyy yirim yirim siği bin yıııı sın nı kıdır da tontiş pontişsin öyle...oyoyoyoyoy'' diye salakça cümleler kurardım.Ve sanırım o kurduğum cümlelerin götüme giriş tarihi de bu zamanlara kısmetmiş:( 7 kişilik bir masada sadece 1 sap düşünün.Ve de o kişi tam bişey söylemeye çalışırken 6sının da aynı anda french kiss yaptıklarını düşünün :( GÖT OLDUNUZ DE Mİ? Evet ben de oldum çokzel oldu.Hay allahım yarabbim bir de hangi parça çıksa birisi fırlıyo hemen ''Ay aşkııım hatıladın mı bunu? Ay aşkım bu sen beni ilk kahve içmeye çağırdığında çalıyodu...Ayy aşkım bu şarkı da ilk kabızlığımda götümden kerpetenle bokları alırken çalıyodu ajkum yaa nasıl unuttun :'(.....) tarzı cümleler kuruyo.LAAAN!Anladık her şarkıda bi anınız var,şarkılar aşk şarkısı sizi anlatıyo okey.Ama bari ''Nossa nossa'' da sarılıp yiyişmeyin abi.O şarkı benim olsun bari ne var? Bu çiftler çok aç gözlü ya resmen orospu pezevenk bunlar SİNSİLER!Bi de dk başı bişeye bozulup tripleşmeler,aniden elele tutuşurken eli bırakmalar başka tarafa dönüp bakmalar? Noluyo lan götelekler? Ayh valla objektif olarak baktığımdan mıdır yoksa benim arkadaşların zeka seviyesinden midir bilmem ama ben de sevgiliyken böyleysem atın beni denizlere-Kayahan mp3.

BEN DÜRÜM YEMEYE GİDİYORUM BÖLÜMÜ:
Bu kadar sevgi dolu bir ortamı daha fazla bedenim,ruhum,sinirlerim,kalbim kaldıramadığı için ben de ''Ya acıktım ben canısılar gideyim yemek yiyim''diyip topukladım.Ama yolda ellerimi montumun cebine sokup ilerlerken düşündüm.Ben çok mu kıskançtım.Evet bariz ordaki herkesi kıskandım.Bi ara garsonun tepsisine yumruk atmayı bile düşünmüştüm.Hani içkiler üstlerine dökülür de biri lavaboya gider diğeri garsonu döver sonra karakola düşeriz falan..Eğlenceli olurdu.En azından mıçmıç öpüşmelerine engel olabilirdi yani.Ama düşünsene içki döküldü diye ''Eee üşüme soyun ajkujum üstünü çıkar'' diyip oracıkta sevişiverselerdi.Yok yok iyi ki yapmamışım.Neyse bu über hastalıklı düşüncelerimi dürümcünün önüne geldiğimde kafamdan attım.Söyledim çift dürümle bir urfa ve oturdum yiyorum.Ay karşımda da bıyığı olan,hoş giyimli,yerinde dudaklı tatlı mı tatlı bişey arkadaşıyla dürüm kemiriyo.Başta 1-2 kere gözgöze geldik ama..İçimden ''La Kezban 2 kişiler dayak yicen şimdi iyice azıttın ha bakma artık'' desem de o bana bakıyor.Ben bakıyorum o çeviriyo kafasını,ay ben ona o bana ben ona o bana ben ona o bana...hıdır idi yunus idi hıdır idi yunus idi  :D Neyse baktım bunlar kalkıyo yavaştan içim buruklaştı üzüldüm.Ama hesabı ödemek için ben de kasaya doğru gittim.Ve ne duyiiim yanındaki çocuk zırıl zırıl feminen bir konuşmayla buna bişey anlatıyo.''Alaaah Kezban olum bu da kesin gay'' dedim ve hesabımı sordum ödedim.Çıkmadan 2-3 kere daha kesiştik ve ben dürümcüden çıktım.

EVE GELDİM VE ARTIK YAZMAKTAN YORULDUM LAN BÖLÜMÜ:
Bizim gerizeka çiftlerle geri döndük.Yolda da bol bol yiyişip ön sevişmeye geldiklerini de gördükten sonra kendimi zor bela eve attım.Gelir gelmez Hz.Romeoyu açtım hemen.Aradım taradım ve BULDUUUUUM! Bu çocuk o çocuktu!!Ayy gece gece bir bağırdım ki sevinçten annem bile terlik attı kafama.Ehehehe hemen mesaj yazdım.Böyle böyle çok güzel dürüm yiyodun yaa beni de yesenee :D:D diye..Şaka lan yazar mıyım öyle ehehehe :D Neyse sabahına da bu cevap atmış ''Hatırladım aaaa nasılsın nasıl buldun beni?'' diye.Ben de ''Tesadüf ya ihi:)'' diye kıvırella.Bakalım güzel şeyler olursa birlikte urfalar yiyip,şen kahkahalarla bizim arkadaşları döt edicez inşallah bence.Ehehehe bu arada onun yanındaki neydi,neciydi,nesiydi sormadım.Ay tanımak da istemiyorum şahsen hıh.Aman arkadaşı falansa da çağırmam yani ben bizle urfa yemeye..GİTSİN KENDİNE SEVGİLİ BULSUN SALAK!!!! Ehehehe yine çok hümanistim..Haber vericem bekleyin mucuksssss

DÜRÜMCÜ KEZBAN ÖPER:)))


26 Kasım 2012 Pazartesi

Yorgunum

Sanki yazmak için yeni yeni adreslere ihtiyacım varmış gibi hissediyorum.Hani ümitsiz,garip,fukara hissettiğim günlerde gireceğim bambaşka bi bloğum olsun orda ağlaya ağlaya sümüklerimi çeke çeke 4-5 satır karalayayım.Yolda paramın 3te 2sini kırmızı kaleme,kalanının 4te 3ünü de kelek karpuza yatırdığım günler bambaşka bir sayfada borçlarımı harçlarımı döktüreyim bembeyaz ekranlara.Her konudan muzdarip,her durumdan yaralıyım.

Sabahları kalktığımda ilk söylediğim kelime ''İSTEMİYORUM'' olmamalı.Henüz neyi neden istemediğimi bile bilmezken...Daha yüzümü yıkamadan çiş yaparken göz açtırmayan çapaklarım çimento olmamalı gözlerime.Yorgunum...Biliyorum ve hissediyorum.Sanki sırtımda kiremitler kırmışlar,ve kafamın içinde logomatif trenler geçiyo arka arkaya.Dostlarıma kırılıyorum,anneme kırılıyorum,patronuma küsüm ve her sabah bindiğim vapurun kaptanına alınganım.Her durumda önce kendimi suçlamaya başlıyorum ''Evet Kezban senin kulağın kepçe diye otobüsü kaçırdın bak mutlu musun?'' diyorum.Sigaraya tekrar başladım.Ve tütüyorum.Ağzımdan boncuk boncuk dumanlar çıkarken gerginliğimin sise dönüştüğünü görüyorum sadece.Oooo evet önüm kapalı ilerleyebilirim.Herkesin dinlemesini istiyorum.Herkese ahkamlar keseyim,dırdırdır hiç susmayayım.Sonra sessizlik olsun bi bakmışsın kimse yok.Hani bi pokemon vardı ya şarkı söyleyip milletin uyumasına sebep olurdu.Evet o benim.

Reddettiklerime ''naber?'' diye mesaj atıyorum,sonra biraz ilgi gösterdiklerinde hoooop''Sen kimsin be adam?'' triplerine koşuyorum.İğrencim.Ama içten biriyim,samimiyetimin göstergesi yüzümün aldığı şekiller.Cidden orgazm olurken nasıl gözüküyorum? Komik? Canı yanan? Ruhsuz? Ateşli? Ne önemi var ki sadece 10 saniye sürüyor veya sürmüyor...Sonunda uyuyorum.Uyurken başımı yastığa koyduğum kişiye bakıyorum.''Kim lan bu?'' diyorum.Nerden tanıştım neden tanıştım?Sonra neler hissetmem gerektiğini düşünüyorum.BİNGO!Mutlu olmalıyım..

Çarşambaları sevmiyorum.Başlangıç ve bitişin tam ortasında diye.Yarısı gitmiş yarısı kalmış fifti fifti meselelere sıcak gözle bakamıyorum.Yorgunum...Biliyorum ve hissediyorum.Sanki sırtımda inşaat demirleri taşımışım,kafamın içinde bir anaokulu var ve hep tenefüsteler.Kendimi tekrar ediyorum.Mesela buna benzer bi satırı yine yazmıştım evet tam 21 satır yukarıda.Saydım.Sen sayma.Şu kontrolcü tavrımdan nefret ediyorum.Herkesin nasıl davranması gerektiğine,neye gülüp neye ağlayacaklarına karar vermek çok yorucu.Güven duygum sıfır.Garsonun siparişi tam ve doğru aldığına bile güvenmiyorum.Çünkü seni dinlemiyorlar.Hayır garsonlar değil insanlar.

Tutumlu değilim.Para kullanmasını da bilmiyorum.Bozukları sevmem.Ve de eski paraları.Çok zengin olmak istiyorum.Ama fakir mesleklere gönül veriyorum.Zooloji,topoloji,sismografik,çakmak sanatları öğretmeni olmak isterdim.Kimseye faydası dokunmayan meslekleri seviyorum.Sevildiği için yapılıyolar,ihtiyaç için değil.Hayvanlar bence harika.Bitkiler ise nefis.Fotosentez yapmak ya da eşeyli üremek isterdim.En azından ürerdim.Üremek istemiyorum.Üremek sıkıntı.Çocuk sevmiyorum zaten.Oyuncakları seviyorum.Sırf oyuncak alabilmek için çocuğumun olmasını isterdim.İp atlamayı bilmiyorum ve ortada sıçan oynamayı çok özledim.

Yorgunum...Biliyorum ve hissediyorum.Sanki sırtımda sigaralar söndürmüşler,kafamın içinde gülben ergen konseri varmış gibi.

KEZBAN ÖPER.

7 Kasım 2012 Çarşamba

İçimdeki Emine Beder Çok Derbeder

 ''Sokakta adam,mutfakta ketıl,yatakta çarşaf''

Biliyoruz ki genelde mini mini birler ve çalışkan gayler iyi yemek yaparlar.Çok değil bundan 2 sene öncesine kadar ŞOR TV'de  programı bile vardı mesela ''Yemekteyiz'' diye.Hah o programda her hafta sözde parmağına alyansını takıp ''Ben evliyim ayol karım bilem var hadi kalkıp oryantel yapalım ahahaha'' diye RTÜK baskısıyla hetero taklidi yapan ablalarımızı izledik.Gecenin süprizi olarak çoğu mutlaka bi Türk Sanat Müziği eserini fil sıçarmışcasına çığırdı.Hani belki özene bezene seçtiği ''patateslerim,domateslerim'' diye sahiplenip kucakladığı sebzeler onu birinci yapamazsa bi yapımcı sesini duyup albüm yapar diye.ÇİLEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEE! AĞAĞAĞAYY AĞAĞA ÇİLE BÜLBÜLÜM! (burayı size bırakıyorum adettendir)

YEMEKTEYİZ KEZBAN:
Ben yemek yapmayı bilmiyorum.Ama öyle böyle bilmiyorum yani inanamazsınız.O kadar beceriksizim ki ne zaman mutfağa girsem annem arkamdan koşa koşa gelir ''Söyle ne istiyosun?'' diye sorar.Küçüklüğümden beri çok hadisem var çünkü.Tencereyi ocağa koyup salonda uyuya mı kalmadım,sosisleri yakıp tavayı çöpe mi atmadım....Ne sen sor ne ben söyleyeyim.Ömrümde benden başka mutfak özürlüsü bi insan daha tanımadım,tanımam da.Ama insan büyüdükçe artık kendi karnını doyurabilmek adına bişeyler yapmak istiyo.Hatta bi arkadaşıma gittiğimde utanıyorum lan.Hani bilmemek ayıp değil,öğrenmemek ayıp mantığıyla olaya yaklaştım.Çünkü ben pozitif,yeniliklere açık,sürrealist ve elit bir toplumun yegane temel taşlarından.....amaaaaan ben mutfağa girdim işte amına koyayım!!! Anlatıyorum...

KAP KAÇAK TENCERE BÖLÜMÜ:
Günlerden salı mıydı çarşambayı cumaya bağlayan pazartesi miydi? bilmiyorum ama çok saçma bir gün olduğu kesindi.İşten yorgun argın gelip kıçımı en yakın bi oturağa atmamla gelen ''NE YİCEM:('' sorusu dünyamı karartmıştı.Nefret ediyorum ben ne yiceğimi düşünmekten.Var ya hayatta bir o soruya bir de ''Beni gerçekten seviyor musun Kezban?'' sorusuna tahammülüm yok.İkisine de cevabım ''YARAK'' oluyo.Gayet tutarlı ve mantıklı bi cevap bence.İşte koltukta kıvrım kıvrım kıvranıp mide kanaması geçirirken telefonumla bi yandan annemi aramaya çalışıyorum.Telefon çalıyo çalıyo açan yok.Evde bir lokma aş yok tütmüş bir tencere yok yok oğluy yok yoğğğk.BU ŞARKILAR DA OLMASA TELEFONLAR ÇALMASA! O sırada aklımdan ''Allahım ben şimdi napıcam? Kesin birazdan tansiyonum 6/2 düşücek ve gözlerim kararıcak,daha sonra yavaş yavaş kalp atışlarım yavaşlıcak yüzüm mosmor olucak ayaklarım tutmucak yerde sürüne sürüne dominosu arıcam ve telefonu bi eski sevgilim açıp HAHAHA KEZBAN ÇOK APTALSIN SANA DEĞİL AMERİKANO BİR LOKMA HARDAL BİLE YOK BOKUMU YE diyip suratıma kapatacak ve ben acılar çeke çeke son mide suyumu kusup halının üstünde ölüp gidicem'' şeklinde gerçekçi senaryolar türetiyorum.En sonunda aklıma bir fikir geldi.YEMEK YAPMAK!

Malzemeler:
1 paket Nuh'un angaranın bağları da büklüm büklüm yolları makarnası
1 yemek kaşığı salça
4-5 adet domates
2-3 tane kaslı çocu...öhöm bu buraya nerden karışmış SORİ
ve deee 1 yemek kaşığı yağ
Tuz ,karabiber,nane,kimyon vb.. çeşitli baharatlarla farklı tatlar yaratmak için de hepsinden azcık çay bardağına doldurun.(JÖ MA PİYEĞĞĞ)

Ağzına kadar doldurduğum ketılın ''on'' tuşuna bastıktan sonra serüvenim de başlamış bulundu.Önce domatesleri rendelemeye çalıştım.Yalnız bişey diyeyim bu iş cidden çok zor.Ulan 4 domates rendeleyecem diye kol kasım çıktı yemin ediyorum.Ayh bi de nasıl öyle kilolarca domatesten sos yapar bu insanlar anlamıyorum.O işlem bittikten sonra kalktım kayanayan suyumu tencereye boca ettim.Tuzunu yağını da döktüm tekrar ocağa koydum,ardından da makarnaları boşalttım.Herşey bu noktaya kadar çok güzeldi bence.Hatta bahsettiğim yarışmaya ben katılsaydım o sıralarda ''YHA NE BİLİİİM BEN HAKEDİYORUM BİRİNÇLİĞİ xD SEVDA HANIMI GÖRDÜK MESELA GEÇEN AKŞAM YORGAN ÇORBASI ÇOK SALAKÇAYDI...İÇİNDEN ÖBEK ÖBEK PAMUKÇUKLAR ÇIKTI xD HEE EVET ARPA ŞEHRİYAAA İŞTAAA'' diye yorumlar yapıp neşeli neşeli sırıtırdım.Ama aniden anlam veremediğim bi şekilde makarnalarım Yurtseven Kardeşler gibi kol kola girip yapışmaya başladılar.Kaşıkla bir o kardeşi ayır bir bu kardeşi ayır diye uğraşırken,bi anda rendelediğim o cağnım domateslerimin bulunduğu kaba dirsek attım.Yerler,duvarlar,saçlarım,gözlerim,masalar,sandalyeler o dakika kırmızıya boyandı.Bela okuya okuya rulo havluyla yüzümü gözümü silerken ocağın sönmüş olduğunu fark ettim.Ocağı yakmaya çalışırken de çakmağı musluğun yanına koyduğum için yakamadığımı fark ettim.İçeri gittim sinirle bi çakmak kapıp geri döndüm.Ama bi baktım ki bizim evin neşesi(kedi) kalkmış yerde duran domates birikintisi dilliyo dilberliyo.Sinirden ölmek üzereydim.Anıra anıra kovdum neşe pıtısını mutfaktan.Kalktım yerleri temizledim üstün körü.Sonra tekrar ocağı yakmaya çalıştım.ÇATAAAAK! diye bi sesle geriye doğru kaçıldım.Evet ocak zaten o kadar saat açıkmış yeaaah!O korkuyla hamile olsam çocuğumu düşürürdüm vallaha.O ne biçim efekt lan? En sonunda bi sigara yaktım,mutfakta bağdaş kurup yere oturdum.(evet götüm de domates oldu) Nerde yanlış yaptığımı düşündüm.Tamam sakarlık ta var azcık ama niye bir tencere makarna yapamadım ben? Neden insanlar Beşamel soslu fırında hattori hanzolar pişirirken ben salçalı ve domatesli bir kilo hamur parçasını pişiremedim? Bir keresinde de 1 gece önceden kalma pidelerin kıymalarını elimle sıyırıp tavada ısıtıp sevgilime sos yapmıştım.Yedikten sonra söylediğimde de çok hoş tepkiler almamıştım.Yaratıcı bi yemektii ama anlamadı napalım...Herneyse onları düşündüm.Yanı başımda duran leblebi tabağını elime aldım üç beş leblebi attım ağzıma ''MÜFETTİŞ'' demeye çalıştım.

O sırada kapı açıldı annem elinde torbalarla mutfağa girdi veee ''Hİİİİ NAPTIN SEN BURDA ALLAHIN UĞURUSUZU? İNSAN BENİ BEKLER DE Mİ KEZBAN? SEN BEN ÖLDÜĞÜM GÜN KIÇINA KINALAR YAKIP ZILGATLAR ÇEKE ÇEKE RAHAT EDİCEKSİN.HİÇ Mİ ACIMAN YOK BANA? Bİ DE KALKMIŞ DOLMALIK TENCEREMDE MAKARNA YAPMAYA ÇALIŞMIŞ! SİKTİR GİT BU MUTFAKTAN PİSLİK ÇOCUK!!'' diye inledi.Üstüne de bana koskoca bir ızgara tabağıyla pilavlı börekli bir gece yaşattı.Kalpkalpkalp

Diyeceğim şu ki;Eğer bir gün evime aç gelirseniz umduğunuzu değil,bulduğunuzu da yiyemeyebilirsiniz.Yani tok gelin anacım.Olmadı yoldan bana da almak suretiyle adana dürümlerinizi çantanızda taşıyın.Yoksa açlıktan hep birlikte ölüp,halıya mide suyumuzu çıkarabilirz...

EMİNE BEDER KEZBAN ÖPER:):)

NOT:Ya şu son fotoğraftaki Master Chef yarışmasında adeta bir evlenilecek adam olan Tuğsan'a noldu acaba?Bi bileniniz varsa bana ulaşsın öpt.


16 Ekim 2012 Salı

Aşk Bir Testtir Gerisi Sadece Sekstir

Koyduğum bu başlığın altına gönül isterdi ki cosmopolitan dergisi tadında bir ''aşk rehberi'' yazısı yazayım.Ama yok yok ille terliklerimden ille basma fistan pazen donumdan bahsedicem ben.Leğende yıkandığımı belirticem,üstüne basa basa kanaviçe örneklerimi anlatıcam ballandıra ballandıra...

Yazlık kışlıkları ayırmaya heveslendim geçen gün.Anam anam o büyük büyük hurçlara bi grup Almanyalıyı falan öldürüp saklamış sanki. Bu ne? Giyerken tirtir titreten ceket o hurcun içinde olmuş 250 kg bir zırh! Yazın paso yemek yiyip aşkı memnu izlemiş sanki çuvalın içinde godoş.Ağırlına kurban olduğum kıyafetlerimi dizdim üç beş dolabıma.Ama yerleştirme sırasında ha çıktı ha çıkıcak dediğim hiçbişey çıkmadı.Oturdum uzun uzun düşündüm ''Benim şu kenardan bülbüllü kazağım nerdeydi,o boğazdan çaprazlı medyum memiş rengi yeleğime noldu?'' diye.SONUÇ: ORDA BIRAKTIM!

AL AŞKINI VER TİŞÖRTÜNÜ BÖLÜMÜ:
Her ayrıldığım insanda bişeyimi unuttuğumu farkettim.Önceden sadece ''hiii anahtarlığım onda kaldı!'' serzenişlerim yerini ''TİŞÖRTÜM O PEZEVENKİN EVİNDE YAAA OFF'' cümlesine bıraktı.Vallaha bravo bana ya ne diyim.Beynimin içinde hafiften de olsa bi çalışma seziyodum önceden ama artık ciddi ciddi böbreklerimle yönetildiğime inanıyorum.Ulan saf kezban safalak kezban madem bıraktın adamın evinde bişeyini  sen niye ondan bişey almıyosun dönerken? Hayır git odasının kapı kolunu çal ne bileyim tuvaletten klozet fırçası al sorun değil.Ama şöyle ''BENDE DE KULAKLIĞI KALDI EHİEHİEHİ'' de sonunda.Mesela 2 tane don kalmış eski sevgilimin tekinden ama görsen donları don değil adeta bir çirkinlik abidesi.Hayatımda beyaz slip don giydiğim de oldu ama bunlara her baktığımda ''La ben nasıl çıkmışım bu çocukla hallaa hallaaa :/'' diye kendimi sorguluyorum.Tamam benim de herşeyim kaliteli ve güzel değil ama sonuçta sevgilimle buluşmaya giderken elimdekinin en iyisini giyemeye çalışırım.İşte onları da orda bırakıp eve geri geliyorum ebruli donlarla.

HEDİYELER VE SİNEMA BİLETLERİ BÖLÜMÜ:
Sinema bileti,tiyatro bileti,kitap ayıracı gibi sürüsüyle gereksiz hırdavatı da atmamışım ben.Mesela Neşeli Ayaklar 2 biletini bulduğumda nasıl halıya çömüp zırladığımı düşünüyorum da cidden rezaletin kelime anlamıyım.Pixar görse yeminle o gece lambasını götüme sokar benim utanmıyo musun sen diye ...bkz:anlamayanlar için görsel anlatım Fotoğraflar da ayrı mesele tabi.Bilgisayardan silsen silemezsin senin güzel çıktığın 5500 kare vardır.Kırpsan kırpamazsın düdük gibi kulağı çıkar kenardan yine hatırlarsın onu. Gerçi özlemin bittikten sonra bi boka yaramıyo onu biliyorum da ama yine de kızgın oluyosun heralde o günlere.Ben sevmiyorum eski fotoğrafları (ama saklarım ahjgagfah) Bir de olur olmadık yerden çıkan mail veya mesajlar! Allahım yıllardır açmadığım mail adresimi bi açtım geçen bununla birbirimize gönderdiğmiz saçmalı salaklı webcam capsleri yok sırıtmacalar,dil çıkarmalar falan...Bİ GİT YA!

DÖNEM ŞARKILARI BÖLÜMÜ:
Mesela sevgili olduğun dönem severek dinlediğin o dönemin hit şarkıları ayrıldıktan sonra her biri kulağına MAKBER gibi geliyo.Sizin ortak şarkınız olsun veya olmasın,onunla birlikte olduğun zamanlarda hangi şarkılar listelerdeyse sen 1-2 sene sonra duyduğunda ''Iyyyy o boklu böcek vardı hayatımda o zamanlar'' diyosun.Aynı şeyler o dönem yayınlanan diziler,yarışmalar,kitaplar için bile geçerli.Hatta ve hatta o dönem yapılmış sosyal medya şakaları bile götürüp getirir seni aynı senelere.

Bak cosmopolitan yazısı olmaz dedim ama az daha yazsam ''bayinizden arap sabunu istemeyi unutmayın'' diye bi not bile iliştiricem şuraya.Ehehehehe.Ama işin özü ne olursa olsun sevdiğiniz kıyafetleri,eşyaları ve duyguları herkesle paylaşmayın...Sonra yazlık kışlıkları ayıklarken birgün bakmışsın ''Aaaa nerde benim bu acıma duygum yaa '' dersin :(

COSMOPOLİT KEZBAN ÖPER :)

LEĞENDEN SEVGİLERLE...


DİPNOT:Blogır buluşması olmuş ve sevgili BiGay bana haber verdiği halde ben davar gibi unutup eğlenceyi kaçırmışım.Okuduğum kadarıyla da çok güzelmiş bayaa da kıskandım.Dedikodularım döndüyse haberim olsun ajhagjh :D Özelden bildirin.Öperim :)

9 Ekim 2012 Salı

Çocuklarım Olmadan Asla!

Yazdan beri sürüsüyle nikah,gelin,topuz,damatlık,kaynana,elti,yenge,ayakkabı,gelinlik,davul,zurna,hoppidik,zoptirik gördükten sonra nihayet kertip kertip nikah masasına zımbaladığımız çiftlerimiz sekslerinin meyvelerini almaya başladı.TA DA DA DA ÇOCUK!

Belki biraz saçma gelebilir ama ben çocukluğumdan beri çocuk sevmem.Yani evet zaten o dönem sen de aynı boksun senin gibi olanı neden sevmiyorsun? diyebilirsiniz.Çok ta haklısınız.Ama kucağına bi bebek alıp ''ANNE ANNE BAK BEN TUTUYOM EFECANI EHEHE'' diye  ortalıkta neşeyle gezen çocukları da inkar edemeyiz.Bence hayvan sevgisi de ,yaşlı sevgisi de,çocuk sevgisi de zaten çocukluktan gelen şeylerdir.Ben o yaşta başladım tırtılları yoğurt kaplarında dut yapraklarıyla beslemeye...ne sandın anam? Pazardan alınan civcivleri az öldürmedim sevgiden.Eve gizlice soktuğum kedileri lavaboda az yıkamadım cifle (isteyerek olmamıştı tabi) Bu da bana o dönemlerden kalmış bir miras işte naparsın :(

ÇOCUKLAR ÜSTÜME ÜSTÜME BÖLÜMÜ:
Genelde bulunduğum ortamlarda çocuk varsa ilgilenmem.Bi nevi onların da birer şeytanın çırağı olduklarına inanıyorum.Bebeğinden tut teee bu ortaokula gelene kadar hepsinin içinde dizginleyemedikleri ilahi bi güçleri var bence.Mesela geçen gün bizim karşı komşunun küçük terörist başısı Kaan kalkmış gelmiş sabahın bi saatinde bizim salona.Annesinin bankada bi işi mi varmış? Kocasını mı aldatıcakmış? Neymiş? bilemiyorum şimdi ama uyandığımdan itibaren salondan gelen uzay mekiği seslerinin şokunu hala atlatamadım.Salona girdiğimde beni görür görmez koşa koşa gelip tekme atmak istemesi nedir peki? Allah aşkına ne şimdi bu? Ulan çernobil radyoaktif atığı,ulan düğme kafalı insan önce uyanana gelip bi ''GÜNAYDIN'' der de mi? Tamam onu sevmediğimi çok iyi biliyor ve anlıyor.Ben olsam ben de bana tekme atardım ama önce bi yüzümü yıkayayım yani...Ay bunun beni sevmeme sebebi de şu;Bi gün gittim bunun oyun kartlarını aldım odasından yerine benim küçükken okuduğum ''Bir Şeftali Bin Şeftali'' kitabını koydum.merak edenler için şöyle bir link var.. İşte yararlı bişey yaptık ya ımısını siktiğim o günden beri nerde görse bana ''Hooyuuuooon kartlarımııı versehneee yaaaa salaak'' diye tekme atmaya çalışıyo.Tövbeee tövbeeee.

PEKİ YA BENİM ÇOCUĞUM OLURSA BÖLÜMÜ:
Biliyorum hepinizin böyle salak salak hayalleri var.''Hayyy inşallah eşcinsel evlilik ülkemizde yasallaşır da biz de gideriz de evlat ediniriz de yok olmazsa taşıyıcı anne buluruz da dıdırız da bıdırız da..'' gibisinden.Ha hayallerinizi yıkmak gibi olmasın ama objektif olarak ülkenin durumuna bakınca ''Heee amk he'' diyorum.Herneyse bütün bu konuların dışında düşünüyorum da benim çocuğum olursa cidden ben napıcam?
Hadi diyelim erkek oldu.Çocukken evde 2 tane gay babayla yaşadı büyüdü okula gitti.O çocuğa ben durumu nasıl anlatıcam? Ya besleyip büyüttüğüm,yemeyip yedirdiğim,içmeyip içirttiğim it sıpası kalkıp homofobik olursa? Peki ya despot davranırsam da gidip uyuşturucuya başlarsa? Peki kanka olursam da gelip ''Hadi bi 3lü saralım mı lan eheheh'' derse? Peki kız arkadaşı olursa ve biz kızı istemeye gidersek? Kızın ailesi de homofobik çıkarsa ve bize kız vermezlerse? Allahım allahım sonra oğlan kalkıp bana ''Hep sizin ibnelikleriniz yüzünden yeaaa oooaaaff mutlu olamıyorum '' derse? Hadi diyelim isteme işini hallettik.Peki düğünde ''Şimdi anneleri dans pistinde görelim bakalım haydi eller'' dediklerinde kim çıkacak? Ben mi? Lan valla gerdanımı kıra kıra bi kasımpaşa attırım ama düğündeki insanlar taktıklarını geri alırlar.Off çok zor çok....Peki diyelim kızım oldu.Malum gaylikten kaynaklanan biraz geniş mezhepli tavırlarla kız kalkıp yollu olursa? Ya da aynı şekilde oğlanla olduğu gibi onla da kanka olursak,bana ''Baba Berk'e vercem ben ehehehe'' derse?Yolarım valla billa a-aaaa şuna bakın a dostlarrrrr:(( Peki bana dönüp ''Sen bana karışamazsaaaaaaaan sen deee heriflerle yatıyosooooğooon ben sanaaa soruyo muyoooom'' derse? Böylesine tiki ve çirkin bir kızım olursa? Hadi onu geçtim ergenlikte regl olduğunda ''Baba kan geldi'' dediğinde koşa koşa tentirdiyot ve gazlı bezle kızıma müdahale etmeye çalışırsam? Malum kuku bilgim sınırlı hatta hiç yok bile diyebiliriz.Offf çok zor çok çok çok zor....

İşte bunun gibi daha tonla düşündüğüm iğrenç şeyler yüzünden belki de çocukları sevmiyorum.Ha ama tabi bahane.Geçen sene gittiğim psikolog bana ''Sende pedofobi var'' dedi.Yani tıbbi olarak çoluklarınız ve  çocuklarınızı hazetmiyorum bu da böyle biline ehehehehe.Ama siz yine de ilerle evlenirseniz evlat edinin bir Ancelina Colilik yapın anacım sevinirim,ben almayayım


                                                  
TÜP BEBEK KEZBAN ÖPERRRR:)